O bir güneş (Ali Şeriati)

Dr. Ali Şeriati 1977 yılına kadar yaşamsal karanlıkları aydınlatmak için birbirinden değerli fikirleri ile kitaplarıyla hayatta ciddi katkılar sundu. İranlı toplumbilimci ve İslam düşünürüdür. Paris’te doktora yaptıktan sonra İran’a döndü. Kadro, unvan ve servetin dışında bir hayat sürdü. Hatta kelimelerin anlatmaktan aciz kaldığı, dilin anlatamadığı birçok olay yaşadı. Haklı olduğu halde, haksızlaştırılmış, güçlü olduğu halde güçsüzleştirilmiş ve zaafa uğratılmış aydın bir insan olarak, sadece kendi ülkesinde değil, bütün dünyada nam saldı. Kendisine yaşatılan bütün kötülüklere rağmen yılmadan inandığı doğruları söylemeye devam etti. Yüce varlığın rızasını kazanacak etkenler dahilinde hareket etmeye ve etrafındaki insanları etkilemeye devam etti. Değiştirici ve dönüştürücü zekası, fikirleri ve yaptıklarıyla iktidarın hedefi haline geldi. Tutuklandı. Acılar çekti. “Serbest” bırakıldıktan sonra da düşünmeyi ve konuşmayı sürdürdü. Kısa süren hayatı; düşünme, konuşma, yazma ve yol gösterme ile dolu geçti. İran gençliği üzerindeki etkilerinden rahatsız olan yönetim, daha önce de denenmiş bir düzene başvurdu: Ali Şeriati’ye yurtdışına çıkış izni verdi (Mayıs 1977). Bu çıkışından bir ay sonra Londra’da, “eceli ile ölmesi” sağlanarak, gizli ellerle şehit edildi (18/19 Haziran 1977). Şehadeti, onu büsbütün simgeleştirdi ve etkisini güçlendirdi. Ali Şeriati’yi susturduğunu zannedenler yanılmıştı. Çünkü o fikirleri ile aydınlatan ve sonsuza kadar yaşayacak olan bir güneşti. Ali şeriati’nin yaşama yön veren sözlerini hatırlayalım:

1. “Ben sizi rahatlatmaya değil, rahatsız etmeye geldim.

Ben esrar, eroin miyim ki, sizi rahatlatayım?”

2. “Sadece devletin konuşma hakkına sahip olduğu bir memlekette hiçbir söze inanmayın.”

3. “Bir yerde yangın varken biri seni ibadet etmeye çağırıyorsa, bil ki bu bir hainin davetidir.”

4. Kuran’ın ilk emri Oku’dur, “işit” değil.

5. Esas fakirlik…

“Her yerde olan fakirlik, açlık ya da açıklık değildir. Fakirlik para ve altına sahip olamama da değildir. Fakirlik, sahafta satılmamış bir kitabın üzerindeki tozdur. Fakirlik, kağıt imha makinasında, gazete parçalayan bir bıçaktır. Fakirlik, arabanın camından dışarıya atılmış muz kabuğudur. Fakirlik yemeksiz geçirilen bir gece değildir, fakirlik “düşünmeden” geçirilen bir gecedir”.

6. “Düşünme, itaat et” diyenlere değil; “düşün, sor, sorgula” diyenlere kulak ver.

7. “Şimdiki köleler taksitle yaşayıp, borçlu ölüyor.”

8. “Sonradan ilahi adalet diye adaleti göklere çıkardılar ki, yeryüzünde ondan söz edilmesin.”

9. Bir Müslüman görürüz; sesini çıkarmaz, olup biteni dinlemez, hiçbir şey umurunda değildir; ama kendi düzeni ve tezgahı en küçük bir darbeye uğrasa, feryadı arşa yükselir. Ama her gün yaşanmakta olan facialar onda, bir gazete haberi kadar bile merak uyandırmaz.

“Allah’ım kereminle bizi…” diye dua etmesinin ne etkisi olur? “Bizi” ne demektir?

10. “Tribünden gelen sesler süren savaşlardaki mazlumun sesini kısıyorsa adına futbol dediğiniz oyun da afyondur!”

11. “Dindar bir toplumu ancak din adına, din alimleri kandırabilirdi ve öyle de oldu.”

12. “Okuyun. Zira mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor!”

Savaşların ve ölümlerin devam ettiği dünyamızda bir güneş olan Ali Şeriati’yi okumaya ve anlamaya davet ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir