Sosyal mesafe!

Korona virüsü hayatımızı değiştirdi, düzenimizi bozdu.

Her gün açıklanan rakamlar psikolojimizi bozdu.

Adeta televizyon başında kilitlenerek, ‘bugün kaç kişi öldü? Kaç kişiye de daha bulaştı?’ diye merakla bekler duruma geldik.

Korona virüsünden ölmez isek panik ve stresten öleceğiz!

‘Ellerinizi yıkayın, kimse ile temas etmeyin’ uyarıları günlük hayatımızın vazgeçilmezi oldular.

Ellerimizi yıkamaktan artık ellerimizin de şekli ve şemali değişmeye başladı.

Kimseye dokunamıyoruz!

Anne-babamıza, eşimize ve çocuklarımıza sarılamıyoruz!

Birbirimizden uzaklaştık, sosyal hayatımız tamamen bitti.

Hayatımıza ‘sosyal mesafe’ girdi.

İnsanlar birbirinden giderek uzaklaşıyor, yeni dönemin hayatı, ‘dijital hayat..’

Öldürücü boyutta olan salgın hastalıkların genelde her 100 yılda bir insanlığı tehdit ettiği öne sürülüyor.

Bu da son yüzyılın en felaketi olsa gerek!

Geçmişte yaşanan diğer salgın hastalıkların aşısı bulundu..

Hali hazırda korona virüsünden korunmak için bir aşı bulunmamaktadır..

Her gün televizyon kanallarında değişik doktor ve uzmanlardan izlediğim yorumlara göre;

Bu hastalığa yakalananların daha çok 65 yaş ve üzeri ile kronik hastaları ölümcül vakalara sürüklediği belirtiliyor.

Bunu söylerken de ‘gençlerin de bu rahatsızlığa yakalanmayacağı’ anlamına gelmediğini ifade ediyorlar.

Her zaman tedbirli olmamız konusunda da altını çizerek beyan ediyorlar.

Evet, ne kadar sıkılsak da, sosyal hayattan uzaklaşsak da, virüsten korunmanın en akılcı yolu ‘evde kalmaktır..’

Buna uymak zorundayız!

Korona virüsünden en erken kurtulmamızın çaresi de evlerimizden çıkmamaktır.

Zorunlu olmadıkça kendimiz için, ailemiz için ve çevremiz için tedbiri elden bırakmayarak, ‘evde kalalım..’

Sosyal mesafeyi koruyalım!

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube