HABER MERKEZİ
“Türkiye’nin tek Ermeni köyü” olarak bilinen Vakıflı Köyü, ilimize bağlı Samandağ ilçesinde yer almaktadır. Osmanlı İmparatorluğu öncesinden bugüne yüzlerce yıl Ermenilerine ev sahipliği yapan mekân depremden önce çok sayıda gazeteci ve turistte ev sahipliği yapmıştır.
Hatay’da yer alan mahalle, merkeze 27 km, Samandağ ilçe merkezine ise 5 km uzaklıkta olup doğal güzellikleri bünyesinde barındırıyor. Öte yandan bölgede yapılan kahvaltı salonları ve yöresel lezzetler ile de yurt içinden ve yurt dışından misafir ağırlıyor.
Vakıflı, Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı, yüzlerce yıl Ermenilere ev sahipliği yapmış ve ayakta kalmış tek köy. Musa Dağı eteklerindeki Hıdırbey Vadisi’nin doğal devamı niteliğinde, Akdeniz’i tepeden seyreden ve Yayladağı-Suriye sınırına 30 kilometre uzaklıkta şirin bir yer.
Musa Dağı eteklerine kurulan köyün Akdeniz’e baktığını aktaran köy sakinleri ise, “Suriye sınırı göz mesafesindedir. Vakıflı’nın doğusunda Koyunoğlu ve Mızraklı köyleri, kuzeybatısında Kapısuyu Köyü, batısında Mağaracık Köyü, kuzeyinde Hıdırbey Köyü, güneyinde Samandağ İlçesi bulunmaktadır. Ermeni coğrafyasında başımızı kaldırdığımızda asırlık çınar ağaçları, yenidünya, erik ve çok sayıda nar ağaçlarını görüyoruz. Sonra iki yanı yeşil bahçelerle kaplı ve kıvrılıp giden yokuş bir yoldan aşağı iniyoruz. Bir tarafta Kel Dağı, ucunda Akdeniz ve arkasından Suriye tarafı. Kel Dağı’nın yarısı Samandağ’ında yarısı Suriye’de. Diğer adı Cebel-i Akra olarak bilinen Kel Dağı da pay edilmiş. Yerel halk daha çok Cebel-i Akra diyor. Diğer tarafta ise Musa Dağı’nın geniş etekleri yayılıyor. Onca köyden onca yerleşim alanından sonra “Türkiye’nin tek Ermeni köyü” olma özelliğini sürdüren Vakıflı yerel halkın, turistlerin, gazetecilerin uğrak yeri. Elbette Deprem felaketinden sonra turist sayımız azaldı ama yine de felaketin manzaralarından kaçmak isteyen yurttaşlar soluğu köy içerisinde alan mekânlarda ya da doğal güzelliğinde alıyor” dediler.
Samandağ Hıdırbey Mahallesi’nin ismini bütün dünyaya duyurulmasını sağlayan ve 2 bin yıllık tarihe sahip olduğu öne sürülen Musa Ağacına gösterilen ilgi büyük. Özellikle hafta sonlarında yerli ve yabancı birçok turisti Hıdırbey Mahallesine çeken Musa Ağacı aynı zamanda yerli halkın gelir kapısı oluyor.
Hıdırbey Mahallesinde yer alan anıt ağaç bilindiği üzere 1981 yılında tescillenmişti. Ağacın boyu 17 metre, gövde çapı 7,5 metre, tepe çapı ise 35 metre olarak kayıtlara geçmişti. Farklı rivayetlere ev sahipliği yapan ağaç yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi görmeye devam ediyor.
Çok eski tarihlerde içinde berber dükkânının da bulunduğu çınar ağacı, köylülerin düğünlerine de ev sahipliği yapıyor. Evlenmek isteyen çiftler, davetlilerin katılımıyla davul zurna eşliğinde anıt ağaç altında düzenlenen düğün törenleriyle dünya evine giriyor. Genç çiftlerin özel anlarına tanıklık eden ağaç sayesinde köylüler de ziyaretçiler sayesinde ek gelir elde ediyorlar.
Restorasyonu ve rehabilitasyonu da özveriyle yapılan, çevresinde yürüyüş yolları, çay bahçeleri, kahvaltı mekanları ve yöresel ürünlerin satıldığı stantların bulunduğu Çınar, ihtişamlı görüntüsü ve tarihe tanıklık eden 2 bin yıllık gövdesiyle yıllara meydan okuyor.
İlaçlama, budama ve diğer bakımları dikkatle yürütülen tarihi çınarın çevresinde, ağacı çeşitli risklerden korumak için demir korkuluk da korunuyor. Çürüyen kısımları da özel bir macunla kaplanan ağacın dış etkenlerden korunması için büyük gayret gösteriliyor.
Ziyaretçiler, “Buradaki yerli halktan Hazreti Musa’nın toprağa diktiği asasının ölümsüzlük suyu ile yeşerdiği ve çok büyük bir ağaç olduğu söyleniyor. İçinde derin yarıklar var ancak bakımı ilgililer tarafından özenle yapılıyor. Bu doğa harikasını görmek mükemmel bir his. Öte yandan burada çok sayıda kadına gelir kapısı olması da çok güzel. Kadınlar el emeği göz nuru ürünlerini burada sergiliyor. Herkes çok sıcak kanlı ve sanki aile ortamı gibi. Asla yabancılık çekmiyorsunuz” dediler.
