Bataklığı kurutan ağaçlar olmalıyız

Yeni bir yıla girmek, yeni umutları taşımak anlamına gelebilir.

Biliyoruz ki, yaşam koşullarının gün geçtikçe ağırlaştığı, insan ilişkilerinin hızla yozlaşmaya devam ettiği ve bencilliğin hat safhada olduğu karanlık bir dönemin içindeyiz.

Zamanın nasıl hızlı aktığını görebiliyor muyuz?

2022 yılına girişimiz neredeyse dün gibi…

Oysa 2. ayın ortasındayız. Ülkemiz ve dünya konjonktüründe nelerin farkına vardık bilmiyorum.

Böylesi bir dönemde insan kalabilmenin büyük bedeller ödemeyi gerektirdiğini ve insanlık onurunu yaşantısından üstün tutan herkesin ülkemiz ve dünyamız için birer umut ışığı olduğuna inanmamız önemlidir.

Bu anlamda karamsarlığa düşmeyi lügatimizin dışında tutup hayata dört elle sarılmanın bence tam vaktidir.

Her şeye rağmen ve yaşamın onuru adına kısıtlı imkânlarla bile olsa karanlıklara karşı savaşmaya devam etmek tek seçenektir.

Çünkü bu hayatta dürüst olan ve dürüst kalan insanlar da vardır.

Hiçbir şey yapamıyorsak, bu onurlu insanları örnek almak bir kazanım olarak görülebilir.

Aslında başarı kapısı herkese açıktır.

Önceliklerin hızla değiştiği, karın doyurmanın, cepleri doldurmanın ve her şeyi gizlemenin tekele dönüştüğü bir dönemde bence kitapları, şiirleri, müzikleri, sanatı da hayatımızda daha çok dahil etmek gerekir.

Çünkü öncelikle kendimizi okumak, hayatı ve ilişkileri sorgulamak, zamanı doğru ve verimli kullanmak, üretmek ve paylaşmak açlığa karşı savaşmanın, yani direnmenin başka bir boyutudur.

Tam bu noktada kalbimizde yer edinmiş güzel insanları unutmadan, hal hatırlarını sormak ve dostluğu hatırlatmak görevimiz olmalıdır.

Kalbimizi temiz tutmak boynumuzun borcu olmalıdır.

Yaşadığımız bu aşağılık sistemin bataklığında ne olacağımıza biz kendimiz karar veririz.

Işığın galip geleceğine, karanlıkların yırtılacağına olan inancımızı kaybetmeden bataklığı kurutan ağaçlar olmalıyız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir