Bugün siz sevgili okurlarımla paylaşmak istediğim hadise, miras paylaşımındaki adaletsizlik ve kadınların bu noktada yaşadığı mağduriyet. Aile sistemi alanında uzmanlaşmış bir terapist olarak, konunun daha net kavranabilmesi için giriş babında sağlıklı aile sisteminde esas olan temel yasalardan üç tanesine parmak basmak isterim. Bunlar sırasıyla;
Aidiyet yasası
Düzen yasası
Denge yasası
Hem kişisel hem de kolektif vicdanın gelişmesi için bu yasalar hayati önemdedir. Bu açıdan söz konusu yasalara kısaca bir göz atalım.
Aidiyet yasası: bir ailedeki herkes eşit derecede o ailenin bir parçasıdır. Kim olduğuna yada ne yaptığına bakılmaksızın ailenin her üyesi eşit haklara sahiptir.
Düzen yasası: üyelerin kıdemleri aileye katılma zamanlarına göre belirlenir. Düzen (hiyerarşi) yasası, dünyaya gelip ailenin bir parçası olduğumuz anda kendiliğinden gelişen, varoluşsal bir yasadır.
Denge yasası: sadece kendimizin değil önceki nesillerin hatalarının da bedelini ödemeye zorlar. Bu şu demek; geçmişte ailede yaşanmış ve telafi edilmemiş bütün olumsuzlukların acısı sonraki nesillerden çıkar. Aile sistemindeki kolektif vicdan kefaret ödenene kadar bu sorumluluğu nesilden nesle aktarır.
Sağlıklı aile sisteminin nasıl işlediğini kısaca tanımladıktan sonra bugünkü konumuz olan miras meselesini bu bağlamda ele alabiliriz.
Miras olayı; inanç, kültür, bilgi birikimi, sanat, kitap vb. çok şey ifade edebilir. Miras deyip geçmeyin derken tam da bu noktanın altını çizmek istiyoruz. Ancak bugün konumuzu mirasın maddi kısmıyla sınırlı tutacağız.
Kadın deyince mağduriyet gelir akla. Kadın ve miras ise çifte mağduriyet demektir. Anlayacağınız, kadın miras konusunda da yok hükmündedir.
Aile erkeğin reisliği üzerine kurgulanmışsa ve bireyler eşit değilse, demokratik bir aileden bahsedemeyiz. Bu da sağlıksız aile denklemini açığa vurur. Genel itibariyle ülkemizde kadının pek çok anlamda haksızlığa uğradığı ve de mağdur edildiği bilinmektedir. Bu adaletsiz tablonun yansıdığı alanlardan birinin de miras paylaşımı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Son dönemlerde gerek danışanlarımın söylemlerinden gerekse de çevremdeki ailelerde olup bitenlerden miras paylaşımında kabul edilemez adaletsizliklerin yaşandığına tanık oldum. Örneğin miras sorunu yaşayan danışanlarımın ortak cümlesi şu; “bağ, bahçe, ev ne varsa bütün gayrimenkuller erkek kardeşlerimize tapulanıyor. Biz kadınlara ise miras niyetine verilen parayla yetinmemiz isteniyor.”
Ciddi bir haksızlık ve mağduriyet duygusuna yol açan bu uygulama aile sistemindeki yaralara yenilerini eklemektedir. Çözülmemiş bir sorun olarak devam eden bu hukuksuzluk, denge yasası kapsamında nesilden nesle aktarılarak mevcut acıları derinleştirme yönünde bir işlev görmektedir.
Lakin cins ayrımcılığının uç noktalarından biri olarak bu uygulamayı biz kadınlar kabul etmek zorunda değiliz.
Bu satırlardan öncelikle miras paylaşımında mağdur edilmek istenen kadınlara sesleniyorum; bu haksızlığı kabul etmemek sizin elinizde. Eşit bireyler-eşit haklar kuralı gereğince, hakkınızın tamamını alıncaya kadar itiraz etmeye devam edebilirsiniz.
Aileye üye erkekler; lehinize olsa bile bu ayrımcılığa karşı çıkın ve söz konusu mirasın tüm kardeşlere eşit şekilde pay edilmesinden yana olun.
Ailelere dememiz odur ki; miras paylaşımında hakkaniyet ve adalet duygusunu esas alın ve tüm çocuklarınıza haklarını eşit bir şekilde verin. Unutmayalım ki, ‘kolektif vicdan tüm aile üyelerine eşit davranarak, herkesin hakkını eşit şekilde gözetir ve tüm sistemin mutluluğu ve iyiliği için çalışır.’
Aksini yaparak bu vicdanı yaralamayın.
