Gerçek Hazlar

Yaşantımızdaki hazların azlığı her birimiz için derin bir problem. Daha fazla nasıl mutlu olabiliriz? İşlerimiz neden rast gitmiyor? Gitse bile içinde bulunduğumuz derin karanlık kuyu hala bize soğuk, ıslak ve çok rahatsız. Çıkmak mümkün mü? Çok yukarılarda sanki kuyunun ağzı. Oraya çıkabilecek bir merdiven var mı?

Bilmiyoruz. Ancak şu an hayatımızın çekilmez, monoton ya da şaşalı bile olsa ışıltısını kaybetmiş olması sonsuza kadar böyle olacağını bizlere söylemez. Değişip değişmeyeceği net değildir. Belirsizlik içindedir evet ama bu oldukça iyidir.

Bu bizler için bir hareket noktası verir. Başlarsak eğer gidebilme şansımız vardır. Eğer ki baştan olup olamayacağı bizlere belli olsaydı asla adım atıp atmamak bizim kararımız olamazdı. Böylelikle kararımızı verebilir bir adım atabilir ve değiştirmek için rol alabiliriz.

Neye başlayacağız? Nerede rol alacak ve hareket yönümüz ne tarafa olacak? Bir cevap var mı?

Tek bir cevap var; böyle olmamalı. İçinde bulunduğumuz hayatı dayanak noktası alabiliriz. Bariz ki canımızı sıkan ve kaçıp gitmek istediğimiz hayatlara sahibiz.

Neyin değişmesi gerektiği az da olsa görebiliyoruz. Ufacık hazlar karşılığında çokça yorgunluk, stres, koşuşturma, azarlama, ihanet, korku ve güvensizliğin hakîm olduğu bu hayatı istememek ilk adımımız.

İçinde bulunduğumuz hayatın böyle olmasının temel sebebi her bir bireyin yalnızca kendi iyiliği için çaba sarf etmesi. Bu da hayatlarımızı her yönden çekiştirip zorlanmasına kopup paramparça olması işten bile olmadığı bir noktaya gelmesine neden oluyor. Derin güvensizlik ve korku bu yüzden. Kaybet kaybet ilişkisinin içindeyiz.

Bunun kötü olduğunu ve bizlerin de bir şekilde bundan kurtulup kurtulamayacağını görme aşamasına gelmemiz atabileceğimiz en büyük adımdır. Bir kişinin hastalığını keşfetmesi gibi. Sonra ise şifa arayışıdır.

Peki ÅŸifa nerede?

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir