Bağlı olmak başka bağımlı olmak başka

SABAHATTİN ATASOY

Psikolojik Danışman Mehmet Oral bağımlı kişiler ve bağımlı ilişkilere dair değerlendirmelerde bulundu. “Bir insanın, kendisini terk edeceği korkusuna neden olacak şekilde aşırı düzeyde başkalarının varlığına ihtiyaç duymasına bağımlı kişilik diyoruz” sözlerini kullanan Oral, bu durumun nedenlerine ve çözüm yollarına ilişkin gazetemize açıklamalarda bulundu. Oral, “Bu durum çocukluk çağında özerk, bağımsız olmayı hem aile içinde hem de okulda desteklenmeyen hatta çok fazla kısıtlanan kişilerde ileriki yıllarda çok sık görülebilir. Evliliklerde ve ilişkilerde ‘Defalarca ayrılmayı denedik ama olmuyor, kopamıyoruz’ ‘Beni dövse de, sövse de aldatsa da ondan vazgeçemiyorum’ ‘O olmadığı zaman kendimi eksik hissediyorum’ gibi cümlelerin içeriklerinde hep bir ilişki bağımlılığından söz etmek mümkündür. Maalesef ki bu şekilde devam eden ilişkiler sağlıksız bir döngüye ve sürekli mutsuzluğa sebep olur” dedi.

BAĞIMLI KİŞİ NASIL ANLAŞILIR

Oral açıklamasın devamında “Tek başıma ben bir hiçim, ifadesini yaşam felsefesi edinmiş kişilerle mutlaka karşılaşmışızdır. Bu kişilerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için lokomotif görevini üstlenecek birisine ihtiyaçları vardır. Çocuklukta bunlar anne, baba ve /veya kardeşlerdir. Yetişkinlikte ise bu genellikle partnerleridir” diye konuştu. Bağımlı kişilerin özelliklerini sıralayan Oral, “Bağımlı kişiler tek başlarına karar vermede güçlük çekerler. Yalnızlık korkusunu devamlı hissederler. El âlem ne der kaygısında olurlar. İlişkilerdeki her türlü değişimden korkarlar. Bağımlı oldukları kişileri kaybetmemek için kendi ihtiyaçlarını onların ihtiyaçlarına tercih ederler. Hep yaranmaya çalışırlar. Sevgi arayışı içindedirler. Beğenilmeye çabalarlar. Yaşamın içinde olmaktan çok dışında olmayı tercih ederler. Pasiftirler, sorumluluk almaktan kaçınırlar” dedi.

EVLİLERDE DURUM NASIL?

Evlilikte bağımlılığın ne şekilde ortaya çıktığını da anlatan Oral, “Bağımlı bireyler hayat arkadaşı olarak genellikle daha güçlü, daha aktif bireyleri tercih etmekteler. Eş olarak seçtikleri kişi, her ikisi adına hayati kararları verebilecek, tüm ailevi sorumlulukları üstlenecek, kısaca evin reisi olacak kapasiteye sahip olmak zorundadır.

Bazı çiftler öyle bir uyum içerisindeler ki, dışarıdan bakıldığında mükemmel bir çift olarak tarif edilebilirler. Bazıları gerçekten de sağlıklı uyumu yakalayabilmişlerdir. Ancak bir kısmı köle efendi ilişkisi içerisindeler. Şöyle ki, eşlerden biri kendisiyle ilgili tüm kararları ve sorumlulukları diğer eşe teslim etmiş durumdadır. Teslim alan eş ise kendi kişilik özelliklerinden dolayı bu durumdan hiç de şikâyetçi değildir. Bu tipolojide olan çiftler ilişkileri sağlıksız olmasına rağmen, genellikle hayatı boyu evliliklerini devam ettirirler. Tarif edilenin zıddı durumlarda bağımlı olanın eşi, iki kişilik sorumluluğu üstlenmeye karşıdır. Eşi her ne kadar şikâyetçi olsa da, karşı taraf kendine düşen sorumluluğu alamamaktadır. Böylece bu evlilikler genellikle boşanma ile sonuçlanmaktadır” dedi.

SAĞLIKSIZ BAĞIMLILIKTAN, SAĞLIKLI BAĞLILIĞA NASIL GEÇİLİR?

Her bireyin doğuştan itibaren yakın ilişki kurma ihtiyacı olduğunu ve bağlanabilme özelliği ile de bu ihtiyacını giderdiğini belirten Oral, bağlı olmayla bağımlı olmanın arasındaki farkın önemine dikkat çekti ve “Bağımlı olmamak için değişime karşı istekli olmak gerekiyor. Motivasyon ve sabır da bu konuda oldukça bir role sahip. Kişi bir yakınından veya bir uzmandan destek almaktan çekinmemeli” önerilerinde bulundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube