8 Mart kısır döngüsü

Bu bir, 8 Mart Kadınlar Günü yazısıdır. Benzetemeyebilirsiniz. Olabilir. Benzetmeyin zaten. Klişe bir içeriği yok. Farklı bir şey söylemek lazım, demiştik. Onu da aştık. Farklı bir şeyler yapmak lazım cancağızım.

Koçluk seanslarımda danışanlarıma ilk öğrettiğim şeylerden biri şu; bir şey yaptınız, sonucunu beğenmediniz. Tekrar deneyin. Ama bu sefer farklı yapın. Ancak o zaman farklı bir sonuç alırsınız.

Bizler toplum olarak o denli aynılaşmışız ki, her yıl 8 Mart’ta aynı şeyleri söyler, aynı şeyleri yaparız. Sonra da aynı yaşantımıza döner, aynı deneyimleri yaratmaya devam ederiz. Her şey, hep aynı…

Peki neden aynı sonucu üretiyoruz? Çünkü tutumumuz çözüme odaklı değil. Oysa kadına şiddet ve cinayet döngüsünü durdurmak mümkün olabilir.

Şu bir gerçek ki hiçbir kız çocuğu kurban olarak doğmaz. Hiçbir erkek çocuğu suiistimalci olarak doğmaz.Bu güçlü FARKINDALIK dönüştürücü sonuçlar verebilir.

Bütün bebekler masumdur. Çocuklar şiddeti yetişkinlerden öğrenir. Bu bilgi önemli. Bugün nefretle beddua ettiğimiz katillerin de bir zamanlar masum bir çocuk olduğunu hatırlayın. Ve kendinize sorun; nasıl bir çocukluk bir insanı bu kadar şiddete içrek ve acımasız yapabilir? Bu soruları sormazsak, dönüştürücü gücü olan bir duruş sergileyemeyiz.

En anlamlı olanı, sorgulamayı kendimizden başlatmamızdır. Ne demiş Gandhi? “Dünyada görmek istediğiniz değişikliğin kendisi siz olun.”

Siz şiddetten ne derece arınmışsınız?

Çocuklarınıza nasıl davranıyorsunuz? Cinsiyetçilik yapıyor musunuz?

Eğer anne-baba her anlamda donanımlı, geliştiren, sevgi dolu, en önemlisi de özgür bir birey değilse…

Eğer kendi anne-babasından öğrendiği çocuk yetiştirme modeliyle sınırlı bir bilince sahipse…

Eğer kitap vb. yayın okumayı yaşam biçimi haline getirmemişse…

Çocuk gelişimi alanında kendini özel olarak yetiştirmemişse…

Dahası, eğer çocuk, stres ve gerilim yüklü bir ortamda yetişiyorsa şiddet uygulama potansiyeli taşır. Daha ileri boyutta ise katil adayıdır.

Unutulmamalı ki, çocuğa şiddetin gelecekteki karşılığı kadına şiddettir.

Özcesi; her çocuk kötülük ve iyilik potansiyeli ile doğar. Biz yetişkinler hangisine konuşursak, çocuğun o boyutu gelişecek ve egemen hale gelecektir. Erken yaşta şiddetle tanışan çocuk büyüdüğünde yaşamındaki kadına şiddetin en az bir türünü yada daha fazlasını uygulayacaktır.

Sağlıklı toplum, SEVGİ dolu-sağlıklı bireylerden oluşur. Şiddetsiz iletişimi benimseyen, tüm ilişkilerini saf SEVGİ temelinde kurabilmiş, sorunlarını konuşarak çözmeyi öğrenmiş, holistik manada sağlıklı bireyler ancak sağlıklı toplum inşasının temeli olabilir.

Bu bağlamda, söylersek, SEVGİyle büyümüş bir çocuk, kimsenin canını yakmak istemez.

Bu bir “YENİ 8 Mart” yazısıdır. Umarım bu FARKLI yaklaşımı yaşamınıza yedirir ve egemen hale getirirsiniz. İşte o vakit kadına şiddet kendiliğinden son bulacaktır. Kesin ve net.

SİZİ SEVİYORUM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir