Tüketim kültürü

Ne oluyorsa bir sebebi, bir tüketicisi var. İnsanlar her olup bitene bir gizem, bir bilinmezlik yüklemekten vazgeçmiyor. Bizler farkındayız artık, sade yaşamın güzelliğini kaybedip sürekli tüketmeye yöneldiğimizin. Mal ve hizmetler bizim isteklerimize cevap vermekten çıktı. Çoğunlukla faydacı olmayan daha çok başkaları arasında statü oluşturan ve yenilik arama gibi amaçlarla hizmetler tutkuyla arzulanmakta ve elde etmeye çalışılmakta.

Sürekli birbirimizi neyi tükettiğine göre sınıflandırmaktayız. Üzerimizdeki markalarla, soframızda reklamı çok yapılan yiyeceklerle konuştuğumuz ve adeta modayı takip etme gerekliliğinin kodlandığı bir zaman dilimi içinde sürükleniyoruz. Hepimiz bu anormalliğin farkındayız elbette? Fakat hepimiz de bundan memnunuz .Nasıl mı? Lütfen sizlere küçük bir hatırlatma yapmama müsaade edin?

Biz eskiden böyle miydik diye başlarız söze, bir elbiseyi dönüşümlü giyerdik yakınlarımızla, bayramdan bayrama yeni giysimiz olmazdı. Çocuklarımız kapı önünde çamurla, gazoz kapaklarıyla oynardı, o kadar oyuncağı yoktu ve mutluydu çocuklarımız. Hele ki odun sobalarımız üzerinde pişirdiğimiz yemekler, kestaneler.. Ne güzel günlerdi.. Sonra ekleriz üzerine fakirdik ama mutluyduk.” Diye. Peki o günleri geri yaşamamak için neden bu kadar çaba? Neden bu lüks evler, son model arabalar, özel okullar? Mutluysak bizi değiştiren ne? Bize hükmeden ne? Asla kapalı toplum olmanın iyi bir şey olduğundan bahsetmiyorum; dünya varolduğundan beri bu denli yaygın ve baskın bir tüketim kültürünün mevcut olmadığıdır. Peki bunu yaygın kılan nedir? Elbette medya araçları.

Sonuç aynı her gün yeni şeyler çıkıyor. Bu yeni şeyler de mutlaka bizlere uyacak ve uydurulacak. Ecdatlarımız gibi israf- tasarruf dengesine dayanan bir yaşam kültürünü benimsemezsek, parayla birlikte zamanımızı ve insanlığımızı da kaybedeceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube