Çocuk gelinlere karşı duruş!

Canan Tan, her yayımlanan kitabıyla yankı uyandırmayı sürdürüyor. Üstlendiği görevini de başarıyla yerine getiriyor. Canan Tan, bir sevdanın peşi sıra koşturup duruyor…

Doğan Kitap’tan çıkan Pembe ve Yusuf’u da bir çırpıda okudum. Anadolu gerçeğine, töreye kafa tutarak yazılmış bir kitap.

Canan Tan okurları için kendilerine yabancı olmayan bölümle başlıyor roman. Romanın daha ilk sayfalarında ben bu bölümü daha önceki öykü kitaplarında okumuştum, Ademoğlu Pansiyon’da geçmişti olay diyorsunuz. Romanın Yusuf başlıklı bölümünden sonra geriye dönüşle romanın içine dalıyorsunuz.

Keder çıkıyor karşımıza, adı üstünde yaşamı da kederlerle yoğrulmuş bir kızcağız. Doğar doğmaz babası tarafından dışlanıyor. Bir türlü sevilmiyor yıllar geçse de. Doğduğu gün dedesi Hayrullah Bey ölüyor. Doğduğu gün uğursuzlukları da beraberinde mi getirmişti acaba?

Keder, adının aksine güler yüzlü, neşeli bir çocuktu. Annesi Zehra Hanım, bu tatlı kızıyla her zaman onur duyuyordu. Ya babası, bir kez olsun sevmediği, okşamadığı, sürekli dışladığı kızıydı kendisi için. Servet Beyin kızları arasında en gösterişli olan Gülistan’dı. Erken gelişmiş, talipleri de hemen çıkmıştı. Servet bey, küçük kızı bir an önce evden uzaklaştırmak ister. Bu yüzden de Gülistan’ı istemeye gelen İsmail’e Keder’i verirler. Keder, evlendiğinde on dört yaşında bile değildir. Evlendikleri gece odalarına çekilirler. İsmail katı kurallarla yetişmiş, ne gördüyse uygulayan buyurgan birisidir. Çıkar üstündekileri, komutunu verir. Keder, üstündekileri çıkartır, ama çok utanmaktadır. “ İsmail’in gözleriyse Keder’in henüz açılmamış duvağında takılı kalmıştır. Komik bir manzaraydı karşısındaki. Başındaki tülden duvağı ve üzerindeki beyaz, kolsuz gömleğiyle sahibi tarafından rastgele giydirilmiş cansız bir bez bebeğe benziyordu.” (sayfa 38)

Ülkemizin bazı yörelerinin büyük sorunu çocuk gelinler. Canan Tan romanında bu konuya dikkat çekmek istiyor. 23 Nisan 2015 günü yapılan törenlerde Şiirt’te “ Erken Yaşta Evliliğe Hayır.” pankartının açılması boşuna değildi. Ardan birkaç ay geçtikten sonra Anayasa Mahkemesinin “ Resmi nikah olmadan dini nikaha izin veren kararı” kuşkusuz çocuk gelinlerin yolunu yine açacak mı? sorusu belleklere takıldı. KAMER Vakıf Başkanı Nebahat Akkoç, “ Anayasa Mahkemesinin kararı erken evliliklerin önünü açmış olacak. “ derken kaygısını dile getiriyordu.

Romanda anlatılanlar, özellikle Keder’in yaşadıkları iyi bir gözlem, yaşanmışlık gerektiren olaylar, 30 Ekim 2014 günkü Cumhuriyet Kitap Eki’nde Özge Bahar’la yapılan söyleşide Canan Tan, “ 21 yaşında gelin gittim Diyarbakır’a. Töreyle ilgili pek çok yaşanmışlığa tanık oldum. Bu konuları çok derinlemesine inceledim. Mesela “Piraye” romanımda kuma olgusu var. Bu kitapta ister istemez çocuk gelin hikayesine girdim.” Keder’in yaşadıkları öyle canlı anlatılmış ki gözlem gücünün etkisi belirgin olarak görülüyor. Bazen öyle ayrıntılara giriliyor ki acaba yazarın başından mı geçti bunlar demeden yapamıyorsunuz. Yazarın gücü burada ortaya çıkıyor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube