Yazarlar nasıl okuyor? (2)

Orhan Okay

Şiir okumada şartlar ağır olur

Okumanın yeri, zamanı ve diğer şartları okuyana göre değişir. Benim için türlere ve günün saatlerine ayrılmış bir okuma şekli yoktur. Çok defa birkaç kitaba birden başlarım, bu okumaların her biri ayrı yerlerde ve ayrı saatlerde varlığını sürdürür. Nispeten hafif kitaplar (hikâye, roman, deneme vs.) için otobüs, metro veya yatarken uykuya yakın saatler olabilir. Not almam gerekiyorsa masa başında olurum. Bu gibi okumalarımda bazen bir bilgiyi tahkik için kaynaklara, başka kitaplara baktığım da olur. Altını çizmekten ziyade önemli veya bana göre aykırı, yanlış gördüğüm yerlerde kitap kenarına kurşunkalemle X koyup küçük açıklamalar yaparım. Yavaş okurum, bazen gerilere de dönerim. Sessizlik aramam. Şiir okumada şartlar ağır olur. O zaman yalnız olmayı ve yüksek sesle ve çok tekrarlarla okumayı tercih ederim.

*

Fatma K. BarbarosoÄŸlu

Yavaş yavaş okunur, renk renk çizilir

Okumak bir haldir ve bütün haller gibi havf ile reca arasında geçer. Kitapların zamanı vardır. Önce zamanlarına göre ayrılır kitaplar: BeÅŸ dakikalık, on dakikalık ve kesintisiz zamanların kitabı. Bir ÅŸiir kitabı ayakkabılığın üzerine yerleÅŸtirilir mesela. Sanki unutulmuÅŸ gibi. DeÄŸil aslında. Her kapı çalışta otomatiÄŸe basılıp, gelmekte olanın yukarı çıkacağı zamana kadar okunacak bir ÅŸiir için demlenmektedir kitap orada. Günde en az beÅŸ defa o kitap oradan alınır iki dakika içinde, bir sayfa açılır ve tane tane okunur. İki dakika iÅŸte o an 48 saate denktir. Zaman geniÅŸlemiÅŸtir. Åžiirler de iki türlü okunur. Kahramanlar için okunacak ÅŸiirler, beni benden kurtaracak ÅŸiirler. Kahramanlar için okunacak ÅŸiirler için kitaplara gidilir. Beni benden kurtaracak ÅŸiirler gelir. Bir ihsan olarak gelir. Ya ÅŸairi imzalayıp göndermiÅŸtir ya da bir dostun kütüphanesinde ayaküstü bakılırken, şöyle bir ÅŸiir kitabı seçilip, tefe’ül edilmiÅŸken. Bir ihsan olarak gelmiÅŸ ve beni bulmuÅŸ kitaplar bütün bir sene okunur. Okunur. Okunur. Yılın sonunda şöyle bir kayıt düşülür: Åžeyh Galip ile yanılan yıldı. Ya da Turgut Uyar’ın yeniden keÅŸfiydi. Ya da bütün sene bir mısra idi aslında: Çırpını çırpını giden atlardan indik. Öyküler can suyudur. Zor geçecek bir güne direnmek için ille de öykü. Öykü merhemdir çünkü. Hem yazan için, hem okuyan için. Sabah sabah kahvaltı hazırlanmak için girilmiÅŸ mutfakta; hemen zeytinlerin, peynirlerin yanı başında bir öykü okunuverir. Tamam olmuÅŸtur iÅŸte. Öyküden hoÅŸ bir name kalmıştır. Gün boyu o name dünyanın bütün kırıcı incitici seslerinden koruyacak bir dost olarak içinizde dolaÅŸmaya devam edecektir. Kesintisiz zamanların kitapları için ille de defter, ille de içi renk renk yumuÅŸak uçlu kuru kalemlerle doldurulmuÅŸ bir kalem kutusu gerekir. YavaÅŸ yavaÅŸ okunur. Renk renk çizilir. Dışardan görenler okumuyor da resim yapıyor sanabilir. Beis yok. Her yerde yazabilirim. Her yerde okuyamam ama. Ses ve gürültü altında yazabilirim. Ses ve gürültü altında okuyamam asla. Yazmadan yaÅŸayabilirim. Okumayandan. Bilmiyorum. Hiç kitapsız kalmadım.

*

İbrahim Yıldırım

Gerçek edebiyatı hızlı okumam

Hiçbir okuma ritüelim yok. Her yerde, her zaman okuyabilirim. Satırların altını çizmem ama bazen sayfa kenarlarına not alırım. Yazarlığın dışında mesleğim reklamcılık. Dolayısıyla bazıları için gereksiz sayılabilecek bir sürü şeyi öğrenmem gerekiyor; hem de çok sık! Bundan dolayı kendimce bir hızlı okuma yöntemi geliştirdim. Ancak bu yöntemi gerçek edebiyat yapıtlarına uygulamam. Kendi kitaplarıma zaman zaman göz attığım olur. Geceleri de yazan ve okuyan biriyim. Tür ayrımı yapmam. Önem verdiğim kitapları okumak için, daha sessiz olduğu için geceyi yeğlerim. Bu, şiir de, felsefe de, roman da olabilir. Birkaç kitabı bir arada okuduğum çok olmuştur. Kimi zaman hızlı okuma yöntemiyle günde iki kitap bitirdiğim olur. Ama bunlar kesinlikle gerçek edebiyat yapıtları değildir.

*

Mehmet H. DoÄŸan

Mürekkep kokusu yorgunluğumu giderir

Daha çok koltukta ve gece yatarken okurum. Türler için okuma zamanım yoktur. O gün dergiler çıkmıştır, özellikle onları okumaya çalışırım. Yolda şiir ve roman, biraz da dergi okumayı severim. Birkaç türü aynı anda okurum. Başucumda devamlı okuduğum birkaç eser vardır, bu roman, şiir veya dergi olabilir. Eğer bir kitap ağır gelmişse veya sıkılmışsam diğer kitaba geçerim. Bu tür değişik okumalar, insanı çıkmazlardan korur. Bir yerde kitap ilerlemediği zaman diğer bir türe geçmek okumayı kolaylaştırır. Kurşun kalemle derkenar dedikleri kitabın kenarına veya kitabın sonunda boş sayfalar varsa, ileride yazacağım eleştiriler için not alırım. Özellikle yeni kitaplarım geldiğinde, o kitaptan aldığım mürekkep kokusu, bütün yorgunluğumu giderir. Kendi kitaplarımı yeni baskılarından evvel, dizgi yanlışları veya düzeltmeler için yeniden okurum. Çok hızlı okumam ve hızlı okuma kursları gibi faaliyetlere de hiç inanmam.

*

Enver Ercan

Kitabı kıvırıp cebime soktuğum da olur

Eskiden satırları çizmek gibi bir alışkanlığım vardı, bıraktım: İçselleştirememişsem öylece orada kalıyordu. Yine de zaman zaman not alıyorum. Kitabı iki biçimde okursam anlayabiliyordum: Otobüste, orta kapının boşluğunda ve evde yere uzanarak. Bu olanakları yitireli beri (şimdi evim iskelenin tam karşısında ve evde her şey üst üste!) 5-6 yıldır masada okuyorum. Artık bir çalışma masası edinmenin zamanı geldi aslında. İyiden iyiye istiyorum sanki. Kitabı evire çevire okurum, kıvırıp cebime soktuğum da olur. Çok hırpalamam gerçi. Zaten kitaplığımda kalması gerekmiyorsa, okuyacağını bildiğim birine veririm. Arşiv duygusu pek yoktur bende. Hiç desem daha doğru: Yayımlanmış kitaplarımın ve yayımladığım kitap ve dergilerin bile elimin altında tam takım örneği yoktur. Gerektiğinde satın aldığım da olur. Sanırım, geriye bakmadan, şimdi ne yapacağım? sorusuyla yaşayan biri olmamdan kaynaklanıyor bu durum; bir beyhudelik duygusu; korkusu da denebilir. Bir psikiyatrın yorum yapmasına gerek yok: Çocukken dedemi çok severdim; eline geçen her şeyi özenle saklamak, biriktirmek gibi bir alışkanlığı vardı; eğri çivileri bile. Ama öyle güzel hikâyeleri vardı ki! Öldüğünde hepsini kapının önüne koydular. Çatlak bir parfüm şişesini kurtarabildim. O gün bugün bende durur.

*

Ömer Lekesiz

Kitabı hırpalayarak okuyorum

Kitap okumak, rızkımı kazanmaktan arta kalan aktif zamanlarımdaki asli işlerimden biridir. Kitabı, çalışma odamda okumayı tercih ederim. Çünkü okurken yer yer not alarak, çoğunlukla çizerek, konuya, düşüncelerin çağrışımlarına uygun küçük notlar ekleyerek okurum. Çalışma odamdan uzak kaldığım zamanlarda ise daha önce okuduğum kitapları okumayı seçerim. Kütüphane alışkanlığım yoktur. Bu nedenle ihtiyaç duyduğum kitapları satın alır, onu tekrar elden çıkarmayı düşünmeksizin, hırpalayarak okurum. Bu hırpalama benim için kitapla, yazarıyla aramdaki mesafeyi yok etme, kitaba, yazarının düşüncelerine gereğince nüfuz etme anlamını taşır.

*

Aydın Afacan

Yeni bir kitabın kokusu…

EÄŸer bir inceleme konusu yapacaksam bazen altını çizerek okurum. Her yerde okurum; otobüste, koltukta, masada… Türlere göre bir zamanım yok ama, bazen -tam çıkmak üzereyken- bildiÄŸim bir ÅŸiiri kitaplıktan bulup okumak güne baÅŸlamak için iyi geliyor. Åžiirlerimi daha çok okurum; bazen de inceleme ve diÄŸer yazılarımı… Yeni bir kitabın kokusu, dünyanın en güzel kokularındandır. Yeni bir yolculuÄŸun kokusudur çünkü, menekÅŸe kokusu, gül kokusu gibi…

(DEVAM EDECEK)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir