Sanatçı Ceren Deniz ve Ailesi ile Söyleşi

BİRLİKTE BİR OLMAYA, BERABER OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Okuyan, yazar; okuyan ve yazan da anlar; anlayan, düşünür; düşünen de her şeyi sever… Enstrüman çalan ve türkü söyleyen yaşamını güzelleştirir, etrafını mutlu eder. Aydın’da yaşayan memleketliniz, aile dostumuz Prof. Dr. Fevzi Bardakçı’nın sağlıkçı eşi Gönül Bardakçı’nın sayfasında, Nazım Hikmet’in “Kız Çocuğu” şiirini, vefatının 57. yılında ailecek çalıp seslendirdiğinizi görüp izlemiştim. O anda türkü sıcağı düştü kalbime. Hiçbir insan öylesine girmiyor hayatımıza. Defalarca dinledim ve sayfamda paylaştım. Sıradan bir türkü paylaşımı değildi bu. Yılların yaşama yansıyan birikimiydi… Böyle güzel bir ailenin kitaplığında benim de kitaplarım olmalıydı diye düşündüm. Tanışmalıydım Fikret abimle. Ekledim, mesaj attım, yazıştık, ardından konuştuk… Telefonla konuşurken sesi yüreğime dokunuyordu. Yaşamın gizi saklıydı sesinde. Dopdolu yüreğini biraz sohbetinde bile hissetmeniz mümkün. Paylaşılmalıydı bu güzel değerlerimiz. Seslerini daha çok kişi duymalı, varlıkları bilinmeliydi daha çok. Bu düşüncemle bugünkü söyleşimizde kıymetli Fikret Deniz Ağabeyim ve ailesi ile sohbet edeceğim. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümünde eğitim gören sevgili Zeliha Deniz’i, Mabel Matiz’e keman ve vokalde eşlik eden sanatçı Ceren Deniz’i biraz daha yakından tanıyacağız…

Nebih Nafile

Nebih Nafile: Kısa bir zaman da olsa Antakya’da yaşamış Fikret Deniz Ağabeyi tanıyabilir miyiz? Yaşamınızı kısa bir film şeridi gibi düşünürsek içine neler sığdırabilirsiniz?

Fikret Deniz: Köy enstitüsünün ilk mezunlarından olan bir babanın çocuğu olarak 1956 yılı yaz ayında dünyaya geldim. Köy enstitülerinin ülkemiz ve cumhuriyetimiz için ne kadar önemli bir yeri olduğunu hepimiz biliyoruz. Babam da her köy enstitüsü mezunu gibi aydın, yaratıcı ve üretken bir devrimci idi. Şairliği ve ozanlığı da vardı elbet. Politik ve devrimci oluşu sebebi ile sık sık devletle başı belaya girerdi. 5 yaşlarımdan beri evimizin sık sık polis tarafından basılıp aramalar yapılıp babama ait kütüphanesindeki kitaplara, kendi yazdığı şiirlerine kısa öykü ve hikayelerine el koyarlardı. Bu nedenle babama ait pek fazla eseri elimizde olmadı. 1963 yılında Almanya’ya gitti, ancak 3 yıl sonra tekrar ülkesine dönüş yaptı. 1966 yılında Malatya’da Emek gazetesini çıkardı. 1967 yılında da Antakya Sümerler İlkokuluna tayini çıktı ve iki yıl Antakya Çinçin mahallesinde ikamet ettik ve bende bu okulda iki yıl okudum. Babam yaşamı boyunca Tös ve Töb-Der gibi mesleki örgütleri içinde emekli olana kadar emekten ve emekçiden yana mücadele etti ve 2007 yılında vefat edene kadar da memleketimiz Malatya’da yaşamını sürdürdü.

Ben de babam gibi eğitimci oldum ve babam gibi Töb – Der ve Eğitim-Sen de ( 2017 yılında 32 yıl çalışarak emekli oldum ) Emekli oluncaya kadar meslek örgütümüz içerisinde emekten ve emekçiden yana mücadele ederek bu günlerime geldim. 1980 de 12 eylül cuntası tarafından tutuklanarak üç yıla yakın bir süre Diyarbakır sıkı yönetim ceza evinde tutuklu kaldım. Burada gördüğüm işkenceler sonucunda bedenimde kalıcı hasarlar oluştu ve yaşım ilerledikçe bu hasarlar sonucu % 70 oranında maalesef engelli olarak yaşamımı sürdürüyorum. 1989 yılında sağlık çalışanı olan Fatma Yılmaz ile evlendim ve bu evliliğimizden 1990 yılında Ceren ve 1999 yılında Zeliha, her zaman gurur duyduğum iki kızım dünyaya geldi.

Nebih Nafile: Ben de ayakları üzerinde durabilen böylesi gençlerle gurur duyuyorum. Yarınlara dair umudum güçleniyor. Bağlama ile buluşma hikayenizi öğrenebilir miyim?

Fikret Deniz: Evet bağlama ile babamın sayesinde tanıştım, babam çok güzel bağlama çalıyordu ve bende ondan heveslenerek öğrendim. Hiçbir müzik eğitimim yok tabi, kendi kendime 9 yaşımdan beri çalıyorum. Bir konservatuara gidebilmek hayaliyle yaşadım ve liseden sonra girmek de istedim ama maalesef buna o günün koşullarında imkân bulamadım, bu nedenle de çocuklarımı yönlendirerek bu özlemimi giderdim.

Nebih Nafile: İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümünden mezun sanatçı Ceren Deniz, müzikle ilginiz nasıl başladı? Mesleği seçmenizde neler etkili oldu?

Ceren Deniz: Müziğe sekiz yaşında iken babamın yönlendirmesiyle Müjdat Gezen sanat merkezinde başladım ve bu okuldaki solfej öğretmenim Aşkım Güney beni konservatuar sınavlarına hazırladı. Dokuz yaşındayken de İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarına keman bölümüne yarı zamanlı olarak başladım. İlköğretim okulunu bitirdikten sonra da tam zamanlı olarak lise ve lisans eğitimimi tamamlayarak 2014 yılında mezun oldum. Öğrenimim sürecinde küçük yaşlarda CAKA (Cihat Aşkın ve küçük arkadaşları) ve İstanbul Gençlik Orkestrasında yurt içi ve yurt dışında keman sanatçısı olarak konserlerimiz oldu. Okulumu bitirdikten sonra da birçok ünlü sanatçıya keman çaldım. Hâlâ birçok sanatçı ile sahne çalışmalarım devam etmektedir.

Nebih Nafile: Babanız, kardeşiniz Zeliha Hanım’la birlikte çalıp seslendirdiğiniz “Kız Çocuğu” eseri muhteşemdi. Bugüne kadar yaptığınız çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Hayallerinizi süsleyen projeleriniz var mı?

Ceren Deniz: Bir müzisyen ve müzik insanı olarak geleceğe yönelik proje ve çalışmalarım var elbette, bestesi ve güftesi bana ait olan birçok şarkı yaptım. Bunları ileride uygun ortam oluştuğunda değerlendirmeyi düşünüyorum ve hayallerimi bu yönde hayata geçirmeyi planlıyorum. Diğer günlük yaşamımda da sanatçılarla sahne çalışmalarım devam edecek zaten. Kent orkestrasında da şu an aktif olarak keman sanatçısıyım ve bu işim de devam ediyor.

Babamla ve kardeşimle Zülfü Livaneli’nin Kız çocuğu eseri planlayarak yaptığımız bir çalışma değildi, tamamen spontane bir gelişmeydi, çok ilgi görünce arkasından Aşık Mahzuni’nin “Kirvem” türküsünü seslendirdik ve bu da çok ilgi gördü, sanırım dinleyicilerimizin ilgisi devam ettiği sürece bu çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yakın bir zamanda Nesimi’ye ait bir düzenlemeyi dinleyicilerimize sunacağım ve bu daha da iyi olacak. Her ne kadar kendiliğinden gelişse de yüz yıllardır söylenmiş Anadolu halkının türkülerini klasik müzik enstrümanları ile Anadolu geleneğinin bağlamasıyla birleştirip ozanlarımızın eserlerini, eski kuşak türkülerini yeni kuşaklara da sevdirip karınca kararınca katkıda bulunmak istiyoruz. Umarız bu ilgi devam eder ve bizde bunu başarabiliriz.

Nebih Nafile: Mabel Matiz’e keman ve vokalde eşlik ediyorsunuz. Kendinize ait özel çalışmalarınız var mı?

Ceren Deniz: Mabel Matiz ile altı yıldan beri sahne çalışmamız devam ediyor. Mabel Matizin’in vokalistliğini ve keman eşliğini yapıyorum. Kendi yaptığım bestesi ve güftesi bana ait olan bir hayli şarkılarım var yukarıda da belirttiğim gibi ileride uygun ortam ve şartlar oluştuğunda dinleyicilerime arz edeceğim. Sayın Nebih hocam sizi gıyaben tanıdığıma çok memnun oldum, kitaplarınızı inceledim, yakında fırsatım oldukça okuyacağım. Şiirleriniz gerçekten çok harika, bayıldım doğrusu. Teşekkür eder çalışmalarınızda size ve ailenize başarılar dilerim.

Nebih Nafile: İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümünde okuyan sevgili Zeliha Deniz, sizi tanıyabilir miyiz?

Zeliha Deniz: 1999 Aralık ayında İstanbul’da doğdum. İlkokul ikinci sınıfa başladığım zaman aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Devlet konservatuarı keman bölümüne yarı zamanlı olarak başladım. Tabiki ablam da olduğu gibi beni de babam yönlendirdi, 8 yaşımda başladığım enstrüman bölümüne başladığım yılla beraber 14 yıldan beri devam etmekteyim. İlk ve orta öğrenimimi babamın idareci olarak görev yaptığı ilköğretim okulunda tamamladım. Lise eğitimimi ise Avni Akyol güzel sanatlar lisesi keman bölümünde tamamladım, Lise mezuniyetim sonrası ise İ.Ü. Devlet konservatuarına tam zamanlı olarak devam ediyorum ve bu sene mezun oluyorum. Gelecek planlarım ise akademisyen olarak kendi dalımda ilerlemeyi düşünmekteyim.

Nebih Nafile: Benzer yanımız var bizim. Ailenin bütün fertleri enstrüman çalıyor, ruhları türkü ile beslenirken tohumlarını etrafa ekiyor. Müzik sevdası sizde nasıl başladı. Çaldığınız enstrüman neden bağlama değil?

Zeliha Deniz: Müzik sevdası; Doğduğum andan itibaren babamın bağlaması ve ablamın keman sesiyle büyüdüm. Benim bebeklik ninnim enstrüman sesleriydi desem yeridir. Eğitim aldığım okulumda klasik müzik eğitimi olduğu için ve ablamın çeyrek, yarım ve 4/3 ve tam kemanları da ondan bana kaldığı için keman masrafımda olmadı. Bağlama eğitimi okulumda maalesef olmadığı için tercihimiz keman olmak zorunda kaldı. Nebih öğretmenim teşekkür ederim bu röportaj için, size ve müzisyen çocuklarınıza başarılar dilerim, kucak dolusu selamlar.

Nebih Nafile: Fikret abi, sizi kutluyor ve ellerinizden öpüyorum. Eşinizle birlikte, üreten ve ürettiklerini paylaşan bir aile yetiştirmişsiniz. Her geçen gün bireyselliğin arttığı bir süreçte varlığınız umuttur. İnsanlığın geleceği adına bir mesajınız vardır elbette.

Fikret Deniz: Sevgili Nebih hocam asıl bize bu fırsatı verdiğiniz için ben teşekkür ederim. Maalesef dünya sistemlerinin içindeki dişli çarkların arasında yer bulabilmek için sistem insanları bireyselleştiriyor, toplumsallığa ve sivil toplum örgütlülüğüne izin vermiyor. Biz birlikte bir olmaya, beraber olmaya devam edeceğiz, türkülerimizi de söyleyeceğiz şiirlerimizi de okuyacağız. Pirsultan’ları, Hacıbektaşı Veli’leri, Karacaoğlan’ları, Nazım Hikmet’leri, Enver Gökçe’leri, Sebahattin Ali’leri ve isimlerini saymakla bitiremeyeceğim bu toprakların altın çocuklarını okumaya ve yollarından gitmeye devam edeceğiz. Sizlere ve okuyucularınıza saygı sevgi ve selamlarımızı iletiyorum. Sağlıcakla ve sağlıklı kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook
Twitter
YouTube