Müge Olçum’un nikahı

Öğrencilerimle gerçekten dost olurum. Aynı sınıfı, aynı okulu paylaştığım, aynı mekanın havasını soluduğum öğrencilerimi unutmak, kendimle ters düşmek gibi gelir bana. On on bir yaşlarında birer çocuk olarak gelen sevgili öğrencilerimi yedi yılın sonunda birer genç olarak üniversiteye yollardık. O yedi yıla neler sığmazdı, neler… Dersler, eğitim, öğretim, sosyal çalışmalar, geziler, hafta sonları bir yere gitmek gibi daha birçok şeyi sıralayabilirim. Her ayrılıkta gözyaşlarımızı tutamazdık. Görüşeceğimize söz verirdik. Bu yüzden öğrencilerimle bağlantım kopmazdı. Cep telefonu, internetin olmadığı yıllarda başardık biz bunu. Günümüzde bu daha kolay gerçekleşiyor. Facebook denen, harika yada duruma göre rezil aygıt, haberleşme sistemi iletişimi daha kolay kıldı.

Müge Olçum, Lale Sarıoğlu, Deniz Ceyla Aldemir, Murat Zabıtçı hazırlık sınıfında başlayan dostluğumuz hiç tükenmedi. Bir de ailelerini tanıyınca iş daha da büyüdü. Okulda, dışarıda birlikte olmanın güzelliğini yaşıyorduk. Bendeki sanat aşkı tiyatroya ayrı bir değerlendiriyordu gözümde, gönlümde. Bu üçlüyü oyunlarıma aldım. Murat’a ne denli gel dediysem de istemedi. Sadece izleyici oldu. Ne oyunlarda rol aldılar. Sahnede devleştiler. Her yıl okul açıldığında hangi oyunu sahneleyeceğiz, diyorlardı. Okul bitti, üniversitede de aynı dostluk sürdü. İş hayatına atıldılar. Yine görüştük. Sadece bu saydığım öğrencilerim değil. Binleri aşan bir topluluk aslında sözünü ettiğim.

Bir gün Karşıyaka’da gezerken Müge’yi gördüm. Yine ilk günkü merhabanın sıcaklığıyla selamlaştık. Mühendislik okumuştu. İş durumun ne alemde deyince, başını öne eğdi. Bir suçluluk duygusuyla gözlerime baktı. Boş verin, öğretmenim, dedi. İş bulamadı da işsiz kaldı sandım. Söyle Müge yardımcı olacağım bir şey olabilir, dedim. Ama kızmayacaksınız dedi. Niye kızayım ki, derken öğretmenim ben dansöz oldum deyince, şöyle yüzüne baktım. Çocuksu bir çehreyle kızmayın, demiştim dedi. Kendime gelememiştim ki, Anadolu Ateşi’nde dans ediyorum, dedi. Rahatladım, ne güzel sanatla iç içe dediğimi anımsıyorum. Ben Müge’ye daha hazırlık sınıfındayken bile manken kızım derdim. Babası, Karşıyaka’da halk oyunlarının kurucusudur. Önde gelenlerindendir…

Beni birkaç kez gösterilerine çağırdı. Başka yere gittiğimden gidemedim. Bir gün yolda yine karşılaştık. Müge’nin yüzünde güller açıyordu. Öğretmenim gerçi telefon edecektim, ama görmüşken de söyleyeyim. 29 Ocak’ta evleniyorum, kesinlikle bekliyorum. Mazeret kabul etmem, dedi. Not aldım, o aralar annem hastanede yoğun bakımda. Ağır durumu. 29 Ocak’ta nikaha gittim. Sevdiği arkadaşları, can dostu Lale Sarıoğlu, Bilge, daha adını sayamayacağım güzel insanlar oradaydı. Çok güzel bir gelin olmuştu. Anadolu Ateşi’nde dansçı bir Rus’la evleniyordu. Bütün gelinler güzeldir. Müge bir başkaydı…

Nikah kıyıldı. Tebrik için gittim. Kalabalık bir topluluk gelmişti nikaha. Müge, beni görünce iki gözü iki çeşme boynuma bir sarıldı ki anlatamam. Eşine de benim ortaokuldaki Türkçe öğretmenim diye övünerek tanıtıyordu. Müge’nin eşi, bana da Türkçe öğretin, dedi. Müge, hemen atıldı. Öğretmenimden öğrendiklerimi ben sana öğretirim, dedi. İkisini de kutladım. Ayrılırken Lale yanıma geldi. Öğretmenim bu akşam yemek de var, geleceksiniz değil mi, deyince annemin durumunu söyledim. Yüzündeki bahar sevinci, güzün hüzünlü havasına dönüştü. Bıraksam hazan yağmurları yanaklarını ıslatacaktı. Size de bu yakışır öğretmenim, sizi siz yapan, gönlümüzdeki yerinizin ayrı olmasının nedeni, güzel davranışlarınız, bize örnek, güzel bir model oluşunuz, yapacağım bir şey olursa lütfen söyleyin, darılırım vallahi, dedi.

Dışarı çıktım. Dağlardan gelen soğuk bir esinti insanı hırpalıyordu. Annemin hastanede günlerdir yatışı, yoğun bakımın insanı yıpratan acılı durumu, hastane koridorlarında geçen günler, iyice dolmuştum. Müge’nin mutlu günü, Lale’nin sözleri kulaklarımda yankılanırken iskeleye doğru yol alıyordum. Gözlerime hekim olamamıştım, kaç günün ruhsal baskısı, bu mutlu günde yaşadıklarımla birleşince, kulaklarımda “ağlamak ayıp değil” şarkısı, gözlerimde yaşlar annemin yanına doğru gidiyordum..

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube