HABER MERKEZİ
Dillere dolanan büyük aşk hikayesinin doğduğu bir yer. Aynı zamanda İtalya’nın en çok turist çeken şehirlerinden birisi. Romeo ve Juliet dersem belki çoğunuz anlayacaksınız neresi olduğunu. Yaşanmış ya da değil, oyun ya da gerçek bir hikâye, ölümü bile göze alan aşklarıyla Romeo ve Juliet, Verona’yı kutsal aşk tapınağı haline getirmiş.
İtalya’nın kuzeydoğusunda, Venedik ile Milano’nun tam ortasında yer alan Verona, ünlü İngiliz edebiyatçı Shakespeare’in Romeo ve Juliet adlı eserinin geçtiği mekanlara ev sahipliği yapar. Verona’nın simgesi haline gelen ev, her yıl binlerce turisti ağırlıyor.
“Ah Romeo, Romeo! Neden Romeo’sun sen?
İnkâr et babanı, adını yadsı,
Yapamazsan yemin et sevdiğine
Vazgeçeyim ben de Capulet olmaktan”
Montague ailesinin Romeo’su ve Capulet’lerin Juliet’i birbirlerine körkütük âşık olur. Ne var ki bu büyük aşk, imkânsız bir aşktır çünkü Montague ve Capulet aileleri birbirine düşmandır. Ancak Romeo ve Juliet’in aşkı öylesine büyüktür ki ikisi de birlikte olmak için her şeyi feda etmeyi göze alırlar. İşte, yukarıdaki cümleler de Juliet’in Romeo’ya aşkla yalvarışıdır. Verona’daki evinin balkonuna çıkıp Romeo’sunun aşk dolu serenadını dinler ve o andan sonra sevdiği uğruna kendi soyadını bile geride bırakmaya gönüllüdür. Ne yazık ki bu iki âşık ancak ölümün kollarında birbirlerine kavuşurlar.
Shakespeare böyle yazmış Romeo ve Juliet’in tragedyasını. Verona’da geçen hikâyeyi okuyan ya da izleyen herkes böyle bir aşkın kahramanı olma hayalleri kuruyor. Aşk hayatın hakkında bir yorum yapamam ama Verona’ya gidip “Juliet’in Evi”ni ziyaret ettiğinde gönlünü buranın romantik atmosferine kaptıracağına eminim. Geçmişi 13. yüzyıla kadar dayanan bina, Shakespeare’in bu ünlü eserinden sonra restore edilmiş ve binaya Juliet’in Romeo’yu dinlediği balkon eklenmiş.
