Psikolojik salgın

Yaklaşık bir haftadır şehir dışındaydım. İşlerim bitmediği halde sokağa çıkma yasağı, uçuşların iptal edilebilme ihtimalinden dolayı Hataya geri dönmek zorunda kaldım.  Havalimanına doğru yol alırken koskocaman metropol şehirde hayatın durma noktasına geldiğini gördüm. Esnaf kepenk indirmiş; market, restoran, kafeler kapanmış…  Kaldırım kenarında telaşla yürüyen insanlara dikkat kesiliyorum. Ellerde kocaman alışveriş poşetleri, yüzlerinde ise büyük bir umutsuzlukla yol alıyorlardı. Belli ki maske yüzdeki kederi saklayacak kadar etkili değildi. Kaygılıydılar, çünkü durumun ciddiyetinin farkındaydılar. Ben ise bindiğim taksinin ön camından bol ödüllü distopik bir filmi sinema perdesinden izler gibi etrafı izliyordum. Kendimi bir türlü o film karesinde hissedemiyordum. Birazdan film bitecek ve ben hayatıma kaldığım yerden devam edecektim.

Taksiden iniyorum havaalanına giriyorum. Güvenlik önlemleri en üst seviyede arttırılmış, ellerde eldivenler yüzlerde maskeler, güvenlik girişinden itibaren virüs kontrol noktaları kurulmuş, insanlar olabildiğince birbirinden uzak durmaya çalışıyor. İzlediğim filmin etkisinde mi kalmıştım! Olayın ciddiyetine karşı umursamaz değildim lakin kabullenmekte zorlanıyordum.

Sağ salim hataya iniyorum.  Havaalanından daha çıkış yapmadan kapıda hunharca sarılanları öpüşenleri görüyorum.  Dışarı çıkıyorum beni almaya gelen arkadaşıma –uzaktan selamlaşalım demeye kalmadan ‘noolcak yaa’ deyip, hooop sarılıyor.  Arabaya biniyoruz şehir merkezine doğru yol alıyoruz. Ama bir tuhaflık vardı. Farklı bir ütopyaya ışınlanmış gibiydim. Herkes yollarda, maske derseniz neredeyse hiç yok. Kimle konuşsam dünyaca ünlü komplo teorisyenlerini bile gölgede bırakacak teorisi var. Bazılarının ise çözüm önerileri, büyük çoğunluğu ise ‘’bana bir şey olmaz’’ rahatlığında. Çok azı duruma uygun tepkiler vermekteydi.

Peki aynı tehdide karşı insanlar nasıl bu kadar farklı tepkiler gösterebiliyordu?

Öncelikle şunu kavramakta fayda var. Dünyayı tehdit eden bu salgın sadece fiziksel değil aynı zamanda ruh sağlığını da derinden etkilemektedir. Malumunuz diğer tüm canlılarda oluğu gibi insanlarda bir tehdit karşısında kendini korumaya alma eğilimindedir. Fakat tehdit belirsiz ve geniş çaplı olduğunda birey kendini savunmasız hissetmeye başlar. Bu da endişeyi arttırarak bireyin alışılmadık davranışlar sergilemesine neden olur. Bu kontrolümüzün dışında gelişen olaylar depresyon, anksiyete, panik, kaygı gibi bir takım ruhsal sorunlara neden olmaktadır.

Bu nedenle bu süreçte size bir şey olmayacaksa bile etrafınızdaki insanları psikolojik etkilenmeden korumanız gerekmektedir.

Bunun için;

-Resmi bilgilendirme dışında haberlere itibar etmeyiniz ve yaymayın.

-Gerçek dışı yorumlardan uzak durunuz.

-Sosyal medya diyetini uygulayınız.

-Aile içi iletişimi arttırınız.

-Çocuklarınızı sağlıklı bir şekilde bilgilendiriniz.

Siz olmasanız bile etrafınızda ki birçok insanın korktuğu endişelendiği gerçeğini göz ardı etmeyiniz. Onları cesaretlendirerek bu krizden kontrollü ve güçlü bir şekilde çıkmasına yardımcı olabilirsiniz.  Çok yakın bir zamanda bu süreci iğrenç espirilerle yorumlama umuduyla..  Sağlıcakla kalın, evde kalın..

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube