Hissetmediğin bir şeyi veremezsin

İsteriz ki yaşamın bir anlamı olsun; aldığımız nefesin, gördüğümüz renklerin, bizlerle yaşam mücadelesi veren insanların. En önemlisi de sözcüklerin bir anlamı olsun isteriz. Yüklediğimiz bu anlamlar bizim beklentilerimiz çerçevesinde de şekillenirse ne âlâ. Beklentilerimizden ola ki biri gerçekleşmesin; dinler, felsefeler çevresinde soru döngüsüne bırakırız kendimizi.

Sözcükler her birimiz için ayrı ayrı yaratılmadı. Fakat karşımızdaki kişi ve üstlendiği sözcükler her birimiz için ayrı ayrı anlamlar kazandı. Hayatın sürekliliği uğruna anlamlandırdığımız sözcüklerden biri de özveri.Sevginin bir niteliği olarak Özden verilmesi. Bu sözcük bir meziyet gibi görünse de, karşılık beklendiğinde yıpratıcıdır. Nasıl mı? Alabilmek için vermek gerektiğine inanırız. Eşitliğimizi, hislerimizi, sevgimizi paylaşırken sağlam temeller oluşturmaya çalışırız. Zannederiz ki bu hayatta karşımızdaki insan da aynı düşüncelerde, hislerde ve konumda bulunuyor. Fakat unutuyoruz, bizler karşımızdakinin siyahı ya da beyazı olabiliriz. Beklentilerle şekillenmez hayatımız, elimizden gelenlerle sürdürebiliyoruz yaşamımızı. Yaşam şartlarımız değişebilir. Ne zaman ki şartları kendi kalıplarımıza göre şekillendirmeye kalkışsak o zaman ilişkilerimiz çürük temeller üzerine yükselmiş bir binaya dönüşür. Sonuç mu? Ruhsal dengemizde bozukluklar filizlenir. Bunun ileri boyutu da fedakarlık zehrine dönüşür. Fedakarlık da ruhun boyun eğişi değil midir? Verdiklerimizin katlanarak fayda sağlamasını bekleriz. Özveri ile fedakarlık arasındaki bu ince belirsiz çizgi ayırt edilmediğinde görmek istediğimiz tutumu da baltalamış oluruz. Bu duyguya katlanma hissi de bizleri mağlup bir savaşçıya dönüştürmez mi?

Özveri görünmezlik değil, sevginin ürünüdür.His ve eylemlerimizde karşılık beklemeye değil, özgürce kendimize dönebilmeye ihtiyacımız olan. Sürekli fedakarlık yapıp karşılık bekleyenlerimizi de bencillik sancısı tutar. Ruhun tatminsizliği zamanla iltihaplı yaralara dönüşür. İstediğimiz her şeyi alabilseydik gözü doymaz bir obura dönüşmez miydik?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube