‘Neden herkes bu kadar yalnızken, herkes bu kadar yalnız.’ Bu soruyu duymuşsunuzdur kuvvetle muhtemel.
Aslında bu soru Z kuÅŸağını çok ilgilendiriyor. Popcorn iliÅŸkiler, tahammülsüz dostluklar, hedonik yaÅŸam tarzı, ‘ıssız adam’ yalnızlığı, kontrol edilme ihtimaline olan aşırı hassasiyet…
Bu kadar bireysellik ve haz arayışı bizi izole hale getiriyor gerçekten. Bu durum iliÅŸkilere de yansıyor, en küçük hatada karşı tarafı affetmiyoruz. Oysa herkes hata yapabilir, mükemmel insan yoktur ama o kadar tahammül ve sabır tükenmiÅŸ ki hata toleransı diye bir eÅŸik bile kalmamış… Sonra da tüketim dünyasının iliÅŸkilere etkisi olan sorumluluk almayan, alttan almayan, anlık iliÅŸkiler yaÅŸayan bir nesil ortaya çıkıyor..
Don kiÅŸot arkadaşıyla beraber aslında yel deÄŸirmenlerine karşı deÄŸil tüm haksızlığa, yozlaÅŸmaya, sömürüye savaÅŸ açıyor. Aslında her birey de böyle olmalı toplumda, savaÅŸ açmalı yozlaşıya…
Günümüz ilişkilerine bakıyoruz, hiç görüşmeden, tanımadan, kimseyle tanıştırmadan başlayanı bile var. Ancak bu tarz ilişkilerin biteceği başından belli. Elbette gençlik yaşın verdiği dinamizm ve tezcanlılıkla yeni ilişkiler yaşamak istiyor, ancak doyumsuz ilişkiler uzun solukta güvensizliğe, soyutlanmaya, patolojik kıskançlığa neden olabiliyor.
Yalnızlığımızın ilacı olarak kitaplar, doğa, filmleri görüyor olabiliriz ancak insandır insanın ilacı ..
‘Yalnızlık en içimizdedir. ‘
Oruç Aruoba
‘Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşınca yalnızlık olmaz. ‘
Özdemir ASAF
