Çiftçinin hâli

Çocukluğum hep köyde geçtiği için orta düzeyde çiftçilerin zorluklarını, dertlerini, neyden şikayetçi olduklarını biliyorum.

Şehirde yaşadığımız için önümüze sunulan sebze meyve ve tarım ürünlerini hazır olarak tüketiyoruz.

Acaba bu ve benzeri ürünlerin önümüze gelene kadar ne gibi aşamalardan ne kadar zorlu bir süreçten geçtiğini biliyor muyuz?

Şu andaki tarım politikası tamamıyla dışa bağlı hale gelmiş durumda.

Halbuki insan gücümüz var.

Tarım alanlarımız var.

Tarım ürünleri çeşitliliği var.

Peki eksik olan ne?

Size söyleyeyim milli irade eksikliği var.

Siyasi irade eksikliği var.

Vatan sevgisi eksikliği var.

Yoksa her şey mevcut.

Peki geldik, ‘sorun nerede?’ sorusuna.

Hiç başkalarını örnek göstererek anlatmayacağım;

Ben aslen Altınözü ilçesindenim…

Tütün, pamuk, zeytin ve buğday yetiştiriyorduk on sene öncesine kadar.

Tütün devlet politikasıyla üretimi durdurulmuş alınmayacağı söylendi, birinci kalem gitti.

Kaldı üç

Pamuk; mazot 6 lira, gübre astarından pahalı, sulama masrafları işçiliği derken, kilosu da 1,5 -2 lira olunca elde bir şey kalmadığı gibi üstüne borçlanıyorsunuz.

Buda gitti kaldı iki.

Zeytin; ekilmesi sürülmesi masrafları toplatacak insan gücü bulamayınca, üstüne bir yıl aralıklarla mahsul alabiliyorken, tarımı yapılması imkânsız hale geliyor.

Ve kaldı bir.

Buğday; diyebilirsiniz ki buğday tüketimi çok olan bir ürün buradan kâr edebilirsin…

Sadece bir örnek vereyim. 250 gram ekmek 1.5 lira, buğdayın kilosu 1 lira başka bir şey konuşmaya gerek kalmıyor sanırım.

Kaldı elde sıfır.

İşte tarım politikasının anlatımı bu kadar kısa ve bu kadar hüzünlü.

Yorum sizin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube