Bugün Hatay’da halen “yol, su, çöp, elektrik” konuşuluyorsa, bu bizim suçumuz..
Çukurlu yolların, tıkanan trafiğin sorumlusu biziz..
Otopark sıkıntısı yine bizim yüzümüzden..
Gençlerin, amatörlerin spor sahası bulamayışı bizim suçumuz..
Kaldırımların kırık, dökük, parke taşların yerinden oynaması, kazılan yerlerin üzerinin toprakla kapatılması, asfalt yapılmaması, sokak aralarının toz-topraktan geçilmemesi, çöp ve moloz yığınlarının apartmanlarının önünde yığılması, kısacası bu şehirde yıllardır alışagelmiş sorunların çözülmemesinin tüm sorumlusu ve vebali bize aittir!
Hiç kimse kusura bakmasın!
Bu kadar yıldır sorunların yerinde durması ve çözülmemesi size hiçbir şey anlatmıyor mu?
Halen aklınız başınıza gelmedi mi?
Bu şehrin hep aynı sorunlarla boğuşması, yapılan tercihlerin doğru olmadığını göstermiyor mu?
Yıllardır çözülmeyen sorunların yine çözümsüzlüğe kavuşmayacağını bilmiyor muyuz?
Kimse yakınmasın!
Seçmesini bilmezseniz, tercihleri yanlış seçerseniz, sonucuna da katlanacaksınız!
Aynı zihniyet ve aynı düşünce kaldığı sürece, böyle gelmiş böyle gidecek!
Liyakat sahibi insanlar gelmedikçe bu şehir bir adım ilerlemeyecek!
Başka şehirlerde durum bu kadar kötü değil..
Şehrin kaderini değiştirecek adımların attığını görürsünüz.
Denetimin olmadığı yerde disiplinsizliğin had safhada olduğu bir yerde düzeni sağlayamazsınız.
Herkes kafasına göre takılır, kafasına göre işler yapar!
O zaman da o şehrin gelişimi çarpık-çupuk olur!
Tıpkı bizim şehir gibi..
Yeni yol desen yok!
Yol açmaya kalksan açamazsın, geçmişten gelen hatalar yüzünden evler, binalar yola taşmış durumda. Kamulaştırmaya kalkışsan, ne gücün yeter ne de zamanın..
Daracık bir alana sıkıştırılmış koskoca bir şehir!
Gelen-gideni aratmamış!
Çünkü hepsi aynı yolda yürümüş.
40-50 yıl önce gelen aynı şehri karşında görünce şaşırıyor:
“Ben gençliğimde de aynıydı Hatay, şimdi de..”
“Hiç mi kimse iz bırakmadı bu şehirde!”
Hiç dostum, hiç…
Bu şehir hiç ilerlemedi, hiç..
