Işıklar’ın ülkesi Anadolu -3

İnsanoğlunda hep yükseğe çıkma kaygısı vardı, inancı vardı. Mayalar, Aztekler, İnkalar, Eski Mısır, Rodos, Babil de bunları görmek mümkündür, yüksek yapılar, dağı andıran tepe misali yapılar yer almıştır. Göklerde ne aranmıştır? Anadolu’ya neden Tor’ların, boğaların, ışıkların ve yüksek yerlerin ülkesi denmiştir. Kutsal sayılan birçok yerler Anadolu’da yer almaktadır. Toros Dağlarından (Binboğa dağları), Efes Meryem Ana, Antakya St.Pierre, Ağrı dağı, Arafat dağı bunlara sadece küçük birer örnektir.

Okhs kelimesi eski Yunanca bir kelimedir, İngilizce de ox olarak bilinir, Oğuz kelimesi ile aynıdır ve eski Mısır’da tekrar doğuşun, ölüm ve dönüşümün, yenilenmenin simgesi de ankh’dır. Toltek, Aztek, Maya ve İnka medeniyetlerine anlatılan hikayelerinde, oğuz hikayeleri yani Dede Korkut hikayeleri ile çok benzerlik taşımaktadır. Aynı çocukları doğduklarında, bir kahramanlık ismi verilmesi için onun bir eylem gerçekleştirmesi gerektiği ile aynıdır. Ve anlatılan efsane hikayelerinde, Dede Korkut, Boğaç Han hikayeleri benzerlik taşımaktadır.

M.S. 6500’lerde Çatalhöyük’ten güneye bakınca, adını kutsal boğadan alan Toros Dağları’nın gözlenebilmesinin de bir anlamı olmalıdır. Dikkat çekici bir başka ayrıntı da boğa türbesi olarak adlandırılabilecek, boğa başları ve resimleriyle bezeli özel odalarda, boğa başlarının da Toros Dağları’na bakar biçimde düzenlenmiş olmasıdır. Çatalhöyük, dağ ile boğanın, boğa ile inancın özdeşleştiği bir coğrafyadır. Burada boğanın kendisi kutsaldır ve Çatalhöyük’te boğanın kurban edildiğine dair en ufak bir iz bulunamamıştır.

Görülüyor ki, Anadolu eski uygarlıklarında gelenek görenek, adetler, kullanılan semboller, kabartmalar, kayalara çizilen resimler ve özellikle de kelimeler, dünya üzerindeki bütün uygarlıklarla benzerlik taşımaktadır. Hatta farklı kıtalarda olması buna engel olmamıştır. Bunun nedeni tek kaynaktan yayılmış olma ihtimali çok güçlüdür. Çünkü ışıkların ülkesi Mu ve Atlantis, izleri Anadolu’dan özellikle de geçiş yolu olan Antakya üzerinden gerçekleştiyse bu çok güçlü bir seçenektir.

Mu ve Atlantis’in batışı bir son değil, bir başlangıçtı. Ve iki medeniyetin izlerini tüm dünyada rastlamak mümkündür. Ve Anadolu yani torların ülkesinin insanları da bu soydan geldiği, ya da etkilendiği de diyebiliriz. İrtibat yeri olarak da dağların, yani yüksek yerlerin kullanılmış olma ihtimali çok yüksektir, çünkü dağlar birer vortekstir veya vahiy kanalı ile ya ilahi akış yöntemi ile almaları da mümkündür. Çünkü tüm kutsal yerler dağlara yani yüksek yerlere inşa edilmiştir. Antakya da bu iki medeniyetin geçiş yeri yani köprü olarak kullanılmıştır. Medeniyetler şehridir ve tekrar doğuşun burada en çok rastlanmasının nedeni de budur. Çünkü toprak dönüşüm ve ölümün simgesidir, toprağa dönüş ve topraktan tekrar gelmedir. Medeniyete geri dönüştür, boğaların diyarına, boğaların dünyasına yeniden dönüştür.

Boğa’nın, Oğuz’un, öküz’ün açılımının aslında birlik olduğu anlayabiliriz. Güç kudret sahibi, ruh enerjisine sahip maddesel bedeni kullanan, ölüm ve tekrar doğuşlar zinciri içerisinde olan insan ırkı, tüm adamların birliği, bütünlüğü, çıkış Noktası, bitiş değil başlangıç, son değil, sonsuzluk anlamındadır. Bu yüzden boğa figürü her uygarlıkta ve her devirde özellikle kullanılmış ve her zaman gizli bir anlam içermiştir. Tekrar doğuşun, yenilenmenin ve ölümün son olmadığı başlangıç olduğu ve dönüşümün sembolü olarak karşımıza her daim çıkmıştır.  Kartal, öküz yani boğa ve aslan ölümsüzlüğün, geri dönüşümün, dönüşümün ve tekrar doğuşun simgesel ifadeleri olarak her zaman kullanılmışlardır. Yüksek yerler inancı tetikleyen unsurlar olmaya devam ediyorlar.

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube