Hangimiz rahatı, huzuru, stabil hayatı istemeyiz ki… Konforumuza öyle düşkünüz ki.. Ama iş başa düştüğünde, hayat güllük gülistanlık gitmediğinde o zaman işte hayat acımasızca toplu bir konforsuzluk sunar insana..
Hepimiz için( ihtiyaçlar hiyerarşisinden de bilindiği üzere) güvende ve kontrolün kendimizde olduğu temel ihtiyaç çok önemli tabi ama hayat aynı mevsimler gibi bazen soğuk ve yağışlı ;bazen sıcak ve güneşli.
Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.(La Fontaine)Hayatı bir kelimeyle tanımlayacak olsam ‘mücadele’, betimleyecek olsam ‘buğulu bir cam’ derim.
Güven sarmalından çıkınca bu sefer korku alanı karşımıza çıkar.. Bu alanda birey elalemin düşüncelerinden etkilenir; mazeretle, bahaneler havada uçuşur, özgüven tam oturmamıştır.. Korku, temelleri çocukluğu dayanan yerleşik bir duygu ama kader değil. Bahane sunmak yerine sorumluluk almak, özgüven geliştirici pratikler yapmak, eleştirileri savunmayı öğrenmek, çatışmayla baş etme konusunda deneyimlenmek korkuyu alt etmek için gerekenler…
Bir sonraki alan artık daha çok kendini bulduğun alan olan öğrenme alanı. Öğrenme, hayatın temel bileşeni, çocukken gözlemlerimiz, öğretilenler, aldığımız eğitim sonradan bizi şekillendiriyor aynı bir heykeltaş gibi..bu alanda birey zorluklarla baş ediyor, yeni beceriler geliştiriyor…
Ve konfor bölgesinde zirve gelişim alanı…
Bu alanda birey hayallerinin peşinden koşuyor, yeni hedefler oluşturuyor, hedeflerini fethediyor, amaçlar buluyor…
Hayata bir kere geliyoruz; üretmek, amaçlarımıza ulaşmak hepimizin gayesi olmalı.. Böyle teknoloji ve imkanlarla isteklerimize ulaşmak işten bile değil..
“Karar alırken hep konfor alanında kalmayı sevmem; keşif alanına çıkmak, hayatın yeni yönlerini keşfetmek ve o keşfin heyecanını yaşamak isterim. Sıradan bildik bir hissiyatı değil ; bana kendimi farklı, heyecanlı hissettirecek olan tercihi ararım.”
Doğan Cüceloğlu
Var mısın?, Doğan Cüceloğlu
Önce ruhun tutkusunu katleder konfor düşkünlüğü, sonra cenazesine gider de için için sırıtır.
Halil Cibran
Ermiş, Halil Cibran
