Kitap okuyan hiç olmazsa!

“Mizah ve çocuk öyküleri yazarı Savaş Ünlü altı ay içinde sekiz kitaba imza attı. İstanbul’da 25 yıllık geçmişi olan Farklı Yayıncılık’ın yayın koordinatörlüğünü de yapan Savaş Ünlü, çalışmalarını sürdürüyor. Ülke genelinde birçok etkinliğe, imza ve söyleşi günlerine katılan yazar, imza günleri bana yazma, çalışma gücü veriyor, diyor.

İstanbul’da ders kitaplarıyla tanınan, aranan Farklı Yayıncılık, Savaş Ünlü’nün de katkılarıyla kültür kitaplarında belli bir yol aldı. Kısa sürede kitaplar ikinci baskısını yaptı. “Ülkemizin seçkin yazarlarından oluşan yayın evimiz, fiyat, kalite bakımından da farklı yerde. İyini, güzelin sonu yok. Her çıkan kitapta daha iyiye, daha güzele ulaşmanın mücadelesini veriyoruz. Şimdiye kadar elliden fazla kitabımız yayımlandı. Piyasada çok da tutuldu. Bundan dolayı mutluyuz. Okul öncesi setlerde de çok özenli çalışmalarımız herkesçe biliniyor. Bu setlerin kısa sürede üçüncü baskısını yapması bunun kanıtıdır.” diyor Savaş Ünlü.

Savaş Ünlü’nün yeni çıkan kitapları: “Yaramazlar Sınıfı Ormanda, Okuyucunun Kulağını Çeken Kitap, Annem Öğrenci Oldu, Güneş Bize Küstü, Ormanda Balık Avı, Paltom Öksürdü, Sözün Gücü, Gülen Kestaneler” kitapçılarda yerini aldı.” Ulusal basından…

Sürekli yazmak, bir şeyler üretmek bizlerin sevdası olup çıkıyor. Yazmadan yapamıyoruz. Kendi adıma kendimi bildim bileli kahvehane kültürüm yoktur. Bana bir şeyler kazandıran oyunlardan yanayım. Briç, satranç çok sever, uygun kişiler bulursam oynardım. Anadolu’da çalışırken birçok üst düzey kişilerle ne oyunlarımız olurdu. On yıldır onu da bir kenara bıraktım. Şimdilerde saydığım iki oyunu oynayan çok azaldı. Okey dışında oyun oynayan yok gibi. Ben de elimi sürmem. Çalıştığım yerlerde kurum müdürleri, kaymakamlar nasıl da severlerdi özellikle briçi. Mesainin bitişini dört gözle beklerdik.

Kahvehane kültürü de olmayınca ya okuyacaksın, ya da yazacaksın. Emekli olduktan sonra yazı işine fazlasıyla zaman ayırmaya başladım. Ne olursa olsun okulda görev yaparken yazmazdım. Öğrencime ayıracağım zamanı kendime ayırmazdım. Meslekte 25 yıl olmuş, eve gidip konu hazırlayacağım, deyince çoğu arkadaş gülerdi. Bırak ne konu hazırlaması derlerdi. Bizler dededen beri öğretmen aileden geliyoruz. Hazırlıksız derse gitmezdim. Yen, yen, hep yeni bilgilerle donanmış olarak giderdim öğrencimin karşısına.

Emekli oldun kitapların çoğaldı, diyor arkadaşlar. Ders hazırlamak için zaman harcamıyorum. Oturup yazıyorum. Bir yazdığımı yüz kez okuyorum. Düzeltiyor, eksiksiz bir eser yollamaya çalışıyorum yayınevlerine. Beş altı ay önce Bu Yayınlarından editör, akademisyen Necdet Neydim’le aynı yayınevinde yolumuz kesişti. Kendisini çok sever, sayarım. ABM yayınlarına editör olmuş. Dosya yollamıştım. Beni aradı, Savaşçığım, inan inanamadım, nokta koyacak eksik yok. Bu nasıl oldu, dedi. Hocam dedim, 2000 yılının başındayken öğretmendim. Okulda çalışıyordum. Yaz tatilinde ne yazarsam, göz atıp yolluyordum, şimdi tek işim yazmak. Türkçe öğretmeniyim artık yanlışımız olmasın, deyince gülüştük.

Yazıp dosyalıyorum. Yeri gelince yolluyorum. Beni mutlu eden bir uğraş. Sabahın erken saatlerinde kalkıp akşam geç saatlere kadar yazmaktan güzel bir şey düşünemiyorum. Özel okullar şimdi bile çalışalım diye arıyorlar. Bir süre bana izin, diyorum. Emekli arkadaşlar sıkıntıdan ne yapacaklarını bilemiyorlarmış. Kitap okuyun hiç olmazsa…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube