Dosta özlem

Uzun yıllardan beri minik bir serçenin çırpıntısıydı bakışları…

Anasına haykırışıydı…

Arısını bekleyen papatyanın özlemi, özlemine kavuşmuş arısıydı…

Peteğin açlığı, balını çıkardığı çiçek, okşanmayı bekleyen ağzı açık toprak…

Sarı sıcak yaz güneşinde beklenen umut…

Ab-ı hayat dolu bulutlar, bulutlar dolusu sevgiydi paylaşımlar…

Islak bir gecenin ardından bir gün daha geçti sessiz…

Ve yüreğimiz üşüdü sensiz…

Islık çalan rüzgârın yalnızlığı değil ki bu haykırış!

Sımsıcak yüreğimiz üşüdü sensiz duyuyor musun?

Susuz kalan can evimiz ararken özünü, bir dostun sıcaklığını buldu. Umutlandık. Yüreğimiz tedirgin güllere döndü…

Her anında baharın…

Yaşama merhaba diyen, gülümseyen, gülümseten, kanayan ve kanatan her koku, her sürgün, her güzellik sensin be Dost…

Ama rüzgârda dökülen yapraklar oldu terimiz, heyecanımız, seni görme istemimiz, gecemiz, her anımız seninle sıcak, seninle güzel…

Yüce Dostluk kitabının Başyazarı mısın?

Özgür insan, gönlümüze çiçekler serpen, aşkımızın bekçisi, neşesi…

Nedir bu berraklık?

Bu içtenlik?

Seninle ağlamak, seninle gülmek güzel…

Yaşama tutunma dallarımızın sadık, samimi güvercini, gel artık, gel…

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube