Ve sen büyüdükçe o küçülen bir şey işte..

Duvarda asılı saatte baktım 02.15’i gösteriyor. Özellikle aramam ama önümde yarıladığım kahve bardağı ve son nefesinde olduğum sigaram. Camları oldukça kirli olan pencerem hafif aralanmış. Perdeler, serin Eylül rüzgârına eşlik ediyor. Annemlerin evi oturduğum yerden çok net görülüyor. Ve evin önünde ki boyu 20 metreyi bulan koca çam ağacı. Uğultulu ama kulağa hoş gelen ıslığa benzer bir sesle salınıyor. O sese dalmışım ve geçmişimle baş başayım. 5’li yaşlar annem ve babam. Dere, tepe, buğday tarlaları, dedemin patates tarlası, içi su dolu kuyu, erik ve kayısı ağaçları, taneleri iri olan incir, gece kondu evler, emek, dayanışma ve bu zenginliklere eşlik eden birçok yoksulluk hikâyesi!

Koşuşturduğum dere boyu, dere boyuna eşlik eden Çınar ve Defne ağaçları, topraktan sokakların toz bulutları, komşuların nar tarlası ve hiç kesilmeyen kuş cıvıltıları…

Ve erken uyanmalar;

Akşamdan sökülen ve toprakları dökülsün diye tarladan geçen su arkına bırakılmış turp demetleri. Onları ellerimizle ovalayarak yıkamak ve satışa hazır etmek…

Babamın sık nükseden mide hastalığı ve oynarken kanattığım dizlerim, yaraladığım ellerim, kavgalarım, özlemlerim ve bu güzel duygulara eşlik eden ‘keşke büyümeseydim’ temennisi!

*

O yaşlarda hep büyümeyi isterdim.

Sanırdım ki büyümekle yaşadığım gündelik sıkıntılar bitecek.

Kendini bulmak, kendi kararlarını kendin vermek ve daha bir sürü şey.

Değilmiş ama…

Büyüdüğümde bunu anladım. Ne doğru demiş eskiler ‘Sen büyüdükçe dertlerinde birlikte büyür’ diye. Anlayacağınız o gün de kimse mutluluktan söz etmiyordu. Bugün de öyle…

O günün kendi şartları içinde sıkıntıları vardı. Bugünde böyle!

Mutluluk dediğiniz şey ise belki gün, belki ay, belki de yıl da bir kez o da birkaç saatliğine yakaladığınız güzel bir an ve hepsi bu!

O çağ, bu çağ değilmiş mesele.

Mesele; o yaş, bu yaştaymış!

Çocukluk yani.

Mutluluk sadece orada saklıymış.

Ve sen büyüdükçe o küçülen bir şey işte…

*

Bunları büyüdüğünde anlıyorsun. Koca bir adam olduğunda. Yani ben yani 50’li yaşlar. Yani biri biterken diğeri başlayan sorunlar…

Mutluluk ile huzur iyi geçinen iki kardeş.

Hüzün ile mutsuzluk ise iyi geçinen diğer iki kardeş.

Kavgaları 5 yaşlarından başlar. 20’li yaşlara kadar koşullar nasıl olursa olsun mutluluk ve huzur kazanır kavgayı. O yaşlardan sonra durum tersine döner. Hüzün ve mutsuzluk kazanmaya başlar. Sen ölene kadar da artık bu değişmez. Yaşadığın süre içinde yakaladığın küçük mutluluklar ise fırsatını bulduğunda tırmalayabildiğin diğer iki kardeşinden ibaret!

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube