Ve umursamamak!

İnsanın ruh halini yazması ve bunu sık tekrarlaması hiç kolay değil.

Gözlerin sizin üzerinizde olduğunu hissediyorsunuz.

Bazen bakışlar şüpheci, bazen meraklı oluyor…

Her ikisinden de hoşlanmıyorum.

Ancak direnseniz de bir süre sonra kabulleniyorsunuz.

Kimin nasıl baktığı veya ne düşündüğü ile ilgilenmemeye başlıyorsunuz…

Buna, bir nevi boş vermişlik diyebilirsiniz.

Nasıl adlandırdığınız da önemli değil aslında. Adına ne derseniz deyin sonuç değişmiyor. Siz bir süre sonra umursamaz bir kişiliğe dönüyorsunuz…

Ve umursamamak?

Umursamamak aslında özgürlüğün başlama noktası;

Çevreniz de sizi sıkan şeylerden ne kadar uzak durur ve ne kadar umursamaz olursanız bir o kadar özgür olursunuz…

*

Sizi üzen şeylerden uzak durun.

Görmek istemediğiniz insanları görmeyin,

Duymak istemediklerinizi duymayın,

Çıkarınız peşinde koşun demiyorum ama her zaman fedakârlık yapan siz olmayın!

Kendinize zaman ayırın,

Kendinizi sevmeye ve sevilmeye izin verin!

Her ne yaşamış olursanız olun, her ne günah işlemiş olursanız olun kendinizi af edin!

Kendinize şefkatli davranın, acıyın hatta…

Kendinizi sorgulamayın, mutlu olabileceğinizi düşündüğünüz her eylemi yaşayın!

Bunları nereden mi biliyorum, biliyorum çünkü ben ne yazık ki kendi hayatımda bunların hiçbirini uygulayamadığım için hep mutsuzum. Huzursuzum. Buradan biliyorum. Peki, bunları ben yazdım da bundan sonra uygulayabilecek miyim?

Gerçeği istiyorsanız emin değilim!

Kabul etmek gerekiyor ki uygulanması zor bunların. Hele ki benim karakterimde bir insansanız çok daha zor. Ama mutluluğu yakalamak bunları uygulamaktan geçiyor.

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube