Türkçe kitaplarındaki okuma parçaları

“Bir yazar için en büyük onur ders kitaplarında öykülerinin olması. İlkokulda iken Buca Çakabey İlkokulunda okuyordum. Türkçe kitaplarındaki okuma parçalarını onlarca kez okur, adeta ezberlerdik. Okurken hayallere dalardık. Sürekli olarak okuma parçalarını yazanları düşünürdüm. Kendimce hayaller kurardım. Nasıl insanlar diye kafamdan geçirirdim. Dededen başlayan öğretmenlik mesleği nedeniyle ailemde de kitaba, okumaya fazlasıyla değer verilirdi. Yine de Türkçe kitaplarındaki öykülerin tadı başkaydı. Yıllar sonra bu kitaplarda öykülerimin yer alması beni fazlasıyla mutlu etti. Türkçe kitabı yazarken öykülerimi alan değerli kitap yazarlarına çok teşekkür ediyorum.

Türkçe kitaplarına öykülerimizin alındığından ne yayın evinin ne de bizlerin haberi oluyor. Anadolu’da gittiğimiz okullarda öğrenciler, öğretmenler söylüyorlar. Okullarına gideceğimizden haberleri varsa öykümüzü oyunlaştırıyorlar. Masalsı bir gün yaşatıyorlar, çok mutlu oluyorum.  2014 Mayıs ayında Malatya Kitap Fuarı’ndaydım. Okullar oluk oluk akıyorlardı. Bir sınıf geçerken çocuklar bağırdılar. Öğretmenim, Savaş Ünlü buradaymış. Şaşırdım, beni nereden tanıyacaklar. Öğretmenleri geldi yanıma. Sizin kitabımızdaki okuma metninizden tanıyoruz. Fuara geleceğinizi duyunca hazırlıklı geldik. Zamanınız var mı? Fuarın boş bir salonuna gittik. Öykümü oyunlaştırmışlar. Orada dramatize ettiler. Bana sorular sordular. Şakalaştık, gülüştük. Her öğrenciye birer kitabımı imzalayıp armağan ettim. Minik eller ceplere gitti. Ceplerindeki kayısı kuruları, kayısı çekirdekleri bana sunuldu. Bin kitap yazsanız bu mutluluğu yakalamazsınız.

Çocuklardan birinin kitabını vermek istediler. Kabul etmedim. Öğretmenleri bana okuma metninin fotoğrafını çekmiş yolladı. Ben de onu Face Book’ta yayınladım. Eski öğrencilerim, benim çocuğum ikinci sınıf kitabında, benim çocuğumun üçüncü sınıf kitabında öykünüz vardı diyerek yorumlar yaptılar. Değişik sınıf düzeylerinde öykülerimin olması beni fazlasıyla mutlu ediyor.

Bazen de yazdığım oyunları istiyorlar. Yolluyorum. Oyunu izlerken sanki ben değil de başkası yazmış gibi geliyor o oyunları. Yazmak da böyle bir şey olsa gerek…” (Milliyet Ege-4 Kasım 2014)

Bu satıların yazarı Milliyet Ege’den Gülengül Uslu, okuduğumda heyecanlandım, mutlu oldum, gözyaşlarımı tutamadım. Sevgili Gülengül Hanımı İzmir’de tanımayan yoktur. İnsanlığı, hanımlığı, kültürü, bilgisi ve de zarifliği ve de güzelliğiyle saygınlık gören birisidir. Yüreği sevgi doludur. Dünyaya sevgi dolu gözlerle baktığından baktığı yerlere sevgi çiçekleri diker. Çoğu kişinin görmediğini görür, gördüklerini kendine özgü anlatımıyla yazar. Sokakta kalan, eğitimi yarıda bırakılmış, çalışan minik yüreklere onun köşesinde rastlarsınız. Gücü yettiğince yardımcı olmaya çalışır. Olmazsa yetkililerden ilgilenilmesini ister.

İzmir insanıdır, haksızlıklar karşısında susmaz, aksine açığa çıkartır. Kendine özgü zarifliğine yazdığı yazılarda da rastlamak olasıdır. Zarif, ince bir insan olması onu başkalarından farklı kılar. Karşılaştığımızda halimi hatırımı sormadan bırakmaz. Konuşurken sözcüklerle kurduğu gökkuşağından köprülerde mutluluğu yaşarsınız. Bu özelliği hiç değişmedi. Yıllardır sürer gider.

Gazetedeki yarı sayfalık köşesinde fotoğraflarla süsleyip yazığı yukarıdaki muhteşem yazısından sonra benim yazacağım yazı çok basit kalacaktır, bunun da ezikliğini yaşamıyor değilim. Bazı insanlar vardır, onları yazmak kolay değildir. Bir iki sayfaya o kişileri sığdırmak denizi şişeye doldurmaya benzer. İşte dünya tatlısı, yüreğine dünyayı sığdıran Gülengül Uslu da bunların başında gelir. Merhaba güzel insan, yüreğine, kalemine sağlık…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube