Bir şiir daha yazılacak..

birazdan gün ağaracak,
içinde sen olan…
yanımda olmayan sana
bir şiir daha yazılacak.”

Hayata duruşu ve kitap okuma konusundaki kararlığına hayran olduğum sevgili Temel Terzi dostumun aracılığı ile şair-yazar Murat Yener ile tanıştım. İstanbul Kapalıçarşı’da çalışan bir emekçidir şair Yener. Şiirlerinde, neredeyse yaşamının tamamını bulabilirsiniz. Yüreğinin sıcaklığından akan lirik şiirler okuyucunun yüreğini sarmalıyor. İçten, dupduru, sıcacık… “Çırak” adlı ilk kitabında her dörtlükte kendinizi bulacağınız başlıksız şiirler, sonrasında şiirlerin altına tarih düşülerek yazılmış olarak karşımıza çıkıyor. Okuyucu için pek önemli olmasa da yazarı için tarihlerin anlam ifade ettikleri aşikâr. Murat Yener dostumuzun kitapları gerek kapak çalışmaları açısından gerekse şiirlerin içeriyi bakımından gülümseyen ikiz kardeş sıcaklığında…

Murat Yener dostla konuştuğunuzda ne kadar içten, yaşama ve insana dair sevgi dolu olduğunu fark edersiniz. En azından ben, konuşmalarımda bunu fark ettim. Almanya’da doğmuş ve altı yılını, yani yaşamının şekilleneceği en önemli çocukluk dönemini ülkesinden uzak bir yerde, gurbette geçirmiş. İşçi bir babanın çocuğu. Tahminimce çok zor şartların getirmiş olduğu sonuçla şair Yener okuyamamış. Babası gibi emekten yana olmuş ve çalışmış. Düşlerini, çocukluğunu, yaşayamadıklarını, konuşamadıklarını yazmış. Yazma tutkusunun nasıl başladığını ben de merak ettim. İyi ki yazmış. Yoksa dünyanın bu kadar derdini, yüreği nasıl kaldırabilirdi.

Benim zamanlarda sokaklar daha karanlıktı. Annem, babam, beni de sokağa pek salmazlardı. Mümkün olduğunca evin önünde geceden kalma dokuzluk saçmaları kardeşlerimle toplardık. Tek odalı, kiremit çatılı evimizin etrafındaki birkaç evden oluşan mahallenin çocuklarıyla bezden yaptığımız topla oyun oynardık. Uçurtma uçuramadım ben. 12 Eylül’ün izleri tüm hücrelerimizi yaralamıştı. Alt-üst aynı renk pijama giyen görünce bile asker ya da polis zannederdik. Çocuk yaşta kurşun sesleri, öldürülen abilerimizin haberleri ile sarsılırdık. Sevgili Murat Yener dostum da çocukluğunu yarım yamalak yaşayanlardan.

İkinci kitabı Ekim 2020’de Sokak Yayın Grubu’ndan çıkmış. “Söylendiği Kadar Kötü Biri Değilim” başlığı altında 65 şiir, 5 öyküyü bir arada toplamış. Kaybettiği kıymetli tanıdıklarına yazılmış şiirler. İlk düşündüğümü yazmak isterim; keşke öyküleri bir başka kitaba bıraksaydı.

Kendi hayatını roman tadında yazmaya başlayan yazar-şair sevgili Murat Yener’e başarılar diliyor, köşe yazımı kendisine ait “Pencere” adlı şiiriyle noktalıyorum.

Pencerem
Boş bahçesine bakar gri bir binanın.
İçime adın soyadın dağılır
Ve yürüyerek biriktirirler yolu, kalbime giderken
küçük esnafların çilli çocukları şahittir.

Pencerem
Sana bakar.
Ne zaman hicazlı ve rakılı bir aşk düşünsem
Ne zaman yağmurlu bir aşk düşünsem
İçime saçların düşer
Bir içe bir sen nasıl düşer bilmem

bilsem zaten seni yazmam.

Pencerem
Saçının kıvrımına bakar.
Tel tel
İpek ipek
Bir hokkabaz romantik bir iç çeker
Şarap tadında gülüşün
O gülüş içimi nasıl sarhoş eder bilmem
bilsem zaten seni yazmam.

Pencerem
Soyut bir sevdadan sana bakar
Ne zaman karlı bir gece düşünsem
İçime kar topağın düşer
Bir içe bir kar topağı nasıl düşer bilmem
Bilsem zaten seni yazmam.
Biraz elçisisin Tanrı’nın
Ne zaman Tanrı’yı düşünsem
İçime Allah’ın düşer
İçime Allah’ın oğlu düşer.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir