HABER MERKEZİ
Türkiye, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’ne bir kez daha ağır bir şiddet bilançosuyla girdi. Kadın cinayetleri ve saldırılar yıl boyunca durmadı; aksine tırmanış gösterdi.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2024 raporu, yılın ilk on bir ayında en az 342 kadının öldürüldüğünü ortaya koyuyor. Uzmanlara göre kadınlar artık yalnızca fiziki şiddete değil, psikolojik baskı, ısrarlı takip ve dijital tehditlere de maruz kalıyor. Ekonomik krizin derinleşmesi ve sosyal gerilimlerin artmasıyla birlikte kadınların yaşam alanları daraldı, güvenlik hissi zayıfladı.
6 Şubat depremlerinin en çok vurduğu illerden Hatay’da, kadınların yaşadığı zorluklar çok yönlü hale gelmiş durumda. Çadır ve konteyner kentlerde süren yaşam, mahremiyetin yok olması, gürültü, kalabalık ve güvensizlik gibi nedenlerle kadınları hem fiziksel hem psikolojik açıdan yıpratıyor. Depremin yarattığı travma hâlâ taze; buna eklenen geçim sıkıntısı ve sosyal çöküş, kadınların maruz kaldığı şiddeti görünür şekilde artırdı. Bölgedeki kadın örgütleri, şiddet başvurularının belirgin biçimde yükseldiğini, sığınma evlerinin tamamen dolduğunu ve yeni başvuruların çoğu zaman geri çevrilmek zorunda kaldığını aktarıyor.
“Korunamıyoruz, Gidecek Yerimiz Yok”
Hatay’daki pek çok kadın, şiddet gördüğünde sessiz kalmak zorunda kaldığını söylüyor. Bunun başlıca nedeni, güvenli bir barınma alanının olmaması. Birçok kadın, şiddetten kaçmak istediğinde karşısına çıkan ilk sorunun “Peki nereye gideceğim?” olduğunu ifade ediyor. Depremin ardından temel yaşam alanları hâlâ normale dönmediği için kadınların şikâyet mekanizmalarına başvurması da büyük ölçüde zorlaşıyor. Konteynerlerde yaşayan bir kadın, “Gece olduğunda herkes kapısına gelen sesin kendi kapısı olmamasını diliyor,” diyerek bölgede kadın olmanın ne denli büyük bir endişeyle yaşandığını anlatıyor.
Uzmanlardan Hatay İçin Acil Çağrı
Deprem bölgesinin olağanüstü koşulları dikkate alındığında kadınların korunmasına yönelik özel bir eylem planına ihtiyaç olduğunu söyleyen uzmanlar, mobil kadın destek birimlerinin hayata geçirilmesini, ekonomik bağımsızlığı teşvik eden programların geliştirilmesini ve kırsal alanlarda gizli ihbar noktalarının oluşturulmasını öneriyor. Dijital şiddetin artması nedeniyle teknik takip mekanizmalarının güçlendirilmesi de en önemli talepler arasında yer alıyor. Uzmanlar, “Hatay’da kadınlar hem depremle hem de şiddetle mücadele ediyor; bu nedenle çözüm sıradan değil, bölgeye özel olmalı” vurgusunu yapıyor.
Türkiye’nin birçok ilinde olduğu gibi Hatay’da da kadınlar bugün sokaklarda olacak. Ancak Hatay’daki yürüyüşler, yalnızca bir protesto değil; aynı zamanda hayatta kalma ve görünür olma mücadelesi. Pankartlarda taşınan “Yaşamak istiyoruz” mesajı, sadece bir slogan değil; kentin dört bir yanında yankılanan toplu bir çığlık niteliği taşıyor. Kadınların talepleri net: Şiddetin durması, güvenli yaşam hakkının sağlanması ve devlet politikalarının etkili şekilde uygulanması.
Türkiye, 25 Kasım’a yine karanlık bir yüzleşmeyle giriyor. Şiddet azalmıyor; aksine toplumsal yapıyı tehdit eden bir salgına dönüşüyor. Hatay’ın sessiz çığlığı ise hâlâ duyulmayı bekliyor.
