Zor ve güzel zamanlar

Gökyüzünden öyle bir güzellikte aktı ki: tıpkı çocukluğumdaki yağmurlar gibi.

Çocukluğuma değinmişken, o yıllarda baharlar da bir başka güzeldi.

Her yerden papatyalar açar, yeşilin her tonu belirirdi.

Bir de kuş sesleri daha fazlaydı.

Mutluluğun melodisini çalar gibi her bir farklı kuş ayrı bir ses çıkarırdı.

Bu sene toprak anaya düşen yağmur epeyce bol oldu.

Umarım, çocukluğumdaki o saf, dupduru, güzel günlerin habercisidir.

O zamanın büyüklerinin de hakkını yememek gerek. Onlar da emeğin hakkını veriyor, sevgiyi en üst düzeyde paylaşırlardı.

Daha erken uyanırlardı.

Namazını kılar, bağ bahçe işlerine koyulurlardı.

Köyde yaşamadım.

Ancak, dayılarım, akrabalarım, arkadaşlarımdan köy yaşamını iyi bilirim.

Samimiyet, paylaşım daha fazladır.

Gülşen arkadaşımla eski günlerden bahsederken başladı anlatmaya: “Babam bana bağırmazdı. Otlatacağımız hayvanları erkenden hazırlar, bana seslenirdi.

Benimle gelmek ister misin kızım? Derdi. Bu beni çok mutlu ederdi. Düşerdim babamın peşine. Babam hayvanların önünde ben arkalarında yürürdük. Böylelikle günlük sporumuzu da yapmış oluyoruz farkında olmadan. Köyün biraz dışındaki dağa giderdik.

Çünkü otlar boldu oralarda. Havası da tertemizdi. Biraz yüksekte olduğu için manzarası da muhteşemdi.

Orada bir sürü yenir ot türü keşfetmiştim. Ve meyve ağaçlarının tatlarına da bakmıştım tabi ki. Ya kaynak sularına ne demeli?

Öyle bakkaldan, marketten bir şişe alayım diye bir şey yoktu.

Tertemiz ve mineral doluydu.

O günlere ve tatlara hasretim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube