Day3a T’tase vizyona girmek için gün sayıyor

SABAHATTİN ATASOY

Yönetmenliğini Süleyman Eskiocak ve Nebih Keremoğlu’nun yaptığı Arapça uzun metraj filmi Day3a T’tase (Kayıp Tas) kısa bir süre sonra vizyona girecek. Hikayesi Nebih Keremoğlu, senaryosu Ferhat Zidani tarafından kaleme alınan filmin çekimleri 6 Mart 2018 tarihinde başlamıştı. Filmin yönetmenlerinden Süleyman Eskiocak, çekimleri biten ve vizyona girmek için gün sayan film hakkında gazetemize bilgi verdi.

Eskiocak, “Asıl olan güneşten olandır. Çünkü o gerçektir. Ve yaşamı devam ettirir. Filmimizde tıpkı bu güneş gibi Arapçanın ışığından geliyor. Ve yaşamı hayatı, atalarımızı devam ettirip var etmek istiyor. Arapça özünde gerçek bir sinemayla birlikte şevk ve coşkunluk uyandıracak denli köklü ve derin bir dildir. Çağdaş sinemada örneğine çok az rastlansa da yerel Arapça şivesi ile evrensel bir hikâye anlattık.  Arapça sanılanın aksine çok estetik ve derin bir dildir. Filmdeki ana amaçlarımızdan biride bunu ortaya koyabilmekti. Arapçada en sıradan kelime bile sizleri gülümsetebilir. Bu çok nadiren karşılaştığımız bir gerçektir” dedi.

MANEVİYATIMIZI KAYBETTİK

Filmin inşa edildiği değer ve düşünce hakkında da bilgi veren Eskiocak, “İnsanın hırsı, kibri ve bütün kötü arzularını, sadece insanın sevgisi ve aydınlanmış o parlak zihni her seferinde yenecektir. Kibir ve hırs sadece dünyayı değil onu taşıyan canı kirletir. Ve insan aslında her ne yapıyor olursa olsun bu sevgide olsa kötülükte olsa aslında kendisi dışında çok az kimseye zarar verecektir.  İnsanlar bugün çıldırmış gibi yaşamaktadırlar. Film buna bir eleştiri getirerek aslında kaybettiğimiz şeyin madde değil mana olduğunu ortaya koymaktadır. Yani biz madde olan kaseyi değil manaya ait olan kasemizi, bütün bir maneviyatımızı kaybettik. Filmde bazıları hariç herkesi arkasında sürükleyen de budur. Gerçek hayatta bugün insanlar çıldırmış gibi sadece maddenin peşinde koşmaktadır” sözlerini kullandı.

ABSÜRT KOMEDİ, DUYGUSALLIK DA VAR

Filmde rol oyuncular hakkında da konuşan Eskiocak, “Nebih Keremoğlu ve Süleyman Eskiocak olarak bu filmi yönetmek için yola çıktığımızda, bu filmde ünlü birilerini oynatmamaya karar vermiştik. Ve her ikimizde bu halkın içinde çok köklü bir sanat duygusu, sanat aşkı ve sanat birikimi olduğunu biliyorduk. Buna inancımız sonsuzdu. Ve mucizevi bir şekilde herkeste olağanüstü değerde bir birikim olduğundan ve duygularını atalarının şivesi ve o tatlı yoğunluğu ile verebileceklerinden emindik. Ve filmdeki yardımcı oyuncu ve figüranlarımız dahil bizleri hiç yanıltmadılar. Bütün bunlar bizim için bir yaratma ve koruma içgüdüsüyle birleşince ortaya böyle bir film çıkmış oldu. Film absürt komedi türünde olmasına rağmen bol duygusal anlar içeren bir dram filmi aynı zamanda. Yani filmimiz tamamen absürtlüğe sığınmadan gerçek bir drama sunmayı vaat ediyor” diye konuştu.

YERELİ TAŞIYAN EVRENSEL BİR HİKAYE

Eskiocak, “Hikâyemiz çok yabancı olmadığımız ama kutuplardaki insanları bile ilgilendirip ırgalayan bir hikâye. Yani yereli taşıyan evrensel bir hikâye hem de Arapça. Bu filmle birlikte insanlara onların zihinlerindeki ışıkları titretecek derece görkemli, estetik, duygusal bir yolculuk vadediyoruz. İçinde hepimizin kendini bulacağı ve kendimizi bulduğumuz kadar da kendimizi sorgulayacağımız bir şölen sunuyoruz.  Atalarımızın dilinde gülmek, hüzünlenmek ve geçmişin o ruhu titreten ışıklı tozlu sayfalarında gezinmek isteyen herkes bu filmi izlemelidir. Eğer çocukluğunuzdaki o görkemli, saf ve temiz dünyayı, o harikulade atmosferi arıyorsanız bu filmi mutlaka izlemelisiniz. Filmimizin ayrıca Türkçe altyazısı eklenerek bu görkemli ışığın herkese ulaşmasını sağlamış olacağız. Galada, birlikte olmak ümidiyle” diyerek sözlerini noktaladı.

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube