Hatay’ın SamandaÄŸ ilçesinde “Musa AÄŸacı” olarak da bilinen anıt aÄŸaç, hastalıklara karşı ilaçlanıyor, budanıyor ve bakımları yapılıyor..
AA
Hatay’ın SamandaÄŸ ilçesinde 1981 yılında anıt aÄŸaç olarak tescillenen ve “Musa AÄŸacı” diye de bilinen 2 bin yıllık doÄŸu çınarının bakımı özenle yapılıyor.
Hıdırbey Mahallesi’nde bulunan ve bölgede Hazreti Musa’nın topraÄŸa diktiÄŸi asasının “ölümsüzlük suyu” sayesinde yeÅŸermesiyle büyüdüğüne inanılan çınarın bakımı, Çevre, Åžehircilik ve İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸi Bakanlığı ile Hatay BüyükÅŸehir Belediyesi Park Bahçe ve YeÅŸil Alanlar Daire BaÅŸkanlığı ekiplerince düzenli gerçekleÅŸtiriliyor.
Restorasyonu ve rehabilitasyonu da özenle yapılan, çevresinde yürüyüş yolları, çay bahçeleri, kahvaltı mekanları ve yöresel ürünlerin satıldığı stantların bulunduğu doğu çınarı, ihtişamlı görüntüsü ve tarihe tanıklık eden 2 bin yıllık gövdesiyle adeta yıllara meydan okuyor.
İlaçlama, budama ve diğer bakımları özenle yapılan tarihi çınarın çevresinde, ağacı çeşitli risklerden korumak için demir korkuluk da bulunuyor.
Çürüyen kısımları da özel bir macunla kaplanan ağacın dış etkenlerden korunması için büyük gayret gösteriliyor.
BOYU 17, GÖVDE ÇAPI 7,5 VE TEPE ÇAPI 35 METRE
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü Tabiat Varlıklarını Koruma Şube Müdürü Osman Nuri Refik, AA muhabirine, anıt ağacın korunması ve gelecek nesillere en güzel şekilde bırakılması için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.
Hatay’da tescilli 11 anıt aÄŸaç bulunduÄŸunu aktaran Refik, kentteki tüm anıt aÄŸaçların bakımlarını ilgili kurumlarla koordineli ÅŸekilde düzenli yaptıklarını belirtti.
Refik, periyodik halde “Musa AÄŸacı”nın çürüyen gövde kısımlarının temizlendiÄŸini ve özel macunla kaplandığını ifade etti.
Ağacın budama, ilaçlama ve gübreleme çalışmalarının da düzenli yapıldığını anlatan Refik, şöyle konuştu:
“DoÄŸu çınarı olarak da adlandırılan bu aÄŸacımızın boyu 17 metre, gövde çapı 7,5 metre, tepe çapı da 35 metredir. İl Müdürlüğümüzce ‘Musa AÄŸacı’ gibi diÄŸer anıt aÄŸaçların da bakımları düzenli yapılmaktadır. Çürüyen kısımları onarılmakta, kuruyan ve kopma riski olan dalları da budanmaktadır. Yöre halkımız da kutsal sayılan aÄŸacı sahiplenerek bakımına yardımcı olmaktadır. Anıt aÄŸaçlarımız geçmiÅŸten günümüze kadar mirasımızdır. Bu mirası da devletimiz 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında koruma altına almaktadır. İsteÄŸimiz, bu kültürel miraslarımız olan anıt aÄŸaçlarımızın gelecek nesillere daha güzel ÅŸekilde aktarılmasıdır.”
Refik, vatandaÅŸlardan da anıt aÄŸacı “atalarından kalan bir miras” gibi düşünmelerini isteyerek, “Hem doÄŸal hem kültürel hem de inanç bakımından çok önemli bir yere sahip ‘Musa AÄŸacı’mızı olabildiÄŸince gelecek nesillere daha güzel ÅŸekilde aktarmayı çok istiyoruz. İl Müdürlüğü olarak da bunu elimizden geldiÄŸince baÅŸarıyoruz. VatandaÅŸlarımız da kendi mirasları gibi sahip çıkıyor. İnÅŸallah bu ÅŸekilde devam eder ve aÄŸacımızı gelecek nesillere güzelce aktarırız.” ifadelerini kullandı.
KOVUKLAR ÖZEL MACUN VE TELLE KAPATILIYOR
BüyükÅŸehir Belediyesi Park Bahçe ve YeÅŸil Alanlar Daire BaÅŸkanlığında görevli ziraat mühendisi Onur Yıldız da ilkbahar ve sonbaharda aÄŸacın kuruyan dallarını budadıklarını, çevresinde hastalık ve zararlı haÅŸerelere karşı ilaçlama yaptıklarını anlatarak, “AÄŸaçta bulunan kovuklarda da aşırı nem nedeniyle oluÅŸabilecek mantar hastalıklarını engellemek için kovukları özel macun ve telle kapatıyoruz.” dedi.
Åžehir dışından kenti gezmeye gelen AyÅŸe AÄŸaçdaÄŸ, “Musa AÄŸacı”nı görmekten mutlu olduÄŸunu belirterek, “Her ÅŸeyden önce aÄŸacın tarihsel ve deÄŸiÅŸik bir yanı var. Çok beÄŸendim.” diye konuÅŸtu.
İstanbul’dan gelen ziyaretçilerden Elif Deligöz de aÄŸacın görkemli ve geçmiÅŸinin gayet büyüleyici olduÄŸunu ifade etti.
MUSA AĞACI’NIN EFSANESİ
Rivayete göre, Samandağ sahilinde buluşan Hazreti Hızır ile Hazreti Musa birlikte dağa çıkar. Bu ağacın bulunduğu noktaya geldiklerinde Hazreti Musa elindeki asayı toprağa saplar ve eğilip su içer. Tekrar dönüp baktığında asanın yeşerip fidana dönüştüğünü görür. Halk arasında ölümsüzlük suyundan can bulan fidanın binlerce yılda gelişerek bugünkü halini aldığına inanılmaktadır.
