Anka Psikolojik Danışma Merkezi kurucularından Psikolog Mehmet Can evlilikte “BEN” ve “SEN” olgusunun “BİZ” olabilme sürecini Anlattı.
TOLGA KORKMAZ
Son yıllarda yapılan araştırmalar 2001’de 92 bin olan boşanma sayısının 2022’de yaklaşık 174 bine yükseldiğini ve bununla beraber evliliklerin yüksek oranda düştüğünü gözler önüne seriyor.
Evliliğe bakış açısının değişmesi, evlilik yaşının ilerlemesi, boşanma oranlarının artması gibi konuları değerlendirmek adına Anka Psikolojik Danışma Merkezi kurucularından Psikolog Mehmet Can, gazetemiz muhabirine açıklamalar da bulundu.
Son dönemlerde artan boşanmalar ve evlilik hakkında düşüncelerini aktaran Psikolog Can, “TÜİK verilerine göre son yıllarda boşanma oranları hızla yükselirken, evlenen çift sayısında ciddi bir düşüş olduğunu söyleyebiliriz. Maalesef boşanmak beklenen bir sonuç, istisna olan evliliği sürdürmek oldu. Öncelikle boşanma sürecini değerlendirebilmek için evlilik kavramını tanımlayabilmemiz gerekiyor. Evlilik farklı aile yapısına sahip iki farklı bireyin kendi aile sistemini oluşturmak üzere attıkları adımdır. Yani “BEN” ve “SEN” olgusunun “BİZ” olabilme sürecidir. Yıpratıcı bir o kadar da eğitici olan bu süreçte çiftlerin kendi alışkanlıklarından vazgeçmesi tabii ki kolay değildir. Dolayısıyla çatışmaların yaşanması beklenen bir sonuçtur” dedi.
EVLİLİĞİN KRİTİK VİRAJLARI VARDIR
Can, “Evliliğin birçok kritik virajı vardır fakat en keskin virajın evliliğin ilk yılları olduğunu söyleyebiliriz. Çiftlerin, karı-koca, sıfatlarının getirdiği sorumluluklara alışması süreci başlı başına sancılıyken çoklu aile entegrasyonu ise bu süreci daha da zorlu hale getirmektedir. Malumunuz kültürümüzde sadece çiftler evlenmiyor, tabiri caizse aileler evleniyor. Her bireyin en büyük hayali evlenip aile kurabilmektir. Peki ne oluyor da çiftler bu kadar kısa sürede çareyi boşanmakta arıyorlar. Tahammülsüzlük, tatminsizlik, kıskançlık, yanlış eş seçimi, sorumsuzluk, bağımlılık” dedi.
BOŞANMALARIN EN BÜYÜK NEDENİ MADDİYAT
Psikolog Mehmet Can, “En önemli sebebin maddiyat olduğunu düşünüyorum. Paranın mutluluk ve huzur getirmediği tartışmaya açık bir konudur. Lakin parasızlığın mutsuz ettiği tartışmasız bir gerçektir. İkinci bir nedeni isi, her şeyden önce yanlış eş seçimidir. Flört döneminde çiftlerin birbirini tanımadan daha da önemlisi problemlerini çözemeden bir kurtuluş olarak evliliği seçebiliyor. Gömleğin yanlış iliklenen ilk düğmesi misali yanlış seçimler yanlış sonuçlar doğurur. Nişanlanınca düzelir, evlenince düzelir, çocuk olunca düzelir mantığıyla ertelenen problemler boşanma dilekçesinin içeriğini dolduruyor. Bir sonraki sebep olarak monotonluğu söyleyebiliriz. Evlilik bir durak değil yolculuğun kendisidir. Evliliği bir son olarak gören çiftlerin atılan bir imza ile özlerine dönmesi, romantizm ve ufak sürprizden kaçınmaları, birbirini önemsememeleri cazibelerini yitirmelerine aynı zamanda evliliğin sıkıcı bir hale gelmesine sebebiyet vermektedir. Bir de iletişimsizlik konusu var. Sadece günümüz çiftlerinin değil toplumsal iletişimsizliğin en büyük sebebi teknolojik aletlerdir. Şöyle bir soruyla açıklayacak olursak. Sabah ilk uyandığınızda eşinizin yüzüne bakmadan önce ne yapıyorsunuz? Muhtemelen telefona sarılıyorsunuz. İşinizden döner dönmez dinlenmek için ne yapıyorsunuz? Büyük ihtimalle günün değerlendirmesini yapmak yerine ayaklarınızı uzatıp sosyal medya hesaplarınızı kontrol ediyorsunuz. Maalesef çiftler artık konuşmuyor dertleşmiyor sadece tartışıyor” şeklinde açıklamalarda bulundu.
TÜKETİM ÇILGINLIĞI İLİŞKİLERİ ESİR ALDI
Can, “Maalesef tüketim çılgınlığı ilişkilerimizi de esir aldı. Her şeyi çok çabuk tüketiyoruz artık. Oysa eskilere bakıyorsunuz her türlü imkansızlığa rağmen evliliklerini dimdik ayakta tutabilmişler. Çünkü onlar yol arkadaşı; duyguları gibi evlerini, geleceklerini birlikte inşa ettiler. Yuvayı dişi kuş kurar deyimine inat evdeki çoğu eksiği büyük bir emek sarf ederek beraber tamamladılar. Dolayısıyla yoklukta beraber verilen mücadele bağlılığı arttırdı. Şu an yeni evlenen çiftlere bir göz atın. Çoğunda hızlı bir tanışma süreci hızlı tüketilen paylaşımlar, ardından anne babanın kurduğu yuva. Emek sarf etmeden sahip olunan lüks televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi. Yuvanın kurulumunda alın teri akıtmayan çiftler o yuvayı basitçe dağıtabiliyor” dedi.
Son olarak mutlu bir evliliğin sırrını açıklayan Psikolog Mehmet Can; “Aşksız evlilik olabilir, sevgisiz yürüyebilir fakat saygı ve sağlıklı bir cinsellik olmadan huzurlu bir evlilik mümkün değildir. Mesleki tecrübem ve gözlemlerime güvenerek, en sağlıklı ilişki modelini, iyi cinselliği barındıran en iyi arkadaşınla kuracağın birliktelik olarak tanımlayabilirim. Aşkla kalın” ifadelerini kullandı.
