Yazmak hakkında (2)

Yazma becerisi her şeyden önce yorum yapabilme yeteneğidir. Bunun için öncelikle kişinin bilgi ve birikime sahip olması gerekir.

Gazete ve dergilerden toplanan kupürlerin de fikir üretmede, geliştirmede çok büyük katkısı vardır. Bu bakımdan yazı yazacak olan kişi, çeşitli konularda kaynaklarını zenginleştirme gayreti içerisinde olmalıdır.

“Yazma eylemi düşüncenin bir ürünüdür. İnsanlar genelde duygularını ÅŸiirle; düşüncelerini nesirle dile getirirler.

Yazma eyleminde, konuÅŸmadan farklı olarak kalıcılık vardır. Bir yazıyı yazıp bitirdikten ve muhatabına ulaÅŸtırdıktan sonra geri dönüp onu düzeltme imkânı yoktur. Dolayısıyla yazma düşünülerek, planlanarak ve özenilerek yapılmak durumundadır. Bu yüzden diÄŸer becerilere göre yazma, üzerinde daha çok düşünülmesi, çalışılması ve eÄŸitiminin yapılması gereken bir beceridir.” (Doç. Dr. Ali Fuat Arıcı-Doç. Dr. Suat Ungan, “Yazılı Anlatım El Kitabı?”, Pegem Akademi Yayınları, 2012)

Yazıda en önemli unsur başlığıdır. Çünkü konuyu yansıtır.

Bir yazıya başlık koyarken şu hususa dikkat edilmelidir:

Başlık yazının konusu ile alakalı olmalıdır. Kısa ve öz olmalıdır. İlgi çekici olmalıdır.

Goethe, “Her bakış bir gözlem, her gözlem bir düşünce, her düşünce baÄŸlantı ve iliÅŸki doÄŸurur” demektedir. Dolayısıyla iyi bir gözlemci olunmalıdır.

Düşünme merakla başlar, şüpheyle devam eder. Düşünmeye önem verilmelidir.

Bir kitap yazabilmek için bir kütüphane dolusu kitap okumak gerekir. Ünlü denemeci Bacon, “Kurnaz insanlar okumayı küçümserler, basit insanlar ona hayran olurlar; akıllı insanlar ondan yararlanırlar.” der. Onun için okumaya önem verilmelidir.

Dünya çapında ün yapmış ve başarı kazanmış kişilerin ortak yönlerinin, kitapları sevmeleri olduğu söylenir.

Eflatun: “Gözlemle, dinle, sus, az yargıla, çok sor!” diyerek öğrenmede dinlemenin önemini vurgulamıştır.

Taklide deÄŸil kendine güvenmek gerekir. Sanat, kendine güvenden kaynaklanır. Andre Gide’in ÅŸu sözleri çok önemlidir: “Kendi tutumunu ara. Bir baÅŸkasının da senin kadar iyi yapabileceÄŸi bir ÅŸeyi yapma. Bir baÅŸkasının da senin kadar iyi söyleyebileceÄŸini söyleme, senin kadar iyi yazabileceÄŸini yazma. Kendinde, kendinden baÅŸka hiçbir yerde bulunmadığını sezdiÄŸine baÄŸlan ve kendinden sabırla, ya da sabırsızlıkla varlıkların en yeri doldurmasını yarat!”

NASIL YAZAR OLUNUR?

“Türkiye, kitap okuma konusunda birçok Afrika ülkelerinin ne yazık ki, gerisinde kalmış durumda. Japonya’da toplumun yüzde 14’ü, Amerika’da yüzde 12’si, İngiltere ve Fransa’da yüzde 21’i düzenli kitap okurken; Türkiye’de yalnızca binde 1 kiÅŸi düzenli kitap okuyor.

Bir Japon yılda ortalama 25 kitap, bir İsviçreli yılda ortalama 10 kitap, bir Fransız yılda ortalama 7 kitap, bir Türk ise ortalama 10 yılda ancak bir kitap okuyor.

Kitap okuyan toplumlarla; okumayan toplumların özgürlük ve demokrasi algıları her zaman farklı olmuştur. Okuma, öğrenme, araştırma sorununu çözmüş ülkelerde; ne açlık, ne işsizlik, ne kadın cinayetleri; ne de küçük gelinler gibi sosyal yaralar olmaz.

Önce, “Neden yazar olmak istiyorsunuz?” sorusunu cevaplamanız gerekiyor. Bu iÅŸten para kazanmayı düşünüyorsanız vazgeçin. Gidip pazarda limon satın; getirisi daha yüksek olacaktır. Yaptığınız iÅŸe saygı duymayanların alaycı bakışlarına hazırlıklı olun; çünkü iki satır yazamayanlar başınıza eleÅŸtirmen kesilecektir. Art niyetli yayınevlerinin tuzaklarına karşı hazırlıklı olun! BirçoÄŸu ellerine ovuÅŸturup sizi bekleyecektir. Ciddi yayınevleri bulmaya çalışın. Mutlaka, çalışmalarınızı dergilere gönderin; yarışmalara katılın. Bu size, doÄŸru yolda olup olmadığınızı gösterecektir. İlk yazdığınız eserlerden yüksek satışlar bekleyip hayal kırıklığına uÄŸramayın. Bu ülkede yüksek satış yapan yazar sayısı, iki elin on parmağını geçmez. Ne yazık ki, okur sayısının yazar sayısından az olduÄŸu bir memlekette yaşıyoruz.

Yazma iÅŸini, keyif alıyorsanız yapın. Büyük bir sabır ve çalışmayla mutlaka bir gün emeÄŸinizin karşılığını alacaksınız…” (Orhun Veli Batu, İLESAM İlim ve Edebiyat Dergisi, Sayı: 2, Ekim-Kasım-Aralık 2016, s. 56)

Niçin yazılır?

Kimileri kavga etmek için yazar.

Kimileri savunmak için yazar.

Kimileri de suçlamak için yazar.

Kimileri bazı soruların cevabını aramak için yazar.

Kimileri yanlış bulduğu toplum düzenini düzeltmek için yazar.

Kimileri kendisi için yazdığını söyler.

Kimileri de halk için.

Kimileri tarihe not düşmek için yazar.

Kimileri düşüncesini yazar.

Kimileri derdini anlatmak için yazar.

Velhasıl herkesin yazmak için bir sebebi vardır.

(BİTTİ)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir