Farklı dine inananların bir arada barış ve kardeşlik içerisinde yaşaması nedeniyle “Hoşgörü kenti” olarak adlandırılan Hatay’da, inanç turizminin önemli mabetlerinden St. Pierre Kilisesi yaşanan deprem sonrasında boş kaldı.
DİLEK AKKAYA
Binlerce yıllık medeniyete ev sahipliği yapan Hatay’da, Hristiyanlar için önemli yeri olan ve mağara kilise olma özelliği taşıyan St. Pierre Kilisesi, yerli ve yabancı misafirlerini bekliyor.
Farklı dine inananların bir arada barış ve kardeşlik içerisinde yaşaması nedeniyle “Hoşgörü kenti” olarak adlandırılan Hatay’da, inanç turizminin önemli mabetlerinden St. Pierre Kilisesi yaşanan deprem sonrasında boş kaldı.
Depremden önce özellikle hafta sonları ve diğer günlerde tıka basa dolan St. Pierre Kilisesi, depremle birlikte sessizliğe büründü.
Depremden hemen sonra yaşanan acı tablo ile birlikte insanların artık can derdine düştüğünü söyleyen tarih severler, “Antakya’nın ve Antakyalıların tabi ki deprem öncesinde çok güzel bir yaşamları vardı. Bu alanda hem yerli turistler hem de yabancı turistler buraya geliyor ve kilisede de zaman geçirerek tarihi kokluyorlardı. Depremden sonra artık kimsenin böyle bir derdi kalmadı. Herkes can ve mal derdine düştü. Ziyaret, turizm falan artık kalmadı” dediler.
Hataylılar ise Antakya ilçesinde Hac Dağı eteklerinde 13 metre derinliğinde, 9,5 metre genişliğinde ve 7 metre yüksekliğindeki St. Pierre Kilisesi’nin geçmişte ziyaretçi rekorları kırdığı günlerin gelmesini beklediklerini söylediler.
Kilisenin “Dünyanın İlk Mağara Kilisesi” olduğunu da hatırlatan Antakyalılar, “Bu kilise, Hz. İsa’ya inanan 12 havarisinden biri olan St. Pierre’nin buraya gelerek Hz. İsa’ya inananları bir mağarada toplayıp vaaz verdiği yer mağara kilise, dünyanın ilk mağara kilisesi olarak kabul görüyor. St. Pierre Kilisesi dünya ve Türkiye için önemli bir değer, inanç turizmi açısından önemli bir nokta. 6. Paul tarafından 1963 yılında hac merkezi ilan edilmiş bu nedenle Hatay’a gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilk ziyaret ettikleri bir mağara kilise. St. Pierre Kilisesi’nin bulunduğu dağda onlarca mağara var. Kiliseden çıktıktan sonra dağın eteklerinden yukarıya doğru patika bir yol çıkıyor. Genelde ziyaretçilerin kolaylıkla çıkacağı bir yol değil. Dağın eteklerinden ilerleyen bu yolun sonunda kayalara oyulmuş dev bir insan büstü bulunuyor. Gerçekten zorlu bir yolun sonunda böyle bir taştan oyma büstle karşılaşmak insanı sevindiriyor, yorgunluğunu alıyor. Aynı zamanda Antakya kentini yukarıdan görme, muhteşem manzarayı izleme fırsatı da veriyor. St. Pierre Mağara Kilisesi’nin 200 metre uzağında kayalara oyulmuş Yunan mitolojisinde ismi geçen Cehennem Kayıkçısı Haron büstü bir insan portresi. Cehennem Kayıkçısı o dönem yaşanan veba salgını sırasında yapılmış. Antakya’da çok sayıda insanın ölümüne neden olan veba salgınını önlemek için bir kâhine danışılmış ve onun tavsiyesi üzerine dağa, şehre yüksekten bakan kenti hastalıklardan koruyacak bir maske kabartmanın yapılması kararlaştırılmış. Üzerine ölümleri önleyecek sözler yazılmış ancak günümüze bu sözler ulaşmamış. Yüzü kuzeye dönük olan Cehennem Kayıkçısı böylece tüm Antakya’yı görür. Haron (Kharon) kabartması, başı bir örtü ile kapatılmış, 4 metreye 1,5 metre boyutlarında bir insan portresidir. Bu kabartma Helenistik dönemde İmparator Antiochus IV Epiphanes (MÖ 2.yy) zamanından günümüze kalan dev bir büsttür” dediler.
Hatay’ın kadim bir kent olduğunu ve tarihinin büyüleyici olduğunu aktaran ziyaretçiler ise, “Atmosferiyle, hikayeleriyle bizi büyüleyen bir şehir burası. Daha da gecikmeden gelip görülmesi gerek bir nokta. Özelikle depremden sonra burayı ayağa kaldıracak tek şey turizm olduğunu düşünüyorum. Bizler ele ele vererek bu şehri yeniden ayaklandırmamız lazım. Özelikle Hristiyanlar için çok önemli bir kilise, özellikle papa tarafından hac yeri olarak ilan edilmesi burayı daha da özel kılıyor. Ülkemizin tanıtımı açısından çok önemli bir yer olduğunu düşünüyoruz. Az önce dediğimiz gibi yıkık bir kent ama en azından bu tarihi dokusu için buralara yeniden tur düzenlemesi gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştular.
