Cinsellik ve cinsel eğitimin önemi

Cinsellik; “hem en çok merak edilen, hem de en çok yasaklanan, hem en çok konuşulan hem de aslında hiç konuşulmayan, çok bilindiği iddia edilen ama aslında çok az bilinen, bir yanda övünülen diğer yanda ise aslında çok utanılan bir konu olması nedeniyle zorlu bir konudur.” (Psikiyatrist Cem İNCESU)

Bu tanımın belki de bizi ve toplumumuzu en iyi anlatan tanım olduğunu düşündüm. İnsanlarda cinsellik doğum öncesinde başlar, ölüme dek sürer. Cinsellik sadece fizyolojik gelişimle ilgili olmayıp duygusal ve zihinsel gelişimle de yakından ilgilidir.

Cinsellik, tarih boyunca insanoğlu için karmaşık, gizemli ve korku kaynağı olmuştur. Buzdağının görünmeyen kısmı gibidir. Genelde kötüdür, insanlar sevdiklerine cinselliği yakıştıramaz. Cinselliğin inkarı bir çözüm olmaktan çok sorunları giderek içinden çıkılmaz bir hale getirmektedir. Batı kültürlerinde cinsellik davranışsal şekilde ifade edilirken, doğu toplumlarında ise cinsellik daha çok zihinsel olarak kendine yer bulmaktadır.

Az gelişen ve gelişmemiş ülkelerde cinsellik halen bir tabu halinde olabilmekte; “ayıp-günah ve yasak” olarak görülebilmektedir. Ülkemizde de durum bundan farklı değildir. Cinsellik konuşulmaz, ayıplanabilir veya kişilerin gülme-alay konusu olarak görülebilmektedir. Bu yüzden cinsellikle ilgili doğru bilgilere ulaşmakta zorlanmaktayız. Bilgisizlik ve deneyimsizlikte insanları mutsuz etmektedir.

Deve kuşlarının kumun altına kafalarını geçirmeleri gibi bir tavır ile cinselliğe yaklaşmaya devam edersek Cinsellik konusunda hep çok geride ve yetersiz kalacağımızı söyleyebiliriz. Bu da problemli cinsel yaşama ve problemli ilişkilere neden olabilecektir.

Yapılan araştırmalara göre; Kişiler genel olarak yaşamları süresince en az 1 Cinsel işlev bozukluğu yaşamaktadır. Görüldüğü üzere derinde gözüken ama ciddi bir problem alanı ile karşı karşıyayız.

Cinsel problemlerin temelinde; en başta cinsel eğitimin ülkemizde sağlıklı olarak verilmemesi yatmaktadır. Ayrıca cinsellikle ilgili olumsuz düşüncelerin olması, günah, önyargı, suçluluk gibi duyguların yatması buna destek olmaktadır.

Ülkemizde Cinsel eğitim çalışmalarının 2018 yılında bile halen çok kısıtlı olduğunu söyleyebiliriz. Batılı ülkelerde bu eğitim okul öncesi dönemde 3-4 yaşlarında başlamaktadır.3-4 Yaşındaki çocuklar ebeveynlerine cinsellikle ilgili bazı sorular sorabilmekteler. Ebeveynlerin bilgisiz olması onları çocuklar karşısında panik etmektedir, ne yapacağını bilememektedirler. Bu yüzden bu soruları geçiştirme veya görmezden gelerek gidermeye çalışırlar. Oysa bu çocukların sorularına doğru anlaşılır cevap verilmesi, çocukların dışarıdan (internet-arkadaşlar) edinecekleri yaşlarına uygun olmayan yanlış bilgilerin önüne geçecektir.

Geçmişten bugüne cinsellik konusunda ülkede olumlu gelişmelerin az olmasından yakınmaktayız. Toplumun cinsel yönden eğitilmesi ve bilinçlendirilmesinin oldukça önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum.

NOT: Gelecek zamanlarda cinsellikle ilgili çeşitli yazılarımız olacak. Çocuklar, kadınlar, erkekler ve ilişkiler üzerine güzel çalışmalarla birlikte olacağız.

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube