KDK: Bu gerçekle yüzleşmemiz lazım!

ALİ YOLCU

Kısa adı KDK olan Kamu Denetçiliği Kurumu’nun yayınladığı rapor Türkiye’de yaşayan 81 milyonu endişelendirdi. TBMM bünyesinde hizmet veren KDK “Türkiye’deki Suriyeliler” başlıklı raporda, Suriyelilerin ülkelerinde savaş bitse de büyük bir çoğunluğunun geri gitmeyeceğine ve Türkiye’de kalacaklarına yer verildi. Raporun bir maddesinde ise TOKİ ve belediyelerin işbirliğine giderek Suriyeliler için çok düşük kiralarla konut üretilmesi de istendi. Raporun en çarpıcı maddesi ise Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Suriyelilere alıştırılması ve tepki göstermelerinin önüne geçilmesi için adımlar atılması talebiydi.
Raporda “TOKİ-Belediyeler işbirliğinde, çok düşük kiralarla mültecilerin barınması için yeni sosyal konutlar yapılabileceği; ancak bunlar yapılırken Türk toplumunun gösterebileceği olası tepkiler için de önlem alınması ve onların da desteğinin sağlanmasına çaba gösterilmesi, birlikte yaşama kültürü geliştirilmesi bakımından son derece önemledir” dendi.
HATAY’DA 500 BİN CİVARINDA SURİYELİ BULUNUYOR
Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından hazırlanan “Türkiye’deki Suriyeliler” başlıklı raporda Suriye’deki savaşın bitmesi halinde bile Suriyelilerin ülkelerine dönmelerinin zor olacağı belirtilerek “Gerçeklerle yüzleşmek, kalıcılık konusunda politikalar üretmek gerekmektedir. Kamplarda kalanların oranı yüzde 6.69’lara düşmüşken; Suriyelilerin bir kısmı Türk vatandaşlığına geçmiş, bir kısmı çalışma ve yatırım yaparken, onlar için yarın gideceklermiş gibi politika üretmenin gerçekçi olmadığı açıktır. 2011’den bu yana doğan toplam Suriyeli bebek sayısının resmi sayılara göre 276 bin 158 olduğu dikkate alındığında bu husus bile başlı başına kalıcılığın işareti olarak okunabilecektir. Suriyelilerin yüzde 46’sı, yani 1,4 milyondan fazlası 18 yaş altındaki çocuk ve gençlerden oluşmaktadır. 10 yıl sonra Türkiye’de 4-5 milyonu aşan bir Suriyeli nüfus olması ihtimali yüksektir. Özellikle okul çağındakiler olmak üzere her yaştaki Suriyeliye Türkçe öğretilmesi için başta MEB ve üniversiteler olmak üzere kamu kurum ve kuruluşları ile bu konuda faaliyet gösteren STK’lar arasında işbirliği yapılması, hazırlanan program ve projelerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Ancak bunlar yapılırken Türk toplumunun gösterebileceği olası tepkiler için de önlem alınması ve onların da desteğinin sağlanmasına çaba gösterilmesi, birlikte yaşama kültürü geliştirilmesi bakımından son derece önemledir” dendi.

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube