Susarsan kesilir!

“Senin sesin ancak sen susarsan kesilir” Senaryo gereği de olsa Müslüm’ü “Müslüm Baba” yapan ve birçok kişiyi karanlığından aydınlığa çıkartacak bir söz. Her ne kadar Müslüm Gürses’in hayatı işlenmiş olsa da eğitimci olmamdan dolayı filmde en çok dikkatimi çeken; “Mahallenin Muhtarları” dizisindeki Temel karakteri ile “Gemide”, “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar” ve “Takva” gibi sinema filmlerindeki rolleriyle tanınan Erkan Can’ın Müslüm’e söylediği “Senin sesin ancak sen susarsan kesilir” sözü olmuştu.

Annesinin yaşadığı onca şiddete, haksızlığa, dayağa rağmen Adana’da yaşadığı yıllarda babasının dayağından kaçarken sığındığı Halk Evi’nde tanıştığı bağlama eğitimcisinin verdiği hayata dair dokunuşlar çok anlamlıydı. Eğitimdir insanı daha çok insan yapan. O eğitimci Urfa’dan gelen zavallı bir gence güç vermiştir. İnsanoğlu bu kadar acıya layık değil. Sevgili Safi Duran dostum, kardeşim ile “Müslüm” filmini sinemada izlemiştik. Yaşamımızın yoğun geçen karmaşasında iyi ki kendimize az da olsa bir zaman ayırmıştık. Film boyunca her şeyden uzaktaydık. Salonda kadın izleyiciler çoğunluktaydı. Gençliğimde Müslüm Güsres’in neredeyse bütün eserlerini defalarca dinlemiş birisiyim. Ancak hiçbir zaman kasetini, albümünü almadım ama yüreğe dokunuşunu hissederdim. Ne bileyim o yıllarda Müslüm dinleyenler kitaptan, güzel sohbetten uzaktaydı, belki ondan çok fanatik hayranı değildim. Filmi izlemeden önce internet ortamından öğrendiğim yaşam hikâyesinden dolayı çok etkilenmiştim. Filmi izlerken gözyaşlarımı tutamadım. Çünkü orada bir annenin çektiği acı, ıstırap ve her şeye rağmen çocuklarını kucaklaması vardı. Zor, hem de çok zor bir hayatın hikayesi. Genç bir çocuğun toplumdan aldığı değer yargılarıyla babasına davranışı, kardeşlerin yaşadığı travmalar… Her izleyenin belki de kendi yaşadığı çocukluğunda, ailesinde, komşusunda yaşanan acı tablo çok güzel bir şekilde sergilenmişti.

Aşık geleneğinin ülkemizdeki son temsilcilerinden biri olan, bağlamanın en büyük isimlerinden Aşık Veysel’in anılması ve en çok bilinen “Uzun İnce Bir Yoldayım” türküsünün söylenmesi, Hacı Bektaş Veli’nin bir eserine dayanarak Sarıköy’de yaşadığı ihtimali daha güçlü olan tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisi Yunus Emre’nin filmde işlenmesi ayrı bir güzellik olmuş.

Hayattayken, sesi, yorumu ve yaşam tarzıyla Türk müziğinde önemli bir yer edinen Müslüm Gürses, öldükten sonra da jiletçi diye bildiğimiz o fanatik kitlesinin yanına bence bir o kadar da hayranı olacak.

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube