Aççana Höyük’te 4 bin yıl öncesine ait kalıntılar gün yüzüne çıkarılıyor

Hatay’da bu yılki kazı çalışmalarına baÅŸlanan höyükte, dönemin baÅŸkenti Alalah’taki kültür, inanç, yaÅŸam biçimi, ticaret ve insan hareketliliÄŸi araÅŸtırılıyor..

AA

Amik Ovası’ndaki Aççana Höyük’te, Orta ve Geç Tunç ÇaÄŸ döneminde MukiÅŸ Krallığı’nın baÅŸkenti olan Alalah’ta yürütülen arkeolojik kazılarda, 4 bin yıl öncesine tarihlenen kalıntıların gün ışığına çıkarılması hedefleniyor.

İlk kazıların 1930’lu yıllarda İngiliz arkeolog Leonard Woolley tarafından yapıldığı höyükte, 2021 sezon kazıları Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı BaÅŸkanı Doç. Dr. Murat Akar baÅŸkanlığında, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleriyle 14 kiÅŸilik ekiple baÅŸladı.

Yaklaşık 22 hektarlık alanda bulunan ve kalıntıları 4 bin yıl öncesine tarihlenen höyükteki kazılar “tapınaklar bölgesi” olarak adlandırılan 120 metrekareye yayılan ve ortalama 4,5 metre derinlikte yürütülüyor.

Höyüğün “tapınaklar bölgesi”nde yer alan ve tarihi 3 bin 400 yıl öncesine uzandığı belirlenen kalıntılarda, MukiÅŸ Krallığı’nın baÅŸkenti Alalah’taki kültür, inanç, yaÅŸam biçimi, ticaret ve insan hareketliliÄŸi konuları araÅŸtırılıyor.

Kazılardan elde edilen buluntular, Kültür ve Turizm Bakanlığı Aççana Höyük Kazı Evi’nde uzmanlar tarafından inceleniyor, kayıt altına alınıyor.

GEÇ TUNÇ ÇAĞI BÜYÜK İMPARATORLUKLARIN ORTAYA ÇIKTIĞI BİR DÖNEM

Kazı BaÅŸkanı Doç. Dr. Akar, AA muhabirine, Alalah’ın, Amik Ovası’nda Tunç Çağı’na ait izlerin açığa çıkartılabileceÄŸi en önemli arkeolojik yerleÅŸimlerden biri olduÄŸunu söyledi.

Tarihi 4 bin yıl öncesine dayanan höyükle ilgili bilgi veren Akar, şöyle konuştu:

“Geç Tunç Çağı büyük imparatorlukların ortaya çıktığı bir dönem. Anadolu’da Hitit İmparatorluÄŸu’nun, güneyde Mısır İmparatorluÄŸu’nun, Fırat ve Dicle ekseninde ise Mitanni İmparatorluÄŸu’nun var olduÄŸu bir dönemdeyiz. Bu dönemde söz konusu büyük imparatorlukların birbirleriyle yaptıkları savaÅŸlar, diplomatik anlaÅŸmalar ve ticari iliÅŸkilerin izlerinin takip edilebildiÄŸi en önemli nokta Amik Ovası’dır. Yani Hitit İmparatorluÄŸu da Amik Ovası’nda etkin bir güç olmak istiyor, Mısır ve Mitanni imparatorlukları da. Bunun en büyük nedenlerinden biri Amik Ovası’nın günümüzdeki en önemli özelliklerinden de biri olan tarımsal zenginliÄŸi. Burası büyük imparatorluklar için bir besin deposu olarak tanımlayabileceÄŸimiz bir coÄŸrafya. Bir diÄŸer sebep ise jeopolitik önemi, yani bütün ticaret yolları üzerinde yer alması ve denize olan baÄŸlantısıyla bütün DoÄŸu Akdeniz kültürleriyle etkileÅŸim içerisinde olması. Bu nedenle biz burada yürüttüğümüz çalışmalarda, kentin belli tabakalarında Mitanni İmparatorluÄŸu’nun hakimiyet izlerini görürken sonraki dönemlerde ise kentin Hititler’in kontrolü altına girdiÄŸini görüyoruz.”

Akar, son yıllarda gerçekleştirdikleri antik DNA araştırmalarında, uluslararası çağda şekillenen göç ve ticarete bağlı insan hareketliliği konusunda çok önemli veriler elde ettiklerini bildirdi.

İNSAN İSKELETLERİNDEKİ ANALİZLERDE, BİREYLERİN HALKI TEMSİL ETTİĞİ ANLAŞILDI

Şimdiye kadar çok sayıda insan iskeletini incelediklerini ifade eden Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Amik Ovası, Tunç Çağı’nın uluslararası hareketliliÄŸinin merkez noktası ama bizim burada açığa çıkardığımız mezarlarda bulunan insan iskeletlerinin büyük bir kısmında yaptığımız analizlere göre bu bireyler yerel halkı temsil ediyor. Aslında bu bize, bölgenin yerel halkının dönemin uluslararası arenadaki rolü ve önemini gösteriyor ki bu bizim için son derece heyecan verici. Çünkü biz bu çalışmayı yaparken, Geç Tunç Çağı’nın uluslararası hareketliliÄŸinin yaÅŸandığı bu

döneme dair ÅŸunu sormak istedik; (Aççana Höyük’teki kazılarda açığa çıkardığımız bütün bireyler yerel toplumu tanımlıyorsa yabancılar, örneÄŸin bu bölgeye gelen Hititliler nerede?) Bu da çalışmalarımızın bir kısmını oluÅŸturuyor.”

Bölgede kazıların 21 yıldır sürdüğünü, kazılarla tapınak ve tapınak civarında ÅŸekillenen kent dokusunu anlamaya çalıştıklarını belirten Akar, “Çünkü tapınağı ayakta tutmak için ihtiyaç duyulan hizmet yapılarından, iÅŸlik ve atölyelere kadar zengin bir veriyi elde edebileceÄŸimiz bir kazı alanındayız. 2012 yılından beri çalışmalarımızı yürüttüğümüz bu alanda, kentin farklı kültür tabakalarındaki geliÅŸimini ve tapınaklarla olan iliÅŸkisini anlamaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir