250 yıllık eski Antakya evini pansiyona çevirdi!

ALİ ATASOY
Aslen Kütahyalı olan ancak 61 yıl önce ihtilal döneminde Antakya’ya yerleşen Belkıs Gönül Yorulmaz, 250 yıllık Eski Antakya evini restore ederek kent turizmine katkı sağlıyor.
Osmanlı döneminde İdlip Valisi olarak görev yapmış olan Fehim Paşa’nın yaşadığı eski Antakya evi Belkıs Gönül Yorulmaz tarafından 2011 yılında restore edilerek gelen ziyaretçiler ağırlanıyor.
Belkıs Konuk Evi ve Pansiyonu işletmecisi olan yorulmaz, Antakya’ya yerleşme serüvenini anlattı;
“1949 Kütahya doğumlu, babam İzmirli annem ise Kütahyalı olan bir ailenin çocuğuyum. Babam ise TBMM’de görevliydi. O sebeple Ankara’da bir dönem bulunduk. 1961 senesinde ihtilal sürgünü ile Antakya’ya yerleştik. O dönemde Erol Anlar ile tanıştım ve evlendim. Bir kızım ve 2 oğlum var. Eşim bir süre önce rahatsızlığı nedeniyle ne yazık ki vefat etti. Çok güzel bir hayatım oldu burada. Tam anlamıyla bir Antakyalı oldum, burayı bırakıp ailemin yanına İzmir’e dönemedim. Çünkü Antakya’ya çok ısındım. Burada temelli kalabilmem için de bir uğraşa ihtiyacım vardı. Bende şuanda yaşamış olduğum Fehim Paşanın evini restore ederek pansiyona çevirdim”
Merkez ilçe Antakya’da eski evlerin bulunduğu Güllübahçe Sokakta eşinin büyük babası Fehmi Paşa’dan kalan iki katlı taş binayı 11 yıl önce restore ederek konuk evine çevirdiğini söyledi.
Şu anda hem evi hem de iş yeri olan konukevini açmak için büyük emekler ve eğitimler aldığını gazetemiz muhabirine anlatan Yorulmaz, “Eşimle çok şehir gezerdik ve orada bulunan pansiyonlar hep ilgimi çekerdi. Bu evimim de boş duruyordu burayı hayalim olan pansiyona çevirmek istedim ve hazırlıklar, çalışmalar o yönde oldu. Önce KOSGEB’e kızım Rana ile başvurduk. Ciddi bir hazırlık, eğitim ve çalışma sürecinden geçtik. Şimdi ise KOSGEB ile ayakta durabilen sayılı işletmelerdeniz” dedi.
Yaptığı işi çok sevdiğini vurgulayan Yorulmaz, Antakya’da çalışan kadınların olmadığı dönemde kendisinin çalıştığını, cadde üzerinde ilk pansiyonun kendisi olduğunu belirtti.
Ayrıca o dönemlerde Eski Antakya sokaklarında işletmelerin bulunmadığını kendisinden sonra yavaş yavaş kalabalıklaştığını ekledi.
Sözlerine devam eden Yorulmaz, “Çok farklı kültürlerden bir çok insan tanıdım ve bu inanılmaz güzel bir duygu. Ayrıyeten ben gelen hiç kişiyi müşteri olarak görmüyorum. Onları evime gelmiş aileden birer fert olarak görüyorum. Özetle gelenler bir arkadaşım ya da dostummuş gibi. Gelen ziyaretçilerde senden hizmet beklemiyor evin bir bireyi gibi kalkıyor kahvesini çayını yapıyor beraber oturup avluda içiyoruz. Kimi zaman beraber yemekler yapıyor, şarkılar söylüyoruz. Özelikle Ramazan ayında uzun neşeli sofralarımız kurulurdu. Almanya’dan gelen bir ziyaretçim ise sırf o aile ortamını yaşayabilmek için bilet tarihini bir ay uzattı. Ve gelen ziyaretçilerden hiç biri ile bağımız kopmadı. Bunun yanı sıra evimde dizi çekimleri oldu. En son Kalp yarasında bir sahne burada çekildi. Suriye savaşında sınıra gelen Gazeteciler uzun süre burada kaldı. Bir bianel yapıldı, üniversitede panellere etkinliklere gelen misafirler burada kaldı ve sayamadığım kadar sayısız etkinlik, ziyaretçi kaldı. Bu sayede çok güzel insanlar tanıdım ve biriktirdim şu hayatımda” ifadelerini kullandı.
Son olarak kentin eskiden ucuzluğuna ve bolluğuna işaret ederken, zamanla Antakya’nın çok değiştiğini ve geliştiğini sözlerine ekledi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.