Eser üzerinde oynama (1)

ESER SADELEŞTİRME

Eski metinlerin güncellenmesi, sadeleştirilerek yeniden yayınlanması dile dair en önemli meselelerden biri. Yıllardır tartışılan bu meselde iki önemli husus söz konusu oluyor. Bunlardan birisi sadeleştirmeyi yapan kişinin metnin yazarı kadar dile hâkim olması gerekliliği. Aksi halde, yazarın yüklediği anlam kısmen veya tamamen değişebiliyor ve bu durum eserde telafisi zor kayıplara sebep olabiliyor. Bir diğer husus ise eserin tahrip edileceği korkusu. Öte yandan esere hiç dokunmamak da yeni neslin, eski ve çok değerli birçok eserden ayrı kalmasına sebebiyet verebiliyor.

Eserler sadeleştikçe okuyucu üzerinde etkisini kaybediyor ve bu metot okuyucuyu kolaya alıştırarak onu yeni kelimeler öğrenmekten alıkoyuyor. Böyle olunca da zaten çeviri eserler okuya okuya dili küçülen günümüz okuyucusunu Türkçe klasikler de kurtaramıyor.

Bazı yayınevleri böyle eski eserlerin hem özgün halini hem de sadeleşmiş (günümüz Türkçesiyle) halini yayınlıyorlar. Bazı yayınevleri de sadece sadeleştirilmiş halini yayınlıyor. Ayrıca orijinal halini yayınlayıp sonuna sözlük ekleyen, dipnotlarla anlaşılmasına yardımcı olan yayınevleri de bulunmaktadır.

Bir metin sadeleştirildiğinde karakteristiği kayboluyor. Açıklamalı orijinal metin baskıları daha doğrudur. Eski kullanımdan gelen kelimelerin hemen yanına parantez içinde veya aynı sayfada dipnot olarak sunulanlar da vardır.

Bu konuda bazı görüşler şöyledir:

BeÅŸir AYVAZOÄžLU (Yazar)

Elbette, sadeleÅŸtirme dilde fakirleÅŸmeyi ve yozlaÅŸmayı geçmiÅŸe de taşımak demektir. Türkiye’de bir süredir eski yazarların eserleri güya daha anlaşılır kılınmak için geliÅŸigüzel sadeleÅŸtiriliyor. SadeleÅŸtirilmiÅŸ bir metin, artık baÅŸka bir metindir. Herhangi bir yazarın sadeleÅŸtirilmiÅŸ eserlerini okursanız, onu okumuÅŸ olmazsınız. Bir yazar üslûbuyla vardır; üslûp yazarın dile ilâve ettiÄŸi hususi renktir, zenginliktir. Dil bakımından eskidiÄŸini düşündüğünüz metinlerin genç nesillerce anlaşılmasını mı istiyorsunuz, sayfa altlarına dipnotlar düşerek gerekli açıklamaları yaparsınız. SadeleÅŸtirmeyi yapan kiÅŸilerin ehil olup olmaması da o kadar önemli deÄŸil. Tabii ehil olmayan kiÅŸiler, iÅŸi faciaya dönüştürüyorlar. Daha da kötüsü, sadeleÅŸtirme yapılırken metne geliÅŸigüzel ilaveler yapılması, hatta zaman zaman bazı ifadelerin ideolojik mülâhazalarla çıkarılmasıdır. Yayıncılar, dili anlaşılmayan kitapların ticarî olmadığını söylüyorlar. Kendi açılarından elbette haklıdırlar. Ama ticarî kaygılarla edebî eserleri tahrip etmek hiç ahlakî deÄŸildir. “Ne yapılmalıdır?” sorusunun cevabına gelince: Genç nesillerin kelime hazinelerini hiç deÄŸilse Cumhuriyet devrinde yazılmış eserleri okuyup anlayabilmelerini saÄŸlayacak bir Türkçe eÄŸitiminin ÅŸartlarını ve imkânlarını hazırlamak gerekir. Ve daha da önemlisi, üç-beÅŸ yüz kelimelik bir daÄŸarcıkla yapılan bir okumanın hiçbir fayda saÄŸlamayacağını öğretmek.

*

Erhan GÜNGÖR (İnsan Yayınları-Editör)

Kanaatimce, daha 50-100 sene önce eserleri bile sadeleÅŸtirme ihtiyacı duyuyorsak, bu dilimizin kısırlaÅŸtığını ve hatta soysuzlaÅŸtığını gösterir. Bunu ÅŸunun için söylüyorum. Bugün bir İngiliz 500 sene önce yaÅŸamış olan Shakespeare’i veya bir İranlı 1000 sene önce yazılmış olan Åžahname’yi rahatlıkla okuyabiliyor ve anlayabiliyorsa sorun bizde demektir. Yani sadeleÅŸtirmeye duyulan ihtiyaç, gelenekten ne kadar koptuÄŸumuzun ve köksüzleÅŸtiÄŸimizin trajik bir göstergesidir.

Hal bu iken, içinde bulunduğumuz gerçekliği de göz önünde bulundurarak sadeleştirmeye kökten karşı çıkmak da pek yapıcı bir tutum gibi gözükmüyor. Bu sebeple sadeleştirmeye toptan karşı çıkmak yerine, bunun niteliği hakkında konuşmak daha doğru olur. Burada aslında tüm çevirilerde karşılaşılan anlamın ve üslubun muhafazası sorunu karşımıza çıkıyor. Diğer bir sorun da üslubun muhafazasıdır. Sadeleştirme yapan şahıs klasik ve çağdaş edebiyatımıza vakıf değilse, ayrıca edebi zevkten de mahrumsa bu noktada da maalesef hüsranla karşılaşmak kaçınılmaz oluyor.

Hulasa, sadeleştirme günümüzde kaçınılmaz bir durumdur. Fakat bunu yaparken metnin anlam ve üslubunu olabildiğince korumak da elzem bir husustur.

*

Hamdi AKYOL (İz Yayıncılık-Editör)

SadeleÅŸtirme, baÅŸarılı bir ÅŸekilde yapıldığında “gerekli” bir iÅŸlemdir. Kimi hâtırat türü eserler günümüz okuru için anlaşılabilir seviyede iken, özellikle bürokratların ve ilim adamlarının eserleri için aynı durum söz konusu deÄŸildir. Bu türden eserler, çok aÄŸdalı bir Osmanlıca ile yazıldığından, “genel okuyucu kitlesi” dediÄŸimiz günümüz okurunun anlayabilmesi mümkün deÄŸildir. Üslûp ve günümüze ulaÅŸmış kelimeler muhafaza edilerek yapılmış, “telif tadında” sadeleÅŸtirmeler, çok sayıda kıymetli eserin günışığına çıkmasını saÄŸlamıştır. Bu anlamda bir yozlaÅŸmadan bahsetmemiz mümkün deÄŸil. Ancak, iÅŸinin ehli olmayan insanlarca yapılmış, çok sayıda “sadeleÅŸtirme faciası”ndan söz etmemiz gerekiyor. Bu tür kötü çalışmalar, maalesef pek çok kıymetli eserin zâyi olmasına neden olmakta. Hatta çok yakınlarda okuduÄŸum böylesi bir sadeleÅŸtirmede geçen bir cümle, buna iyi bir örnektir. “PadiÅŸah kurenâsı ile sohbet etmekteyken…” ibaresinde, sadeleÅŸtiren kiÅŸi “kurenâ” kelimesini (yakın çevresi demektir) “kurna” olarak okumuÅŸ ve metni şöyle günümüze aktarmış: “PadiÅŸah hamamın kurnasında sohbet etmekteyken…”

*

Münir ÜSTÜN (Basın Yayın Birliği Derneği Başkanı)

SadeleÅŸtirme deyince aklıma hemen “çeviri cinayettir” sözü geliyor. Aynı sözü sadeleÅŸtirme için de kullanabiliriz. Edebi bir eseri ilk yazıldığı ÅŸeklinden alıp baÅŸka bir forma dönüştürme iÅŸini eÄŸer ehil eller yapacaksa bu çok iyi olur. Ama bugün öyle kitaplar yayınlanıyor ki, hem dilimiz hem öz kültürümüz bundan çok olumsuz etkileniyor. Bazı kitaplarda ideolojik, bazı kitaplarda dini müdahalelerde bulunuluyor ve iÅŸin içinden çıkamaz hale geliyorsunuz. Edebi eserleri sadeleÅŸtirirken aslına sadık kalınmalı ve gerekirse dipnot kullanılarak okuyucuya rehber verilmeli. Kıymetli eserlerin mutlaka çocuklarımız, gençlerimiz tarafından okunması gerekir. SadeleÅŸtirme edebiyatı bilen, dile hâkim uzman edebiyatçı, akademisyen ve yazar tarafından yapılırsa hiçbir sorun çıkmayacağını düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir