Beyaz Kartal cennete uçtu

GÜLŞAH DÖNMEZ

Kırıkhan Kültür Sanat Derneği Başkanı A. Vasi Köse, son olarak Özyurt Gazetesi yazarı Musa Göçer ile söyleşi yapan büyük şair Bahattin Karakoç’u anlatan bir yazı yazdı. Köse’nin yazısı şöyle:

Adana’da bir cadde kenarında onu beklerken, burnu Kaf dağında bir şairle karşılaşacağımı düşünmüştüm. Şiirlerini ne yazık ki ezberleyemediğim, Hüseyin Uzel’in tanımı ile Şiirimizin Beyaz Kartalı Bahattin Karakoç “amca” bastonuna yaslanarak ve yanındaki Doktor oğlu Bahadırhan Karakoç’la görünce “Umut Kalenin Burcundaki Kartal’ın” nasıl bir abide olduğunu algılamaya başladım. Elini öptüm. Yılların verdiği yük omuzlarında ve dizlerinde kendini gösteriyor,  çeşitli hastalıklarla mücadele ettiği anlaşılıyordu. Ön koltuğa oturdu. Yola çıktık. Kırıkhan’da “Vefa Gecesi” düzenlemiştik. Sağlıkla ve “Üstadı yormadan 190 km’lik yolu, Amanosları aşıp getirecektim.

“Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman” isimli şiiri, arkadaşım Mahmut Yıldırım’ın seslendirmesiyle kulağımda çınlayıp duruyor.

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü

Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü

Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü

Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana

Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

 

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan

Kimseye uğramam ben sana uğramadan

Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana

Takvim sorup hudut çizdirme bana

Ben sana çiçeklerle geleceğim

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

 

‘Uzaklara Türkü’yü kaç kez okuyup, söyleyip durdum. Her defasında “Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman” kavuşma taahhüdünü tekrarlayarak geldik Kırıkhan’a.

Gece bitti. Sahneden aşağı indik. Ellerinden sıkı sıkı tutuyordum. İncinmesin, yorulmasın diye. Bahçede koşuşturmalar. Kaymakam Mustafa Erkayıran ve Vali Yardımcılarımız Mahmut Hersanlıoğlu ile Orhan Mardinli ve Kaymakamlar dinleyiciler. Kulağıma eğildi “Oğlum acıktım. Bir çorba içsem” diye fısıldadı. Açık olan Paçacı Yaşar’a gitmelerini Kaymakam beye aktardım, biz de Kırıkhan Kültür ve Sanat Derneği yöneticileri olarak bir pastaneye gittik.

Dr. Hasan Ayparlar, Başkanımız Hüseyin Celil, Antakya’dan gelen Dernek Başkanı Ali Parlak, Zeynel Abidin Payas Vali Yardımcıları. Beyaz Kartal’ın Kanatları altına giren, onun o muhteşem şiirleri ve şairlik yönünü bilenler toplandı salonda. Yeni tanıdığım, kişiliği ve bilgi birikimi ile hayran kaldığım genç şair Musa Göçer’e telefon ettim. Sağ olsun geldi. Sonra bağlama ustası bir arkadaşı alıp gelmesini istedim. Gökhan Sünber isimli arkadaşla geldi.

Musa Göçer Bahattin Karakoç’a seslenerek onun gençlik yıllarından kalma bir şiir okudu. Yanına geldi. Ellerinden öptü. Karakoç; “Ben bile unutmuştum evlat, Teşekkür ederim” dediğini duydum. Mahmut Vali’m bir Harput Türküsü söyledi, şiirler, türküler derken vakit gece yarısını geçtiğinde onu daha fazla yormamak amacıyla ayrıldık.

Hatay’daki kadim dostlarımdan Metin Dingil’in yönettiği Özyurt Gazetesi’nde Portreler isimli Sayfa için Bahattin Karakoç’la bir Söyleşi için Oğuz Karakoç’la haberleştik. Kararlaştırdık ve bir Pazar günü Musa Göçer ile çıktık yola. Hassa’dan Şemsettin Arık’ı aldık Kahraman Maraş da bizi bekleyen Tayyip Atmaca’yı da alarak “Üstadın” evine geldik. Traş olmuş, takım elbisesini giymiş, kravatını takmış “beyefendi” bir şair. Evindeki kitapların süslediği duvarlar başımı döndürdü. Ben kütüphanemle övünürdüm. Bu Kütüphane haline gelen evi görünce utandım. Bu kadar mı düzenli olur. Odalar, kitaplar, Raflarda, sehpalarda üst üste kitaplar. Masa üzerinde dosyalar. Tasnif edilmiş “evrak-ı metrukeler” Duvarda kardeşi Abdurraman Karakoç’a ait bir fotoğraf. Musa, söyleşisine başladı. Abdurrahim Karakoç’u son gördüğü zamanı anlatırken Musa bir yandan, ben bir yandan gözlerimizden düşen yaşlara aldırmadan noktaladık o son buluşmayı.

Söyleşi sırasında söylediği sözler hala kulağımda. Bin yıl düşünsem gelmez aklıma. Ama şair binlerce yıllık gelenekten süzülüp gelen ve ancak zirvedekilerin gönlüne, diline akan o sözleri söylerken içimde çöreklenen hüzün gözlerimi zorluyor. “Merak etme iyi ol evlat” dedi. “Ölümün bir özgül ağırlığı vardır, ağır gelmesin sana. Dik dur, bir duruşu olmalı yiğidin. En güzel şiirdir şairin duruşu”

Nereden bilirdim Beyaz Kartal’ın son söyleşisi olacağını. Nereden bilirdim onun dönülmez bir uzun yolculuğa çıkıp Cennet’te şiir yazmaya gideceğini.

Büyük oğlu Oğuz Karakoç’un mesajını okuduğumda ona armağan olarak en güzel duayı ettim. Bu yazıyı yazarken ne kadar zorlandığımı anlatamam. O gün daha uzun oturmamızı istemişti. Misafiri olmamızı, sohbet etmeyi çok istemişti. Yol uzun dedik, bekleyenler var dedik. Bir başka zaman yine geliriz dedik. Hep deriz ya. Yine geliriz. Kim bilir. Nerede ne zaman, nasıl buluşuruz…

Son bir şiir eklemeliyim. Hüseyin Uzel’in Şehit olan ağabeyi Hurşit Uzel anısına yazdığı ve Bahattin Karakoç’a armağan ettiği şiir.

UMUT KALENİN BURCUNDA BİR BEYAZ KARTAL

Şiirin bir bölümü şöyle

Umut Kalenin burcunda bir Beyaz Kartal uçar

Mavi sayfada beyaz mühür, ak kanatta gök yazgı.

Çiçek açar süzüldüğü yamaçlar

Onu görmek için uzar da uzar

Başı bulutlara değen ağaçlar

 

Biliriz, pusuya yatmış amansız bir avcıdır zaman

Düşürse de kırmasının dilini

Kurutamaz beyaz umudun kıtlık kıran sebilini

Olamazsa bu gök sana barınak

Umut Kale’nin burçlarında kal

Keskin bakışların yiğitçe, yüreğin çatal

Gönlümüz yuvan olsun, terk etme Beyaz Kartal

 

Bir Şairi, bir düşünce adamını, bir Anadolu insanını daha kaybettik. Gidenlerin yeri ne yazık ki dolmuyor. Üzerimize düşen onların yolunda yürüyen, onların arzuladığı nesilleri yetiştirip kültür ve sanat dünyasına kazandırmak olmalıdır.

Başladığı ve son şeklini vermeye çalıştığı kitabını inanıyorum ki oğulları yayınlayacaktır. Yaşasaydı neler katardı Türk Şiirine ve kültürüne bilinmez, ancak O; “Ölümün bir özgül ağırlığı vardır, ağır gelmesin sana. Dik dur, bir duruşu olmalı yiğidin. En güzel şiirdir şairin duruşu.” dediği gibi dik durdu. Cennet’te gönlünce yaşasın…

Vasi Köse

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube