MUTLULUK ÜZERİNE (Seyfullah Kayman’ın Eğitim Dünyası)

MUTLULUK;

Ne zaman elde ettik?

Ne zaman yitirdik?

Hiç olabildik mi?

Nasıl tanımlarız?

Tarihte var mı mutluluğu yaşayan birileri?

Ne yapmışlar mutlu olmak için?

Mutluluk bir tavsiye midir?

Ütopya mıdır?

Beyhude bir çaba mıdır?

Gökyüzünde mi?

Bir nehir kıyısında mı?

Hiç durmadan akıp gitti mi?

Yağmur ormanlarında mı?

Sürekli bir döngü halindeki Alizelerde mi?

Okyanus akıntılarında mı?

Soğuğun içinde sıcak, sıcağın içinde soğuk akmak mıdır mutluluk?

Çocukların oyununda mı?

Büyümemek mi mutluluk?

Ergen kız ve erkeklerin bakışlarında mı?

Kırışık tenli yaşlı yüzlerde mi?

Cuf cuf sesiyle beklenen fakat gelmeyen

kara trende mi?

Şairlerin dökmeyi unuttukları küllerinin üzerine düştüğü şiirlerde mi?

Evrenin sonsuz boşluğunda serseri gezen bir atom çekirdeğinde mi,

Allah aşkına!

Herkes bi içine baksın bakalım,

Orada bir yerde mi?

Gerçekten de mutluluk nerede?

Bu sorunun cevabı kişiden kişiye, toplumdan topluma, kadından erkeğe, çocuktan yaşlıya değişmekle birlikte hissedilen duygusu hep aynıdır. Tarifi yapılamayan içinde olduğunuzda kendinizi muhteşem hissettiğiniz şeydir mutluluk. Mutluluk, yaşarken herkesin ulaşmak istediği en yüksek duygu halidir. Kimine göre, saraydan kaçıştır, kimine göre gittiğin her yeri saraya dönüştürmektir. Bu bir bakış açısı ve yaşam biçimidir. Bazen bir çocuğun gülümseyişini izlerken, keyifle yudumlanan bir kahvede, sevdiğimiz birine sarıldığımızda, veya sevdiklerimizden hediye aldığımızda bu benzersiz duyguyu yaşabiliriz.

Mutluluk elindekini yitirmeden çevrede bulunan güzelliklere bakabilme yeteneğidir. Mutluluk; insanın olumlu bakmasını sağlayan özel bir duygudur . Mutlu insan yaratıcı olur, insan doğayı sever, dünyanın tüm paydaşları olan bitkileri, hayvanları birer değer olarak görür. Bütün güzel davranışların hemen hepsinin altında mutlu olma hali yatar. Dikkat edilirse, dünyaya en çok zararı mutlu olmayı bilmeyen doyumsuz insanlar vermiştir.

Peki nedir mutluluğun önündeki engeller?

İşte size mutluluğun önündeki engellerden bir kaç tanesi;

-Ne istediğimizi bilmiyoruz

-Bizi nelerin mutlu edeceğine karar veremiyoruz.

-Bizi mutsuz eden şeyleri hayatımızdan çıkarmayı başaramıyoruz.

-Yerine göre hayır diyebilme becerisine sahip değiliz.

– Pek çok duruma razı geliyoruz. (Kaderci yaklaşım)

– Plansız ve rastgele yaşıyoruz.

-Çok fazla beklentimiz, çok fazla hayalimiz var.

-Yaşantılarımızı “sıkıcı” veya “sıkıcı değil” diye sınıflandırıyoruz.

-Hep daha fazlasını istiyoruz. (Doyumsuzluk)

-Mutluluğun, uzak ve ulaşılması gereken bir hedef olduğuna inanıyoruz.

-Belirlediğimiz hedeflere ulaşmaya çalışırken, zaten sahip olduğumuz güzellikleri kaçırıyoruz.

-Gelişim için değil geçim için çalışıyoruz.

-Geçmişin takıntıları ve geleceği kaygılarından ötürü an’ı sürekli kaçırıyoruz

-Sosyal ego’nun çok gelişmiş olması. vs

2

MUTLULUK ÜZERİNE BİR ÖYKÜ

Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu. Hatta bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile. Bu adam, bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor? Birisi nasıl olduğunu sorsa; “Bomba gibiyim” diye yanıt verirdi hep..

Bomba gibiyim.” Jerry bir doğal motivasyoncuydu…Yanında çalışanlardan biri, o gün, kötü bir günündeyse, Jerry yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı. Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni… Bir gün Jerry’ye gittim. Anlayamıyorum dedim.. Nasıl olur da, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun… Nasıl başarıyorsun bunu?Her sabah kalktığımda kendi kendime Jerry bugün iki seçimin var: Havan ya iyi olacak, ya kötü.. derim.

Havamın iyi olmasını seçerim. Kötü bir şey olduğunda gene iki seçimim var: Kurban olmak, ya da ders almak. Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim. Birisi bana bir şeyden şikayete geldiğinde, gene iki seçimim var.. Şikayetini kabul etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını göstermek. Ben hayatın olumlu yanlarını seçerim. Yok yahu, diye protesto ettim.

Bu kadar kolay yani? Evet.. Kolay dedi Jerry.. Hayat seçimlerden ibarettir. Her durumda bir seçim vardır. Sen her durumda nasıl davranacağını seçersin. Sen insanların senin tavrından nasıl etkileneceklerini seçersin. Sen havanın, tavrının iyi ya da kötü olmasını seçersin… Yani sen, hayatını nasıl yaşayacağını seçersin!..Jerry’nin sözleri beni oldukça etkiledi. Onu, uzun yıllar görmedim.

Ama, hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek yerine, seçim yapmayı tercih ettiğimde hep onu hatırladım. Yıllar sonra, Jerry’nin başına çok tatsız bir şey geldi. Soygun için gelen hırsızlar, paniğe kapılıp, Jerry’yi delik deşik etmişler… Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış. Taburcu edildiğinde, kurşunların bazıları hala vücudundaymış. Ben onu, olaydan altı ay sonra gördüm. Nasılsın? diye sorduğumda, Bomba gibiyim dedi Bomba gibi.

Olay sırasında neler hissettin Jerry dedim. Yerde yatarken, iki seçimim var diye düşündüm.. Ya yaşamayı seçecektim, ya ölümü.. Ben yaşamayı seçtim. Korkmadın mı, şuurunu kaybetmedin mi !.. Ambülansla gelen sağlık görevlileri harika insanlardı. Bana hep İyileşeceksin merak etme dediler. Ama acil servisin koridorlarında sedyemi hızla sürerlerken, doktorların ve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce ilk defa korktum. Bu gözler bana; Bana adam ölmüş diyordu.

Bir şeyler yapmazsam, biraz sonra ölü bir adam olacaktım gerçekten..Ne yaptın? diye merakla sordum.. Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarak herhangi bir şeye alerjim olup olmadığını sordu.. Evet diye yanıt verdim.. Var.. Doktorlar ve hemşireler merakla sustular.. Derin bir nefes alarak kendimi toparladım ve bağırdım: Benim kurşunlara alerjim var !..Doktorlar ve hemşireler gülmeye başladılar. Tekrar bağırdım.. Ben yaşamayı seçtim. Beni bir canlı gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi değil..Jerry, sadece doktorların büyük ustalıkları sayesinde değil, kendi olumlu tavrının büyük katkısı ile yaşadı. Yaşaması bana yeni ders oldu. Hergün, hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme şansımız ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim.. Ve her şeyin kendi seçimimize bağlı olduğunu..

3

MUTLULUK ÜZERİNE AFORİZMALAR

İnsanların az bir kısmı mutlu, bir o kadarı ise mutsuzdur. Geri kalanların tümü; mutlu gibi görünen mutsuzlardır.

Oscar Wilde

Kendinizi doğru ya da mutlu olmak arasında bir çatışma halinde bulursanız, mutlu olmayı seçin.

Roz Townsend

Çocuklarınıza erdemli olmayı öğretin, insanlığı ancak bu mutlu kılar.

L.V. Beethoven

Mutluluk, karşımıza çıkmasını beklemekle değil, karşısına çıkmayı bilmekle elde edilir.

Webster

Kimse mutluluğun sahibi değildir; bazen şansımız yaver giderse bir kira sözleşmesi yapıp mutluluğun kiracısı oluruz.

Marc Levy

En yüksek mutluluğa erenler bile, başka arzular peşinde deli gibi koşarlar.

Goethe

Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür. – Albert Camus

Bir insanın mutluluğu, odasının duvarları arasındadır.

B. Pascal

Olgun insan mutluluğunun temelinin kendi içinde olduğunu bilir.

Quentin Crisp

Gerçekten mutlu olanlar, iyi insanlardır.

Frederic Amiel

Hayatta devamlı mutluluk, ancak başkaları için yaşamakla elde edilebilir William Somerst Maugham

Alçak gönüllü, gösterişsiz, iddiasız bir mutluluk; mutluluğun en iyi biçimidir.

La Fontaine

Birçok insan mutluluğu burnunun üstünde unuttuğu gözlük gibi etrafta arar. Droz

Temiz kalpli insanlar hiçbir zaman rahat bir hayat yaşayamazlar. Çünkü kendilerini başkalarının mutluluğu için feda ederler.

Aldous Huxley

4

MUTLULUK ÜZERİNE İKİ TAVSİYE KİTAP

MUTLULUK ZÜLFÜ LİVANELİ

Zülfü Livaneli bu kitapta bize, bizler gibi mutluluğu arayan insanları anlatıyor. Üç farklı insanın hayatından bir arayış hikayesi sunuyor bizlere. Yazar bu kitapta mutluluk ve hümanizmin iplerini birbirine sımsıkı bağlıyor ve belki de bize mutluluğun sırrının sevmekte ve sevilmekte gizli olduğunu fısıldıyor. Bu noktada kitabın kapağındaki söz bize anahtar oluyor: “İnsan insanın zehrini alır”.

SİMYACI PAULO COELHO

Simyacı, Mevlana’nın ünlü Mesnevi’sinde yer alan küçük bir hikayeden yola çıkarak yazılan bu kitap İspanya’dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini armaya giden Endülüslü çobanın yaşamının öyküsü. Öte yandansa Brezilyalı yazar Paulo Coelho’dan bizlere bir nasihatname, “Mutluluk sahiden de Mısır kadar uzakta mı?” sorusunun cevabı. Bu masalsı romanın karakteri kendi kişisel menkıbesini gerçekleştirip mutluluğa erişmeyi arzuluyor. Peki başarabiliyor mu? Eğer siz de öğrenmek isterseniz kitaba buradan ulaşabilirsiniz.

Her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen mutlu bir insan olursun” (Simyacı’dan)

5

MUTLULUK ÜZERİNE İKİ PORTRE

( NAZIM HİKMET – ABİDİN DİNO )

Nazım, eşine itafen yazdığı “Saman Sarısı” adlı şiirinin içinde Abidin Dino’ya çağrılarda da bulunmaktadır.

Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?

işin kolayına kaçmadan ama

gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil

ne de ak örtüde elmaların

ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini

Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?

1961 yazı ortalarındaki Küba’nın resmini yapabilir misin?

Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm

ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad?

Abidin Dino mutluluğun resmini yapmadı. Çünkü o da biliyordu ki, tek bir kare ile somutlaştırılamazdı mutluluk denen kavram. Dostu Nazım’a bir şiirle şöyle cevap verdi:

Mutluluğun Resmi

Kokusu buram buram tüten

Limanda simit satan çocuklar

Martıların telaşı bambaşka

İşçiler gözler yolunu.

İnebilseydin o vapurdan

Ayağında Varnanın tozu

Yüreğinde ince bir sızı.

Mavi gözlerinde yanıp tutuşan

hasretle kucaklayabilseydim

seninle, bir daha.

Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi

Bağrımıza bassaydık seni Nazım,

Yapardım mutluluğun resmini

Başında delikanlı şapkan,

kolların sıvalı, kavgaya hazır

Bahriyeli adımlarla düşüp yola

Gidebilseydik Meserret Kahvesine,

İlk karşılaştığımız yere

Ve bir acı kahvemi içseydin.

Anlatsaydık

o günlerden, geçmişten, gelecekten,

Ne günler biterdi,

Ne geceler…

Dinerdi tüm acılar seninle

Bir düş olurdu ayrılığımız,

anılarda kalan.

Ve dolaşsaydık Türkiyeyi

bir baştan bir başa.

Yattığımız yerler müze olmuş,

Sürgün şehirler cennet.

İşte o zaman Nazım,

Yapardım mutluluğun resmini

Buna da ne tual yeterdi;

ne boya…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube