Dünya nasıl kurtulacak?

Corona illeti birçok insana bulaştı. Hastalığı başarıyla atlatan bir çok insanla sohbet ediyorum. Şikayetlerini soruyorum. Hafif ateş, hafif eklem ağrısı, hafif öksürük… Vucut dirençleri yüksek olanlar ise bu hastalığı rahat atlattıklarını söylüyorlar. Bağışıklık sistemi zayıf, kronik hastalığı olan insanlar ise çok zor anlar yaşayabiliyorlar. Hatta ölümle sonuçlandığına da çoğu kişi tanık olmuştur. Bağışıklık sistemi zayıf olanlar nezleyi bile zor atlatırlar. Bu arada her öksüren insana koronalıymış gibi davranılmasından vazgeçilmesi gerekir. Ben son 7 yıldır bu mevsimde soğuk algınlığına bağlı olarak öksüren birisiyim. Ama şimdilik koronalı değilim. Vücut direncimizi güçlü tutmaya ve beslenmemize dikkat etmemiz çok önemli bir adım olarak görülmelidir. Aslında bireysel çözümler sunmak yerine, toplumsal ve kalıcı çözümler üretmek daha mantıklı geliyor. Bir fikir olarak özellikle bu dönemlerde vucut direncini güçlendiren bitkiler yetiştirsek daha yararlı olmaz mı? Neden mi? Yediğimiz ekmekte bile kaç çeşit zehir olduğuna dair yayınlar okuduk. Dört duvar arasında yetiştirilen hormonlu tavuklar zehir saçıyor. Yediğimiz sebze ve meyvenin tadı yok, kokusu yok, rengi yok. Kurtlar bile yemiyor. Sebep? Genetiği değiştirilmiş tohumlarla yetiştirilen sebzeler ciddi tehlike olmaya devam ediyor. Biz yerli tohum kullanmayı yasaklamaya devam edelim. Hangi akla, hangi mantığa sığdığını bilen varsa açıklasın lütfen… Kullandığımız şeker kanser hücrelerine yarıyor. Bulaşık ve çamaşır deterjanlarının kokusu vücudumuzdaki yararlı hücreleri öldürüyor. Tamamı kimyasal… Hazır olarak kullandığımız gıdaların hepsi katkı maddeli…

Baz istasyonlarının yaydığı radyasyonun vucudumuza verdiği zararı henüz idrak edemedik. kanser olaylarının neden bu kadar arttığını bir türlü anlamıyoruz. Türkiye’de ilaç ihtiyacı ve tüketimi gün geçtikçe artıyor. İlaç tüketimi arttığı halde gerçek anlamda iyileşme gözlenmiyor. Bu ilaçları üreten firmalar, insanları “öldürmesin ama tam da iyleştirmesin” mantıyla üretip satıyor. Bu anlamda insan hayatı üzerinden daimi kazanç sağlamaya devam ediyorlar. Doğal olarak vucudumuza aldığımız bir oksijenimiz vardı. Malum her yaz ülkemizin iyi konumda olan ormanlarımız yakılmaya devam ediliyor. Ülkemiz hariç dünyanın hiçbir yerinde kışın ortasında orman yangınlarına tanık olan kimse olmamıştır. Ne garip? Gerçi biz geçmişte daha büyük felaketleri de gördük, yaşadık… Oksijen kaynağı güzelim ağaçlar gibi otellerde masum insanların yakıldığına da tanık olduk. Ormanlar gibi insanları da yaktılar. Gündeme dair konuşurken aklıma uzun yıllardır hızla artan ve hiçbir ilaçla tam anlamıyla düzeltilemeyen hastalıklar geliyor. Kanser, şeker, tansiyon, astım, kalp krizi, damar tıkanıklığı gibi…. Peki Sars, Pers, Ebola, Kuş Gribi, Domuz gribi ve son dönemlerde artan ve dünyaya yayılan corona gibi hastalıklar sizce tesadüf mü? Yoksa başka sebepleri var mı? Bir insan vücudu bu kadar kötülüğe daha ne kadar direnç gösterebilir ki? Ya da koskoca bir ülke bu kadar ihaneti nasıl kaldıracak? Dünya nasıl kurtulacak?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube