Kaptan Semih Özkan ve aşk

Yazmayı konuşmaktan daha çok seviyorum. Anlatmak istediklerimi daha serbest aktarabildiğimi düşünüyorum. Bundan üç gün önce Avusturalya ile Tazmanya arasında kaptan arkadaşım Semih Özkan derin suların üzerinde seyir halindeyken mesajlaşıyorduk. Havadan, sudan ve illaki aşktan. Çünkü, aşk olmadan yaşam olmaz. Aşk, sözlük anlamına baktığımızda; “Bir kimseye ya da bir şeye karşı duyulan aşırı sevgi ve bağlılık duygusu. İki ayrı cinsin birbirine karşı duydukları bedensel ve ruhsal güçlü duygu, sevgi ilişkisi.” Şair-yazar olan kaptan Semih Özkan işine aşık. Öyle ki, aylardır denizlerde, okyanuslarda kalmak zorunda. Ayağınız kara parçasından yoksun, yukarıda gökyüzünün maviliği aşağıda derin suların. Herkesin yapabileceği bir iş değil. İskenderun Kitap Fuarında tanışmıştım güzel insan Semih Özkan ile. Kocaman sevgi dolu yüreğini hissetmek için çok fazla zamana ihtiyaç yoktu. Hemen o kısacık zaman diliminde kahve içip, uzun sürecek dostluğa sayfa açmıştık.

Özlemden yana yazışmıştık. Yaşadığı toprağa, çocuklarına, sevdiklerine özlem duymamak mümkün mü? Yoksa insan, nasıl insan olurdu? “Bazen hayat seni sürükler bildik bilmedik yerlere” dedim, Semih dostum da “kaybolursun birden kendi kaderinde” diye yazdı ve yazı bir başka yazıyı kovaladı. Nasılsın? diye sordu. Elbette ki bu sorudan sonra memleket durumuna kaydı sohbetimiz.

İyi mi, kötü mü belli değil. Ancak çok iyi olmadığımız kesin. Hayat akıp giderken biz selin neresindeyiz? Yaşamak elbet çok güzel. Lakin, şu ödemelerimiz, boyumuzu aşan kredi borçları, harcamadığımız elektrik borcunu ödediğimiz faturalar olmasa… Yine her şeyi bir kenara bırakıp aşktan söz ettik. Sonbaharın güzelliğinden, yaptığımız işi sevmemizden bahsettik. Ve her sohbetimizin ürünü olan şiir dörtlüğü bu sefer sevgili dostum Semih’ten geldi.

hedefte belli olsa, yolda…

bildiğin ellerde,

bilmediğin sular kuşatır seni…

toprak kokusuna yapışmış hasret öbeği…

varacağın yuvaya yabancılaştırır seni…

Andro Melankoli, Kara ve Deniz, İnsan-Nisan-Yağmur ve Ağlayan Küçük Kız, ve dördüncü kitabı Ağlak Palyaçonun Servis Tabağı kitaplarının yazarı Semih Özkan, 1978 İskenderun doğumludur. İlk ve orta öğrenimini halen en büyük tutkusu, aşkı Arsuz’da tamamladıktan sonra İskenderun Endüstri Meslek Lisesi Makine Resim ve Konstrüksiyon bölümünü bitirir, ardından üniversiteyi, Karamürsel Denizcilik Meslek Yüksek Okulu’nda tamamlar. Halen aktif olarak denizlerde kaptanlık görevini başarıyla yapan sevgili dostum Semih Özkan üç çocuk babasıdır. Roman, hikâye, şiir yazmalarının yanı sıra senaryo yazıp, gemide kısa film çalışmaları yapmaktadır.

Değerli okuyucularım! Sizlerle uzun süredir Özyurt Gazetesinde bana ayrılan “Güneş Hepimiz İçin” köşe yazılarımda buluşuyor, birbirimizi görmesek de dertleşiyoruz aslında. Sizleri seviyorum.

Bugün de alacakaranlığın ardından güneş yine gülümsedi. Dirençle, umutla, kendine güvenerek… Üstelik kar kış, yaz sıcakları demeden. Sen de sıyrıl karanlığından güzel insan. At üstünden mahmurluğunu, kalk oturduğun yerden ve enerjini kat sana sunulan yeni güne…

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube