Bilimin ışığında insan!

Bilgi, hayallerimizi gerçekleştirme, hayatımızın idamesi yolunda hepimizin sahip olması gereken temel bir ihtiyaçtır. Bilgi şefkatli bir ana gibidir, her zaman yanımızda olur…

“Bilgi bil, insan ol, kendini yükselt ya hayvan sayıl, ayrıl insandan. Bilgisiz dil, yürek neyine yarar, bilgiyle su gibi herkese faydan.”

Güneşsiz bir dünyada yaşamak neyse, bilgi güneşi olmadan yaşamak da öyle bir şey. Bilgi karanlıkları aydınlatır. İnsan ruhunu canlandırır. Potansiyel üstünlüğe kavuşturur.

Günümüzde bilgi edinmenin en önemli ve en güvenilir yolu okumadır. “Bütün iyilikler, bilgiden olur, bilgi ile insan göğe yol bulur.” demiş Yusuf Has Hacip. Okuyan bireyin ufku genişler, iyileşir, güzelleşir, olgunlaşır. Bilinmeyenleri biline bilir, anlaşılmayanları anlaşılabilir kılar. Yeryüzünü de muhteşem renklere boyar…

“Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır. ”demiş Einstein. Halkına verimli, etkin ve kaliteli bir eğitim veremeyen ülkeler ilerleyip, yükselemez… Her zaman başka ülkelerin kölesi olurlar. Eğitimin asıl amacı, insanın kendini bilmesi ve kendi özünü eğitmesidir. En gelişmiş uluslar, bilime ve sanata yatırım yapan uluslardır.

Evrensel tarih boyunca yeryüzünde tek bir tane ülke veya kavim gösteremezsiniz ki, bilimden doğan gelişmeler olmaksızın, zenginleşmiş olsun. Uluslar ancak bilgiyle büyür, itibar görür…

Allah’ın kitabında: “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? ”diyor. Bilen insan yağmur damlası gibi düştüğü yeri yeşertir, diriltir… Bilmeyen insan ise davula benzer, ses çıkarır ama içi boştur. Okumaz, kördür, dili zehirlidir. Hayvanlar gibi yer, içer, yatar, zevki sefaya dalar. Ve her türlü cahilliği yaparak hem kendine, hem de başkalarına kötülük eder…

“İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır.” demiş Yunus Emre. Kendini bilmek,  kendi iç dünyamızda olup, biten duygusal ve düşünsel süreçlerle ilişki kurmaktır. Kendimizle ilgili bir anlayışa kavuşmaktır. “Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz.” Kendi kusur ve eksiklerimizi görüp düzeltirsek, hem kendimize hem de başkalarına zarar vermemiş oluruz…

Mevlana da: “Kendinden kendine sefer eyle. İnsan büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır. Fakat bu karanlıklar ve perdeler bırakmaz ki insan içindeki bilimi okuyabilsin. Bu

perdeler ve karanlıklar, bu dünyadaki türlü türlü meşguliyetler, insanın dünya işlerinde aldığı çeşitli tedbirler ve gönlün sonsuz arzularıdır. ”demiş. Yüreğimizin ve zihnimizin derinliklerinde neler gizli, neler… İçimizdeki mevcut nitelikleri ortaya çıkarmak için, kendi benliğimizin derinliklerine dalmalı… Kendini bilmek, insan olmanın, insanca yaşamanın ne olduğunun bilincine varmaktır. Kendimizi tanıma, duygu ve düşüncelerimizin, istek ve ideallerimizin güçlü ve zayıf yanlarımızın farkına varmak ve davranışlarımızı kontrol etmek demektir. Kendimizi tanıdığımız zaman daha iyi, daha olgun insanlar oluruz. Hem kendimize hem de başkalarına faydamız dokunur.

Derin düşünen, kendini gözetleyen, kendini sorgulayan insan, yüreğini daha iyi tanır.

Ben kimim? Ben neyim? Varlığımın amacı ne? Neden yaşıyorum? Ne istiyorum hayattan?

İyi yanlarım, kötü yanlarım nedir?.. Kendimin ve başkalarının hayatını nasıl iyileştirip, güzelleştirebilirim?.. Bu sorulara yanıt verebilmemiz için kendimizi tanımaya ve anlamaya çalışmalıyız.

Yazar, ressam, şair, savcı, doktor, bakan… olmak kolay ancak gerçek insan olabilmek zor bir sanattır. Bilimlerin en faydalısı da insana insan olmayı öğreten bilimdir. Keşke yüksek okullarda “insan olabilmek” diye bir bölüm olsa…

Amerik’nın ünlü avukatlarından Gerry Spence:

“Aya giden, atomu parçalayan, genleri yeniden birleştiren insanlık, kendi insanlığını henüz öğrenemedi. Tüm teknik gelişmelere rağmen insanlık yönünden henüz karanlık çağlar yaşıyoruz.” diyor. Günümüzde yaşanan savaşlar ve katliamlar da bunları ateşleyenlerin insanlıktan ne kadar uzaklaştıklarını gözler önüne sermektedir. Dünyada yaşanan katliamlar insanlığımızı öğrenemediğimizin kanıtıdır…

Einstein: Dünyada tek bir çocuk dahi mutsuz olduğu sürece büyük icatlar ve ilerlemeler yoktur. Yer yüzündeki şartların düzelmesi sadece bilimsel buluşlara değil, çok ahlaklı bir yaşama düzeninin gerçekleşmesine bağlıdır.” demiş.

Aborjinler’e: “Sizler neyi kutlarsınız? ”diye sormuşlar. Aborjinler: “Daha mükemmel olmayı. Bizler eğer geçen yıla oranla daha iyi, daha bilgili olursak bunları kutlarız!” diye cevap vermişler.

Herkes kendi yüreğini süpürseydi,  dünya daha yaşanası bir yer olurdu…

Bilimin, sevginin, aklın ve barışın ışığından ayrılmadan özlemini duyduğumuz geleceğe ulaşmak dileğiyle…

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube