Eskimeyen aktör Salih Güney

Çocukluğumuzun, gençliğimizin yıldız oyuncusu Salih Güney. Onu filmlerde görmek bile çocukluğumuza döndürüveriyor bizleri. Bizim kuşak tarafından seviliyor, saygı görüyorlar Salih Güney ve dönemin oyuncuları. O dönemin oyuncuları içtendi, ne oldum delisi olmadılar. Popülizmin vıcık vıcık batağında önce baş tacı edilip sonra debelenmediler. Çoğu kıt kanaat geçindi. Bir figüranın bile belli bir alt yapısı vardı. Dünya ve ülke sorunlarına kulaklarına tıkamadılar. Çözümler üretip çare olmaya çalıştılar…

Antikleş sergisi vardı. Adından da anlaşılacağı gibi antik ören yerlerinin leşe çevrildiğinin bir belgeseliydi tüm sergilenen eserler. Gelecekler arasında Salih Güney’in de adı geçiyordu. Mustafa Yıldız’la birlikte sergiyi geziyorduk. Salih Güney gelir mi acaba, diye konuşuyorduk. Sergiyi gezdikten sonra baktık bir köşede tek başına sergiyi izleyen Salih Güney’i gördük. Sevindik, mutlu olmuştuk. Biraz sonra yanına gittik. Bizleri yanında görünce nasıl da sevindi. Mutlu olmuştu. Gerçekte mutlu olan bizlerdik, yıldız bir sinema oyuncusunun ülke sorunlarına duyarlı olması az şey değildi. Günümüzün oyuncularıyla karşılaştırınca Salih Güney gözümüzde daha bir büyüdü.

Alçak gönüllü, sevecen, gözlerindeki ışıltı insanı sarıveriyor, çekim alanı oluyordu. Bizlerle kırk yıllık dost gibi konuşuyordu. Antik kentlere adamıştı kendini. Ülkemizde gezmediği yer kalmamış, her gittiği yerde de bir şeyler yapmanın, yapabilmenin uğraşısı içinde olduğunu anlıyorduk. Ülkemizdeki antik yerlere sahip çıkmanın ülkemize, tarihimize, geçmiş uygarlıklara sahip çıkmak olduğunu söylüyordu. Bir yöreden söz açıyoruz, dakikalarca konuşuyorduk. Yöreleri öyle güzel biliyordu ki işte o zaman aktörlüğünden daha çok büyüyordu gözümüzde. Üretken, verimli, çözümler üreten biri olmasına öyle seviniyorduk ki anlatamam. Sergiye bir kolaj çalışmasıyla katılmıştı. Bundan güzel ne olabilirdi.

Konuşmamız öyle derinleşti ki salondan dışarıya çıktık. Dışarıda konuşmamız sürüyordu. Bir ara konu dışına çıkıp sizler bir şeylerle uğraşıyor, sorunlara çözüm bulmaya özen gösteriyorsunuz, günümüz oyuncuları ne yapıyor, deyince sadece yüzünde hafif, acı bir gülümseme yayıldı. Bir şey söylemedi, suskunluktu en uzun yanıt…

Televizyonun siyah beyaz döneminde Oynadığı Aşk-ı Memnu dizisinden söz ettik. Behlül rolü nasıl da yakışmıştı Salih Güney’e. Sinema, televizyon konularına daldık. Geçmiş dönem oyuncularının nasıl dolu, ülke sorunlarına duyarlı olduklarına değindik. Konuşurken eski siyah beyaz filmler gözümün önüne geliyordu. Salih Güney’in iyi rollerde oynadığını çok net olarak anımsıyordum. Yüzündeki sevecenlik yönetmenlerin bu rolleri vermelerinde en büyük etkendi bana göre.

Şimdiye dek yüzden fazla filmde rol aldım, demişti Salih Güney. Filmlerini tek tek sayınca da şaşırmıştı. Son yıllarda televizyonda Kaldırım Çiçeği’nde izlemiştik. Sinema filmi olarak Polis Şefi rolündeydi Beyza’nın Kadınları’nda. Benim belleğimde kalanlar az değildi. Otostop, Aşk Eski Bir Yalan, Bir Genç Kızın Romanı, Asi Gençler, Kızgın Güneş filmlerinde izlemiştim Salih Güney’i. Filmlerin unutulmaz jönü, jön oyuncu dönemi kapandı, diyordu. Haklıydı Sevgili Salih Güney, şöyle bir geçmişe dönelim. Neler yok olmadı ki, neleri özler olduk, düşününce yanıtı kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Ertesi gün Agora kazı alanına gitmek için sözleştik. Ülkemizin değerlerini bu denli önemseyen kaç aktör, kaç sanatçı var günümüzde? Popülizmin vıcık vıcık olduğu bir ortamda ülkemiz değerlerini düşünen sanatçıları gerçekten merak etmeye başladım. Bu sanatçılar (!) bir adım öne çıksın.

İşte bu yüzdendir ki Salih Güney, Ediz Hun, Cüneyt Arkın, Şener Şen, Tarık Akan daha bir büyüyor gözümüzde…

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube