“Nâzım’ın Bursa Yılları” Eserinin Yazarı Kültür İnsanı Güney Özkılınç ile Söyleşi

“Amanos yazında
ninemin gülüşü
çocukluğuma ilişik
çengel iğneyle
Efil efil rüzgâr
selamlar uçurur
dudaktan dudağa

Hepinizin bir Hatay sabahı olmalı
güne asi uyanmalı…”

 

Çocukluk ve ilk gençlik yıllarının Hatay’da geçen yazları yüreğinde öyle güzel izler bırakmış ki, barışın ve sevginin egemen olduğu bu kentin, bu bölgenin insanını dizelerinde nakış nakış işlemiş. Bir yanı Kel Dağı’dır. Belki o yüzden Güney’dir adı. Amanos’tan süzülüp Adana ve Bursa yılları onun yüreğini beslemiş ve yüreklerimize yaşama dair çok güzel izler bırakmış bir yazardır O. Bugünkü sayfa konuğum; kültür insanı, Küçükçekmece Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü, araştırmacı yazar, şair Güney Özkılınç. İçimizi ısıtan sımsıcak sohbetlere, imza günlerini, çeşitli etkinlikleri özledik. O halde Güney Özkılınç dostumuzun söyleşisi ile biraz içimizi ısıtalım mı?

 

Nebih Nafile: Adana’da doğmuş ve ömrünün büyük bir bölümünü Bursa’da geçiren, şimdi yaşamını İstanbul’da sürdüren Güney Özkılınç’ı sizin ifadelerinizle biraz daha tanıyabilir miyiz? Kimdir Güney Özkılınç?

Güney Özkılınç: Biricik kızım Deniz’in babası. Her anı birer film karesi gibi geçen Çukurovalı insanlardan biri… Bir türlü büyümeyen çocuk… Pamuk tarlaları, portakal bahçeleri, su kanallarıyla; ovaları, nehirleri deniziyle geçen çocukluk ve ilk gençlik yıllarını hâlâ benliğinde taşıyan, yaşadıklarını yazmaya çalışan biri… Sokaklar bir şölendir Çukurova’da ve asla cinsiyetçi değildir. Kadını-erkeğiyle anımsarım hep Çukurova semtlerini. Yakıcı sıcağa rağmen sokaklarda top koşturan çocuklar, serinlemek için evlerinin avlusunu veya sokağa düşen yanını elde hortum ısladıktan sonra çayını yudumlayıp günebakan çitleyenler… Yoldan geçen koyun sürüleri, atlı arabalar, traktörler… Kadını-erkeğiyle gece yarılarına kadar süren coşku, telaş…

Yirmisinden sonra Balıkesir’deki öğrencilik, Bursa’da öğretmenlik ve bu kentin Nilüfer ilçesinde Kültür Müdürlüğü… Şimdi İstanbul Küçükçekmece Belediyesi’nde aynı görevi yürütüyorum.

Yaşadığım kentlerin gezmediğim sokağı, mahallesi, köyü, ilçesi kalmamıştır diyebilirim. O kentin üzerine yazılanları da zamanım el verdiğince okumuşumdur. Yaşadığım kentlerin öykülerini her daim merak etmiş ve dilim döndüğünce yazmaya çalışmışımdır.

Nebih Nafile: Yaşadığınız kentlerle ilgili hangi kitapları kaleme aldınız?

Güney Özkılınç: Aslında salt o kenti demek eksik kalır. O kentle birlikte kimi zaman yaşantımı, başkalarının yaşantısını, orada yaşanılanları demek daha doğru olur. Nâzım’ın Bursa Yılları’nda usta şairimizin Bursa’da geçirdiği hapislik yıllarının yanı sıra bir dönemin Bursa’sını anlatmaya çalıştım. Sinema’nın Güney’i, üç Güney’i anlatır. Adana, Yılmaz Güney ve benim çocukluğum… Bu kitapta birçok kentin yanı sıra Mersin ve Hatay’daki yaşanmışlıklar da geçer. Bursa’nın Kadın Yüzü adlı kitabımda bir kente değer katan yüzlerce kadının öyküsünü bulursunuz. Belki Şehre Bir Film Gelir de ülkemizde çekilen ilk köy filminin öyküsüyle karşılaşırsınız ki bu film Bursa’da çekilmiştir. Son kitabım Kalbimin Güney Yanı Yüreğir’de ise yine doğup büyüdüğüm ilçeyi ona değer katan olay, kişi ve kurumlarının öyküleriyle anlattım.

Nebih Nafile: Millî Eğitim Bakanlığı Ders Kitapları Yazma Komisyonunda, Dil Uzmanı olarak görevinizi ve Bursa’nın değişik okullarında edebiyat öğretmenliği yapmış bir eğitimcimiz olarak, öğretmenlik yıllarınızı biraz anlatır mısınız?

Güney Özkılınç: Öğretmenliğimin tamamı Bursa’da geçti. İlk yılımda sendikal mücadelemden dolayı Nilüfer’in Akçalar köyüne sürgün edildim. Açtığım davayı kazanıp geri döndüm. Yıllar sonra bu ilçeye Kültür Müdürü olarak dönmek de hayatın cilvesi işte. Ardından Bursa’nın önemli okullarında Edebiyat Öğretmenliği yaptım. Bu okullardan biri öykücümüz Sait Faik’in öğrencilik, romancımız Reşat Nuri Güntekin’in öğretmenlik yaptığı Bursa Erkek Lisesi (Bursa Sultanisi)’ydi. Bursa Kız Lisesi ilk kadın vekillerimizden Fakihe Öymen’in kurucu müdür olduğu, Sümerolog İlmiye Çığ ve daha birçok önemli kadının eğitim gördüğü bir okuldu. Ardından yine köklü okullardan biri olan Necatibey Kız Meslek Lisesi’nde çalıştım ve bu okuldaki görevim sürerken 2010 yılından 2015 yılına kadar aktif öğretmenlikten alınıp Millî Eğitim Bakanlığı Ders Kitapları Yazma Komisyonu’nda görevlendirildim.

Öğrencilerimi hep arkadaşım gibi gördüm ve müfredata asla bağlı kalmadım diyebilirim. Görev yaptığım okullara şair-yazar dostlarım konuk oldular. Öğrencilerimle birbirinden kıymetli etkinliklere de imza attık. 2000’li yılların başından itibaren sendikal mücadelede yöneticilik görevlerinde bulundum. 2014 yılında Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı seçildim. Öğretmenlik yıllarım sırasında kentin kültür yaşamına katkı sağlayan Bursa Yazın ve Sanat Derneği (BUYAZ) Başkanlığı da yaptım.

 

Nebih Nafile: “Nâzım’ın Bursa Yılları” adlı eserinizle Eskişehir-Doğançayır Belediyesi ve Yazılı Kaya Şiir Yaprağı 2011 Nâzım Hikmet Araştırma Ödülüne sahipsiniz. Bu eseriniz yurtdışında ve ülkemizde çok ses getirdi. 2017 yılında Defne Belediyesi konuğumuz olarak sizin katkınızla, büyük üstat Nâzım Hikmet’i, ölümünün 54.yılında şiirlerle, şarkılarla anmıştık. Daha fazla şiir, daha fazla kitap ümidimle, yazmak olmasaydı, ne yapmak isterdiniz?

 

Güney Özkılınç: Çok teşekkür ederim. Sennur Sezer’in deyimiyle Bursa’ya ve ustaya bir saygı duruşu olan bu kitabın, “Bursa’nın Nâzım”ı adıyla M. Sadık Aslankara tarafından belgesel filmi de çekildi. Nâzım’la birçok kenti ve ülkeyi gezdim, gezmeye onu ve önemli eserlerini oluşturduğu Bursa’yı anlatmaya devam ediyorum. Okumak ve yazmak en kıymetli uğraş ama sinemanın, görsel sanatların içinde olmayı da çok istemişimdir.

 

Nebih Nafile: Uzun bir süre Bursa Nilüfer Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü olarak görev yaptınız ve yarınlara izleri kalacak çok güzel etkinlikler gerçekleştirdiniz. Şimdi Küçükçekmece Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürüsünüz. Korona virüs salgını elbette önceden planlanmış çalışmaları engelledi. Yapılacak çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Güney Özkılınç: Nilüfer’de, dönemin Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in geniş görüşlülüğü ve çalışma arkadaşlarımın özverisiyle ekip olarak Nilüfer Müzik Festivali, Çalı Köy Filmleri Festivali, Caz Tatili Festivali gibi önemli etkinliklerin yanı sıra kalıcı işler bıraktık. Müzeler kenti oldu Nilüfer: Mübadeleevi, Fotoğraf Müzesi, Edebiyat Müzesi, Sanat Çalıştayevi ve o dönem başlattığımız ve bazı büyük ölçüde bitirdiğimiz Apollonia ad Rhyndacum Kazıları ve Açıkhava Müzesi (Gölyazı Kazıları), Müzik Müzesi projeleri bunlardan sadece birkaçı…

Şimdi Küçükçekmece’de güzel işlere imza atmaya hazırlanıyoruz. Belediye Başkanımız Kemal Çebi bu çabamızın en büyük destekçisi. Burada da çok yakında müzeler vb yerler açacağız. Korona virüs salgını sırasında da etkinliklerimiz devam etti. Dünya Öykü Günü’nde İnci Aral, Dünya Şiir Günü’nde Şükrü Erbaş’ı TBMM’nin 100. Yılında tarihçi yazar İlber Ortaylı’yı konuk ettik. 3 Haziran konuklarımız Nebil Özgentürk ve Zülfü Livaneli. Ferhat Livaneli Orkestrası da Nâzım şarkılarıyla Küçükçekmecem YouTube Kanalı’nda yayında olacak.

Nebih Nafile: Büyük usta Nazım Hikmet Ran’ın 57. ölüm yıldönümüne gelen sıcacık söyleşimiz için size teşekkür ediyorum. Dilerseniz sohbetimizi bir şiirinizle bitirelim.

ŞAİR KOKULU BULUT

İki göl bir deniz

dağa yaslı

daha yaslı

bu şehir

bu demir

kemirir ha kemirir

 

Gide gele çiçekler de

yorgun avuç içi

avluda

Damıttığın mürekkep

kurumadı dudakta

 

Yadigâr da kalmadı

bakıştığın odadan

bari bahçesi durur

kaçageldiğin otelin

(şu taşa da bastın mıydı yosununa bürünük?)

 

Bilgeliği cankuşun

kafiyeli uçuşu,

ıssızlığı aralar

şaire dokunuşu

 

Kanatlanınca yıllar

bakmışsın ki sonbahar

işte o gün bugündür

şair kokar bulutlar

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube