Yazar Murat Tuncel ile söyleşi

“Bütün tarihler aşkın gizli tohumunu bu coğrafyada sakladılar”
GİRİŞ:
Kitaplar; Arapça, Korece, Hollandaca, Rusça, Farsça, Azerice ve Lehçe dillerinde yayınlanan özel bir yazar bugünkü sayfamın konuğu. Kızım Yağmur, henüz on yaşında iken kendisiyle tanışmış, evimizde güzel zamanlar paylaşmıştık. “Keşke senin gözlerini gördükten sonra bu romanı yazmış olsaydım. Çünkü; senin gözlerin tüm kahramanlarımın gözlerinden güzel” notuyla “İnanna” adlı roman kitabınızı kızıma armağan etmiştiniz. 2006’dan sonra 2014 yılında “Avrupa’da Türk Edebiyatı” başlıklı söyleşinizle Antakya’daki okurlarınızla buluşmuştunuz. Ailemizde özel bir yeriniz var, sizi çok seviyoruz. İstedim ki benim dostlarım, gazete okurlarım da yüreğinizin sıcaklığını hissetsin, sizi biraz daha yakından tanısın. Bu anlamda bugünkü söyleşimizi önemsiyorum.

 

Nebih Nafile: Türk edebiyatına çok önemli eserler kazandıran yazarımızı kendi diliyle çocukluğundan bugünümüze tanımak istersek neler söylemek istersiniz? Kimdir Murat Tuncel?

Murat Tuncel: Değerli dostum, değerli kardeşim kendimi tanıtmadan önce ben de şunu belirteyim ki sen, Nafile ailesinin tüm fertleri ve tüm Antakyalıların da ben de çok özel yeri vardır. Evet dünya’nın birçok dilinde okunmak çok güzel, fakat kendi dilinizde okunmanız bunların hepsinden güzel. Hele bilinçli bir okuyucu kitlesi olan Antakya’da okuyucusu olmak bir yazar için hem ayrıcalıktır hem de mutluluktur. Bu mutluluğu bana yaşatan tüm Antakyalılara teşekkür ediyorum.

Ben mozaik kültürü Antakya’ya çok benzeyen Kars-Hanak’ta (Şimdi Ardahan-Hanak oldu) bundan altmış sekiz yıl önce doğdum. İlk ve ortaokulu bitirdikten sonra Artvin Öğretmen Okulu’nu yatılı okudum. İstanbul Atatürk Eğitim Fakültesi’nin Türkçe Bölümü’nü bitirdim. Türkiye’de ilk ve ortaokullarda öğretmenlik yaptım. 1984 yılında öğretmenlikten ayrıldıktan sonra o zamanların en çok okunan gazetesi olan Günaydın gazetesinde beş yıl çalıştım.1989 yılında Hollanda’ya göç ettim. Oturum aldıktan sonra Hollanda eğitim bakanlığına bağlı temel eğitim okullarında anadili dersleri, çeşitli kurslarda Türkçe dil dersi ve Rotterdam Konservatuvarı’nda Türk dili ve edebiyatı dersleri verdim. Şu anda emekliyim. Yaşamımı iki ülkeli olarak sürdürmekteyim.

Türkiye’de yayınlanan Varlık, Edebiyat Gündemi, Damar, Yaşasın Edebiyat, Kıyı, Karşı Edebiyat, Dönemeç, Türk Dili Dergisi, Güzel Yazılar, Evrensel Kültür, Cumhuriyet Kitap, Dünya Kitap Ürün, Folklor Edebiyat, Turnalar, Edebiyat Nöbeti ve birçok dijital sanat dergisinde öykülerim, tanıtım yazılarım, söyleşilerim yayınlandı ve yayınlanmaktadır.

İlk kitabımın yayınlanışından bugüne kadar yirmi kadar kitabım yayınlandı. Bu kitaplardan birçok öykü Hollandaca, Lehçe, Rusça, Azerice ve Arapça olarak edebiyat ve üniversite dergilerinde yayınlandı. Ressamlar Mahallesi’nin Çocukları, adlı çocuk romanım De Kinderen van de Schildersweek adıyla Hollandaca, Beyoğlu Çığlıkları adlı öykü kitabım Bulgarca, Gölge Kız adlı öykü kitabım Rusça, Maviydi Adalet Sarayı adlı romanım Valse Hoop (Sahte Umut) adıyla Hollandaca ve Farsça, İnanna ve Trakya Güneşi adlı romanlarım Arapça, Korece, Bulgarca olarak yayımlandı. Tullu Kurbağa adlı çocuk romanım Süper Kurbağa adıyla oyunlaştırıldı. Devlet Tiyatroları ve İstanbul Şehir Tiyatroları repertuarlarına alındı. Ankara Şehir Tiyatroları tarafından da sahnelendi.

Yazın yaşamımda; 1979 yılında Kültür ve Spor Bakanlığı Gençlik Öykü Ödülü’nü Çerçi adlı öykümle, 1997 Hollanda NPS Radyo’su Öykü Ödülünü Cennet de Bitti adlı öykümle, 1994 Şükrü Gümüş Roman Ödülü’nü Maviydi Adalet Sarayı adlı romanımla, 1997 Halkevleri Kültür -Sanat Yarışması Roman Ödülü’nü Üçüncü Ölüm adlı romanımla ve 2000 Yılı Orhan Kemal Öykü Ödülü’nü yayınlanmamış öykü – Gölge Kız- dosyamla aldım.

Örgütlü yaşamaya inanan birisi olarak, Türkiye Yazarlar Sendikası, Hollanda Yazarlar Sendikası, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye PEN Klubü üyesiyim.

 

Nebih Nafile: Yazdığınız eserler hem Hollanda’da hem Türkiye’de ilgi görüyor, farklı dillere çevrilip yayınlanıyor. Bu başarıyı neye borçlusunuz? Bugüne kadar toplamda kaç eseriniz yayınlandı?

Murat Tuncel: Her iki ülkede de yazdıklarımın begeniyle okunmasının nedeni yazma tekniğim ve yazdığım konuların her iki ülke okuyucusunun da ilgisini çekmesiyle ilgili olması.  Bir de sanırım yapıtlarımdaki o çok kültürlü atmosfer etkiliyor okuyucularımı.

1981 yılında yayınlananan ilk öykü kitabım  Dargın Değilim Yaşama’dan  sonra   Mengelez, Güneşsiz Dünya,   Beyoğlu Çığlıkları , Gölge Kız ve Wilma’nın Sandığı  adlı beş öykü kitabım, Maviydi Adalet Sarayı (Daha sonra Sahte Umutlar adıyla), Üçüncü Ölüm, İnanna, Trakya Güneşi, Tuna’dan Fırat’a, Kılıç ve Kırbaç,  Narin Kalesi’nden Kaçış  adlı yedi romanım, Yarımağız Anılar adlı bir anı kitabım, Çocuklar ve gençler için de Şakacı Masallar adlı 10 kitaplık bir masallar serisi, Tipi, Buluta Binen Uçak  adlı  iki öykü kitabı, Tullu Kurbağa Roman ve  Ressamlar Mahallesi’nin Çocukları  adlı iki romanım yayınlandı. Bir de bazı antolojilerde düz yazılarım yeraldığı gibi Yürekten Yüreğe (Von Herz zu Herz) adlı Türkçe ve Almanca yayınlanan bir şiir antolojisinde de şiirlerimden birkaçı yayınlandı. Böylece toplamda on dokuz kitabım yayınlanmış oldu.

 

Nebih Nafile: Dil işçiliğiniz okuyucuyu oldukça etkiliyor. Bunun hakkında konuşabilir miyiz?

Murat Tuncel: Bana göre bir yazar, hangi dilde edebiyat yapıyorsa, edebiyatına gönül verdiği dili çok iyi bilmek zorundadır. Çünkü okuyucuyla yazar arasındaki en işlek ve kutsal iletişim köprüsü yazarın kullandığı dildir. Dilin kurallarını ve fonotik yapısını iyi bilmek şarttır ama sözcükleri birbirine ularken de bir ahenk yaratmak önemlidir.  Eğer okuyucu sizin yazdıklarınızda kendi melodisinin ritmini bulursa o zaman dili kullanmayı başarmış sayılırsınız. Eğer siz yazarken, okuyucu da okurken tad alıyorsa okumada da süreklilik oluyor. Benim okuyucularım için de bu geçerli.

 

Nebih Nafile: Antakya’da birlikte oyun oynadığınız genç bir arkadaşınız var. Sevgili oğlum Ekin. Bu soruyu kendisine danışarak size yöneltiyorum. Hiç kitap okumamış veya az kitap okuyan çocuk ve gençler için tavsiyeleriniz nelerdir?

Murat Tuncel: Soruların en zoru da bu soru. Böyle bir soru da ancak sevgili Ekin’in başının altından çıkardı elbet. Kendi de bu kategoriye giriyorsa, ona ve onun gibilere tavsiyem öncelikle ilgi alanlarındaki kitaplarla başlasınlar. Kitaplarını kendileri seçsinler. Ödev olarak okuması önerilen kitapları zorunlu ve zorlama bir iş değil de, “ben bu kitabı keyiflenmek için okuyacağım” diye okumaya başlasınlar. Bir de yaş seviyelerine uygun macera öyküleriyle, romanlarıyla işe başlayıp heyecanlı anlar yaşasınlar. Ondan sonrası zaten kendiliğinden olgunlaşacaktır.

 

Nebih Nafile: Elbette yazarın, yazdıklarının okurlara ulaşması en büyük hayalidir. Avrupa’da Türk edebiyatı ne durumda? Yazdıklarınız oralarda okuyucuyla nasıl buluşuyor?

Murat Tuncel: Bütün yazarlar okuyucuları için yazıyorlar. Yazdıklarının da okunması için de çeşitli çabalar harcıyorlar. Bugün dijital çağı ve çağın kolaylıklarını yaşıyoruz ama bizim insanlarımız epeyce okuma tembeli olduğu için dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar onlara ulaşmak ve onlara yapıtlarınızı okutmak kolay değil. Bu konuda Hollanda’da da durum Türkiye’den pek farklı değil. Burada benim gibi bilinen ve her konuda kaynak olma niteliğinde olan yazarların işi zor olmasa da, çoğu arkadaşımızın kitaplarını okutma sorunları yaşadıklarına tanık oluyoruz elbette.  Hollanda’da çeviri Türk edebiyatı ve kitapları Hollandaca yayınlanmış yazarların kitapları kütüphane alışkanlığı olan her okuyucuya ulaşıyor ama piyasadaki kitapçılar da edebi yapıtlarımızı bulmak çok zor.

Nebih Nafile: Hollanda’da yaşamınızı sürdürürken, özellikle kitap fuarları aracılığı ile sık sık Türkiye’deki okurlarınızla buluşuyor, memleket özlemini gideriyorsunuz. Bu sohbetler yazıya dönüşüyor mu?

Murat Tuncel: Türkiye seyahatlerimdeki söyleşiler de başka ülkelere yaptığım ziyaretlerde görüp tanık olduğum olaylar da genellikle yazıya dönüşüyor. Belki ilerde bütün bu yazıların yer aldığı bir kitap yayınlanabilir. Ayrıca ben şunu da belirteyim ki, yazdıklarımın hepsi de mutlaka ilgili dergi ya da gazetelerde yayınlanıyor.

 

Nebih Nafile: Ayırdığınız kıymetli zamanınız için size teşekkür ediyorum. Saygılarımla. İlk fırsatta tekrar Antakya’da buluşmak dileğim ile.

Murat Tuncel: Değerli kardeşim, ben de emeğiniz ve değerbilirliğiniz için size çok teşekkür ediyorum. Antakya’da, Antakyalı okuyucularımla ve sizlerle buluşmak her zaman benim de en arzulu ve en büyük dileklerimden biridir. Saygı ve sevgilerimle.

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube