“NAFİYE ŞAHİN” Öğretmenimizin Yüreği Etrafında Buluşmak

Hayattayken,
insanca yaşamayı unutmayın
bir bakmışsın saat üç
bir bakmışsın saat hiç

Kelimeleri ustalıkla kullanan, basit görünen cümleleriyle insanın içine işleyen dizeler yazan Türk edebiyatının ünlü şairi Özdemir Asaf’ın dörtlüğü ile yaşama sevgi ile sımsıkı sarılan tüm canlara merhaba. Evet, yaşam bir armağandır. Ama öyle bir halde harcıyoruz ki: bu armağanın tadını çıkartmak yerine acılarla boğuşuyoruz çoğu an… Öyle güzel düşlerimiz var ki: Düş işte… Peşine koş koşabildiğince, yoksa düşte kalacak…

Hayat,
sen ne büyükmüşsün
çocukken ayrı bir tat
büyüdükçe başka başka

Evet, büyüdükçe öğreniyoruz, büyüdükçe çoğalıyoruz ve maalesef büyüdükçe kirleniyoruz. Hepimizin hayalleri vardı. Kimimiz öğretmen, kimimiz esnaf, kimimiz yerel yönetimlerde başarılara imza atacak bir birey olacaktık. İyi bir baba, iyi bir anne olacaktık hepimiz. Çünkü: anne babamızdan sonra bir el, bir yürek daha dokunmuştu hayatımıza. Bundan yaklaşık kırk yıl öncesine dayanıyordu. Rahmetli NAFİYE ŞAHİN öğretmenimizin yüreğini hissetmiştik.  Şanslıydık; Köy Enstitüsü mezunu, aydın bir anamız daha olmuştu. Emeklemeyi bırakıp hepimiz yavaş yavaş koşmaya başlamıştık. Her şey ABC uğruna başlamıştı. Kara kara önlüklerimizle öğretmenimiz Nafiye Şahin’in yüreği etrafında aydınlanıyorduk. Her harf hikâyeye dönüşmeye başlıyordu. Kurduğu her cümle aslında bugünlerimizi anlatıyordu…

26 Aralık 2018 tarihinde bir grup arkadaşlarla bir araya gelerek, aynı samimiyet ve güvenle öğretmenimizin oğlu Hüseyin Ağabeyimizden kahve içmek üzere Turunçlu’daki evinde toplanmıştık. Sevgimizi, birliğimizi bir kırk yıl daha tazeledik…

Yaşamın ağır yüküyle birlikte acılarımızı da konuşarak bir an olsa bile hepimiz Cengiz Topel ilkokulumuzun sınıfına, koridoruna, bahçesine gitmiştik… Anılar gözümüzün önüne bir film şeridi gibi akıyordu. Öğretmenimiz rahmetli Nafiye Şahin ve uzun yıllar yöneticilik yapan eşi Osman Şahin şöminenin hemen üzerinde asılan fotoğraf çerçevesinden bizlere bakıyorlardı. Alevler yükseldikçe içimiz ısınıyor, ikramlarla sohbetimiz zamanın akışında derinleşiyordu. Kara tahta ile bizi ilk buluşturan, fasulye taneleriyle ilk sayı saymayı öğreten, bağlamayı ilk kez kendisinde gördüğüm, çok iyi bağlama çalan öğretmenimiz Münir Yurtsever’i de unutmadık. Nurlar içinde uyuyorlardır. Her birimiz onların eseriyiz.

Nafiye Şahin öğretmenimizin yüreği etrafında bizleri evinde konuk eden Hüseyin Şahin Ağabeyimize ve eşine, kendim ve arkadaşlarım adına teşekkür ediyor, öğretmen(ler)imizi bir kez daha saygıyla anıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube