BİLİNÇ DÜZEYİMİZ ARTIKÇA OKUMA ORANI ARTACAKTIR
Hazırlayıp, Radyo Akdeniz’de canlı olarak sunduğum “Umudun Sesi Şiir ve Türkü Rüzgârı” programımda ilk olarak 2014 yılında “Berfo” adlı şiirini radyo dinleyicilerimle paylaşıp ses kaydını Hasan Uğur Taşçı ağabeyime göndermekle başladı merhabamız. Programıma başladığım ilk günden bu yana güzel olan ve ulaşabildiğim ya da bana ulaşan şiirleri paylaşmayı ilke edindim. 2017 yılında, Bursa 15. Kitap Fuarı’nda bir arada olmuştuk. Doğumunun 100.Yılında Enver Gökçe’ye Armağan kitabının yazarı Ali Ekber Ataş dostumun önerisiyle, Bitlis Ahlat doğumlu ve 1964’den beri İstanbul Kartal’da oturan yazar-şair Hasan Uğur Taşçı’yı biraz daha tanıyalım…
-
“Şiir gibi adam” Hasan Uğur Taşçı ürettikleriyle okurlarının yüreklerine akıyor. Antakya’da sizi ilk defa tanıyacaklar adına doğumdan bugüne Hasan Uğur Taşçı’yı özetle nasıl anlatabiliriz?
-
Evet; “Şiir Gibi Adam” söylemiyle başlamak insana onur ve gurur veriyor. Hele ki bunu sizin gibi birinin ağzından duymak inanılmaz güzel. Çok zarifsiniz, ayrıca çok da teşekkür ederim. Hasan Uğur Taşçı Bitlis Ahlat doğumlu olan şair ilkokulu Van’da, Öğretmen Okulunu Sakarya – Arifiye ilköğretim okulunda okudu. ( Çeşitli sebepler ile öğretmenlik yapamadı)
Değişik işlerde çalıştıktan sonra, 1979 yılında iş hayatına atıldı. 2001 yılında İstanbul Tekel işletmelerinden emekli oldu. Şiir ve yazıları Broy, Eski, Güzel Yazılar (TYS), Berfin Bahar, Tay, Şair Çıkmazı, Üç Nokta, İnsancıl, Aykırı Sanat, Güncel Sanat, Kar, Afrodizyas, Nif Sanat vb. dergilerde yayınlandı.
Eserleri; Ay Doruklarda Üşüyorum (2003), Saçları Islak Gecenin (2005), Aşk Olsun Yolun (2008), Bir Yıldız Kanatırsa Geceyi (2013), Kırkı Çıkmamış Acılar (isimli yasaklanmış) kitabı bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli gazetelerin kitap eklerinde tanıtım ve kritik yazıları bulunmaktadır. Türk Yazarlar Sendikası ve Barış Derneği üyesidir.
-
Ülkemizde şiir okunma oranı diğer alanlara göre çok daha düşük. Ben, yine de şiir diyorum. Hem şiir hem öykü alanında önemli üretim yapan Hasan Uğur Taşçı ağabeyimin bu konudaki görüşlerini merak ediyorum.
-
Sorun okuma yazma oranı, şiirin okuma yazma oranı değil. Aslında sorun okuma yazma oranının kabul edilebilir değerlerin çok altında olduğu bir ortamda, adını soyadını yazmak iki kelimeyi çözmek, okuma yazma oranı mıdır? O ülkede kitap satış oranı ne kadar yüksekse okuma oranı satış rakamları üzerinden değerlendirilmelidir. Kitap okuma oranı bir araştırmaya göre %5 olarak kabul edilmiştir. Okumak da emek istiyor, okuma zahmetine katlanmamak okumanın verileri karşında daha etkin duruma getirilmelidir. Başka bir deyişle okumak artık zahmetli sayılıyor ve her alanda hazıra konmak isteyen insan tipi yetiştirildi. Temennim o ki; bilinç düzeyimiz artıkça bu oran artacaktır diye düşünüyorum.
-
Yakın bir geçmişte rahatsızlandınız ve bir süre hastanede yatmak zorunda kaldınız. Oradan bile umutla paylaşımlarınız dikkat çekiyordu. Yazmanın yeri ve zamanı sizce var mı?
-
Yaklaşık 2001 yılından beri kalp rahatsızlığı ile yaşıyorum, zaman içerisinde bu rahatsızlık etkisini daha da artırdı (Amma velakin benim bu diyardan yeni şiirler yazmadan gitmeye niyetim yok). Buna bağlı olarak tabiî ki okuma ve yazma zorlaşıyor. Fakat şiirin yapısı gereği zorluk yaşamak gerekli, zoru seviyor. Bütün bunlara rağmen şiir yazmak benim için hayatın zorluklarına dayanma gücü veriyor.
-
Biraz şairlik geçmişinize dönelim, şiir yazmaya ne zaman başladınız? Yazdığınız ilk şiiri anımsıyor musunuz? Yayımlanan ilk şiiriniz hangisi?
-
Çocukluğumda babam ve dedem yazdıkları şiirleri bizimle paylaşırlardı. Benim merakım burada başladı, duyarak sevdiğim şiir merakı okuma yazma öğrenmem ile birlikte bu zamana kadar geldi ve devam ediyor. Tabii ki en önemlisi kendi yüreğime benzer yürekler arayışım… Yazdığım ve paylaşılan her şiirimle o yüreklere biraz daha yaklaştığımı hissediyorum ve yazma serüveni böyle devam ediyor.
Çok uzun yıllardır şiir yazdığım için ilk şiirimin hangisi olduğunu kesin hatırlamıyorum, fakat yayınlanan ilk şiirim Broy dergisinde Çam Kozalağı isimli şiirimdi.
-
Kitaplarınızdan bahsedelim. Bugüne kadar kaç kitabınız yayımlandı?
-
Ay Doruklarda Üşüyorum (2003), Saçları Islak Gecenin (2005), Aşk Olsun Yolun (2008), Bir Yıldız Kanatırsa Geceyi (2013), Kırkı Çıkmamış Acılar (isimli yasaklanmış) kitaplarım yayınlanmıştır. Yayınlanmaya hazır bir şiir kitabımız çıkacaktır.
-
Kısa adı TYS olan Türkiye Yazarlar Sendikası üyesisiniz. TYS’nin kuruluşundan bu yana birçok ünlü yazarımız sendikanın başında kaldı. Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Oktay Akalın ve Ataol Behramoğlu’nun başkanlıkları döneminde sendika oldukça faaliyetteydi. Eski gücünü, tüm sivil toplum kuruluşları gibi yitirdi. Bunu neye bağlayabiliriz?
-
Türkiye Yazarlar Sendikası üyeliğim yıllardır sürüyor ve sürmeye devam edecektir. 1980 ihtilalinden sonra sendika ve dernekler gerçek kimliklerinden uzaklaştırıldı. Birde buna yaklaşık 20 yıllık siyasi iktidarın getirmiş olduğu despotizim ağırlıklı bakış açısı tamamıyla isimleri var olan fakat işlevselliği olmayan kurumlar haline getirildi. Aydın isimlerin siyasi düşünceleri nedeni ile haksız yere cezalandırılmaları buna etken olmuştur. Geçtiğimiz yıllarda sendika başkanlığı yapan isimlerin hepsi birbirinden değerli yazarlardı.
-
Bir şair olarak şiirinizi hangi akıma yakın buluyorsunuz? Ya da hangi akım içinde görüyorsunuz?
-
Benim yazmış olduğum şiirler 2. yeni akımına yakındır.
-
Şair çağın tanığı olmalı mı?
-
Elbette ki olmalıdır. Şiir yaşamın kendisi olmazsa, üretemez ki. Çünkü şair, olup biteni gören ve gösteren farklı bir öznedir. Yaşadığı çağa ayna tutar, yaşanabilir bir dünyayı öncelediğinden, çağının gerektirdiği şekilde olanı ya da olması gerekeni yazan bir fikrin sözcüsüdür. İnsanın ve doğanın katledildiği, bunca adaletsizliğin, haksızlığın, savaşın, ölümün, sömürünün yaşandığı bir çağda şair asla susmamalı… Bu yükün ağırlığını omuzlarında taşımalı ve yaşamı öncelemelidir… Aslında tam da burada şairin tanımına da gerek duyuluyor ister istemez. Şair, bir dili geliştirici, ön bilinç, vicdan uyandırıcı, direnç ve umut saçıcı, aşkı, insanı, doğayı, anlam çoğaltıcı otoritesiyle hesaplaşıcı / gelenek dönüştürücü bir insan olarak tanımlamak gerekiyor.
Sonuç olarak; şair her şeyden önce, bir bilince, ön seziye, çağının tanığı olmaktan da sorumludur diye düşünüyorum…
-
Zaman ayırdığınız ve söyleşi sorularımı yanıtladığınız için size teşekkür ediyorum. Son bir sorum olacak; günümüz şiirini nasıl buluyorsunuz?
-
Şiir oldukça bilinçli bir etkinliktir ve istençli bir müdahaleyi gerektirir. Her aşamasında bilgi, birikim ve düşünsel katılım gerektirir. Konu seçimi, konunun nasıl anlatılması gerektiğini ve seçilen konular ile neyin amaçlandığı kararlılığını gerektirir. Şiir de temel olan biçem ve içerik uyumu ile imgelem tercihleri bizim ne kadar güzel ve sanat değeri içeren ürünler üretebileceğimizin belirleyicileridir.
Teşekkür ederim.
